Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Bir FETÖ okulu hikâyesi ve kurunun yanındaki yaşlar...

YANLIŞ hatırlamıyorsam 2008 veya 2009’du.

O zamanlar Radikal gazetesinde çalışıyordum, bir okuyucumun gönderdiği bir mail ilgimi çekti.

 

Okuyucum eşiyle yeni boşanmıştı, ortak çocuklarını o güne kadar okuduğu özel okuldan almak ve daha ekonomik bir okula göndermek zorunda kalmışlardı.

 

Fakat birkaç ay önce, çocuklarının yeni okulu için arkadaş çevresinde ‘O okul Fetullahçıların’ dendiğini duymuştu. Sonra benzer bir ima Hürriyet’in eğitim sayfasında da çıkınca dayanamamış bana mektup yazmıştı.

 

“Çocuğum ömrü boyunca Fetullahçı okuldan mezun oldu damgasını taşısın istemem” diyordu ama bir yandan da okuldan ne kadar memnun olduğunu anlatıyordu. Okulda tavus kuşları geziyordu, İngilizce eğitim çok iyiydi, çocuğuna dinle ilgili herhangi bir telkin yapılmamıştı vs. Ve tabii okulun fiyatı da çok uygundu.

 

Okuyucuma araştıracağımı söyledim, sağa sola sordum, herkes okul için ‘Fetullahçı’ diyordu.

 

‘SAHİBİ BİZDEN, OKULLAR DEĞİL’

 

Derken tam o günlerde Fetullah Gülen taraftarlarının en önemli cephe örgütlerinden biri olan Gazeteciler Yazarlar Vakfı’ndan bir davet aldım, bir sabah kahvaltısında vakfın önde gelenleriyle sohbet etmem isteniyordu. Gittim, bugün FETÖ’nün üst düzey yöneticisi olmakla suçlanan başta vakıf yöneticisi Mustafa Yeşil olmak üzere pek çok üst düzey isim oradaydı.

 

Açıksözlü bir sohbet oldu, ben cemaati şeffaf olmamakla, gündemi belli olmamakla ve (özellikle ticaret ve medyada) aslında sahip olmaması gerektiği kadar büyük bir güce sahip olmakla eleştirdim, onlar dinledi.

 

Sohbetin sonunda okuyucumun sorusu geldi aklıma, doğrudan sordum: “Bu okul sizin mi?”

 

Cevap doğrudan Mustafa Yeşil’den geldi: “Sahibi bizdendir ama okulların bizimle ilgisi yok.”

 

Bu cevabı ve daha önce edindiğim dedikoduları okuyucuma aktardım, “Karar vermesi zor” dedim. O çocuğunu aldı mı, almadı mı bilmiyorum.

 

SUNUMDA ADI GEÇEN OKUL

 

Ama bu okulun adını bu hafta boyunca yazdığım askeri liselerle ilgili kopya iddialarını içeren ve bir YÖK üyesi tarafından hazırlanan raporda açık açık yazılı görünce pek de şaşırmadım. (YÖK’ün rapor ve sunumla kurumsal bir ilgisi olmadığı bilgisi dün bana aktarıldı ama raporu ve sunumu hazırlayan bir YÖK üyesi.)

 

Söz konusu özel okul bundan yıllar önce sahip değiştirdi, önce bir uluslararası yatırım fonu tarafından alındı. Bu yeni sermaye girişiyle okul operasyonlarını çok büyüttü, İstanbul’da ve pek çok şehirde şubeler açtı, ciddi bir yaygınlık ve marka değeri kazandı.

 

Aynı okul birkaç ay önce bir kez daha el değiştirdi; bu sefer Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a çok yakın bir başka işadamı öncülüğündeki bir grup yatırımcı tarafından o uluslararası yatırım şirketinden devralındı. Dediğim gibi Türkiye’nin en büyük eğitim girişimlerinden biri.

 

Bu hikâyeyi anlattım, çünkü hâlâ 2000-2016 arası askeri liselere girmiş ve kendisinin FETÖ ile ilgisinin olmadığını söyleyen kişilerden mektuplar almaya devam ediyorum.

 

HAYAT BOYU FETÖ’CÜ DAMGASI YEMEK

 

Bu hafta aktardığım rapor, bana göre 2000-2013 arasında yapılan ALS’nin şüpheli kabul edilmesi için yeterli veriyi içeriyordu. Bundan sonrası polisi ve adliyeyi ilgilendiren bir konu. Eminim savcılıklar ALS’nin sorularının çalınması ihtimalini de soruşturuyordur.

 

Ama raporun bir yerinde geçen, benim de yazımda aktardığım “2000-2007 arası askeri liseye girenlerin yüzde 97’si FETÖ’cü” ifadesi ciddi bir alınganlık yaratmış durumda.

 

Burada görev Milli Eğitim Bakanlığı’na düşüyor. 2000’den başlayarak kaç kişi askeri liselere girdi, bunlardan kaçından şüpheleniliyor, kaçından şüphelenilmiyor, bakanlığın en azından savcılık soruşturmasına bu şekilde yardımcı olması gerek.

 

Öte yandan FETÖ’nün doğrudan sahibi olup işlettiği okullardan gelen milyonlarca mezun var aramızda, bugün hepsinin birden FETÖ’cü olduğunu söyleyemeyiz herhalde.

 

Ama işin adli boyutu bir yana bir de insani boyutu var. O bireylerin gündelik hayatta başına gelenler ve gelecekler var. Mesele sadece askeri liselerden ibaret değil yani.

 

Kimse hayatı boyunca üzerinde ‘FETÖ’nün okulundan mezun’ diye damga taşımamalı, bu damga onun bütün hayatını etkilememeli.

 

Evet bir yandan darbeyle mücadele ediyoruz, darbeye bulaşanları adaletin önüne çıkarmaya çalışıyoruz ama bir de masum çocukluğunu şans eseri bu okullarda geçirmiş bireylerimiz var.

 

Kurunun yanında yaşı yakmamalıyız; çok dikkatli olmalıyız.

X