Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

AK Parti’de listelerde Erdoğan’ın ağırlığı ne kadar olacak?

SEÇİM sonuçlarını öğrenmemize kaldı 107 gün.

Ama ondan önce, bugün dahil en geç 32 gün sonra, yani en son 24 Mart’ta partilerin milletvekili aday listeleri Yüksek Seçim Kurulu’na sunulacak.
Bunun anlamı şu: Siyasi partilerimiz bu bir ay boyunca aday listelerini belirlemek için uğraşacaklar ve benim gazetecilik tecrübem bu listelerin son dakika gelene, hatta resmen YSK’ya teslim edilene kadar kesinleşmediğini söylüyor.
Bu seçim öncesinde merak edilen konulardan biri, AK Parti milletvekili aday listesini belirlemede Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ağırlığının ne kadar olacağı konusu.
Sıfır olacak, Erdoğan hiç karışmayacak, çünkü tarafsız ve artık partisiz bir cumhurbaşkanı’ diyene rastlamadım; AK Partililer bile Erdoğan’ın listeler üzerinde belli bir ağırlığı olacağını söylüyor.
Ama bir şeyi de hatırlatıyorlar: ‘Erdoğan, genel başkanlığı döneminde partinin bütün kurullarını sonuna kadar çalıştıran, onların kararlarına da saygı duyan bir liderdi. Elbette onun da kişi bazında tercihleri oluyordu ama liderin doğrudan listeye yazdığı isim sayısı sınırlıydı.’
Geçmişte neredeyse düzenli olarak AK Parti milletvekili grubunun her seçimde yüzde 60’ı aşan oranlarda değiştiği dikkate alınacak olursa bu anlatılana prim vermek gerek. Çokça inanılan efsanenin tersine milletvekili listelerini ağırlıklı olarak parti kurulları oluşturuyordu, bugün de bunun böyle olacağı söyleniyor.
Tamam kurullar çalışacak, Türkiye çapında 550 isimlik listeler hazırlanacak ama mevcut genel başkan Ahmet Davutoğlu’nun veya Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın özel tercihleri, listeye seçilecek sıralardan eklemek isteyecekleri olmayacak mı?
Bu soruyu neredeyse bir aydır gördüğüm her AK Parti önde gelenine soruyorum, aşağı yukarı aldığım cevap da şu:
‘Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın olsa olsa 20-25 kişilik bir listesi olacaktır, zaten AK Partili olan, zaten aday adayı olmuş isimlerden 20-25 kadarının seçilmesi garantili yerlere yazılmasını isteyecektir. Aynı şekilde Başbakan Davutoğlu da, başta yakın bazı çalışma arkadaşları, danışmanları olmak üzere 20-25 ismi seçilmesi garantili sıralara koyacaktır. Parti listesinin geri kalanı eskiden olduğu gibi temayül yoklamaları ve parti kurullarının çalışmaları sonunda belirlenecektir.’
Benim temaslarıma göre neredeyse ‘kolektif’ olan cevabı sizinle paylaşıyorum.


12 Eylül siyasi mimarisinin açtığı yara

SEÇİMLERDE partiler adayları ayrı ayrı yöntemlerle belirliyorlar. Mesela Cumhuriyet Halk Partisi bazı illerde bazı adaylarını önseçim yöntemiyle belirleyecek. Kalan adaylar parti genel merkezi tarafından listedeki sıralarına yerleştirilecek.
AK Parti önseçim yapmayan bir parti. Bugüne kadar adaylarını hem ‘Temayül yoklaması’ adı verilen yöntemle belirlemeye başladılar ama temayül yoklamasında çıkan sonuç kadar önemli olan, son sözü söyleyen genel merkezdeki yetkili üst düzey kurullar ve genel başkan oldu.
Keşke her parti her milletvekili adayını önseçimle, hatta sadece üyelerin değil isteyen bütün seçmenlerin katılacağı birer önseçimle belirlese.
Milletvekilleri genel merkez, hatta genel başkan tarafından belirlendikçe partilerin içindeki otokrasi yükseliyor, genel başkanın herhangi bir sözüne itiraz etmek bile ‘parti disiplinine uymama’ suçu haline gelebiliyor.
Ama maalesef bizim Siyasi Partiler Kanunumuz parti genel merkezlerinin ve partinin karar organlarına tamamen hâkim durumdaki genel başkanların aday listelerini belirlemesine izin veren bir kanun.
Partilerin adayların tamamını veya bir bölümünü genel merkezden belirlemesinin bahanesi, ‘uzman’ veya ‘popüler’ isimleri listeye yazma ihtiyacı. Tabii bu durumda birileri tepeden iniyor, başkaları ise tabanda yıllarca çalıştığı halde milletvekili olamıyor.
Bunlar Türk demokrasisinin öteden beri bilinen, 12 Eylül sonrasının halen geçerli siyasal mimarisinde ise katlanarak büyüyen sorunları.

X