Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Bağ alanları nereye gidiyor

BUGÜN sadece Türk tarım ve gıda sektörü için değil, aynı zamanda ulusal ekonomi için de büyük değer taşıyan iki önemli üründen söz etmek istiyorum. Önce Ege’nin sarı altınına bakalım. Ülkemiz çekirdeksiz kuru üzüm üretiminde dünyada ikinci, ihracatta ise birinci sırada yer alırken, 275-325 bin ton üretim miktarı ile dünya üretiminin yaklaşık yüzde 40’ını karşılıyor. Toplam üretimin yüzde 80-90’ı ihraç ediliyor. Yıllık kuru üzüm ihracatından da yaklaşık 600 milyon dolar gelir elde ediliyor. Bu arada yaş üzüm ihracatının her geçen gün arttığını da hemen belirtelim. Bu yıl beklenen rakam 250 milyon dolar civarında... Şimdi gördüğünüz gibi buraya kadar her şey güzel gidiyor. Ancak son dönemde çok ciddi bir risk ile karşı karşıyayız. Bu önemli konuyu Tariş Üzüm Birliği Başkanı Ali Rıza Türker ile konuştuk.

1 milyon dekara yaklaştı
Türker, “Ege Bölgesi’nde çekirdeksiz üzüm bağ alanları 30 yıl içinde yüzde 100’e yakın genişledi. 1985 yılında 570 bin dekar olan üretim alanı 2013 itibariyle 1 milyon dekara yaklaştı. Halen de bölgede bağ dikimi artıyor. Fidan satış yerlerinde asma fidanı yok satıyor ve Ege Bölgesi kır alanlarında, zeytin yetiştirilen dağ yamaçlarında bile asma fidanı dikimi yapılarak yeni bağ alanlarının kurulmasına büyük bir hızla devam ediliyor” diyor.


Sınırlama getirilmesi şart
Türker, “İhracat oranı dengede seyrederken artan bağ sahaları dikkate alındığında, yakın bir gelecekte üretim miktarının kontrol edilemez bir boyuta taşınacak olmasından büyük kaygı duymaktayım. Yanı sıra asma fidanının tarımsal desteklenme kapsamında olması bu olumsuz sorunu daha da çözülemez hale getiriyor. Üstelik üzümde fındık gibi arz fazlalığı sorunu var. Fındıkta arz fazlalığını gidermek için üreticilere söküm tazminatı ödeniyor, ancak üzümde hem böyle bir tazminat söz konusu değil, hem de fidan teşviki yapılıyor. Bu da ne yazık ki ileride büyük sorunlar yaşanmasına yol açacak. Dolayısıyla çözüm olarak mutlaka üretimin planlanması gerekiyor. Türkiye Tarım Havzaları Üretim ve Destekleme Modeli’nde belirlenmiş hedeflere uyularak bağ alanlarına sınırlama getirilmesini şart görüyoruz” diye konuştu.

Aydın'da fındık olmaz

Gelelim Karadeniz’in yeşil altınına.. Tıpkı üzüm gibi Türkiye fındık ve mamulleri üretiminde küresel ölçekte söz sahibi bir ülke... Ne var ki fındıkta da ciddi bir arz fazlalığı olduğunu yukarıda okudunuz. Hal böyle iken Aydın’ın Kuyucak ilçesinde emekli öğretmen Ali Haydar Yetim fındık üreticiliğine başlamış ve bölgede üretimin yaygınlaşması gerektiğini söylüyor. Bu ilginç gelişmeyi Aydın Ziraat Odası Başkanı Rıza Posacı ise şöyle değerlendiriyor: “Ali Haydar Bey’in iyi niyeti ve girişimciliğini takdir etmemek mümkün değil. Fakat yapılan iş ekonomik ve tarımsal açıdan yanlış. Pazarlama ve talep bakımından çok daha sürdürülebilir bir ürüne yönelmeli bu çiftçi dostumuz. Üretim planlamasının ne kadar önem taşıdığı bu örnekte görüldüğü üzere bir kere daha ortaya çıkıyor. Bütün çiftçilerimizden rica ediyorum. Üretim planlaması yaparken mutlaka İlçe Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlükleri ve ziraat odalarıyla yakın irtibat içinde olsunlar.”

X