"İlber Ortaylı" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "İlber Ortaylı" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
İlber Ortaylı

Hasan Celal Güzel

1968’liler Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde eski Mülkiyelilerin alışmadığı ölçüde yoğun siyaset yaparlardı.

Hasan Celal Güzel

Siyasi parti üyesi olanlar, siyasileri konferanslara davet edenler vardı. Bu davetlerden birinde Behice Boran, Şemsi Kuseyri ve Fahir Armaoğlu NATO’yu tartışmak için çağrılmıştı. Daveti yapanların başında Hasan Celal Güzel geliyordu. Kuşkusuz TİP’le hiçbir ilgisi yoktu. Bu açık oturumda konuşulanları hayat boyu unutmadım, birçok insan da unutmadı. İlgili ve hatta gergin derecede sorular soran öğrenci kitlesine rağmen nezaket dışı bir olay da söz konusu olmadı.

‘DOĞRUCU DAVUT’TU

Sonra Türk müziği gecesi tertiplendi. İsmâil Bahâ Sürelsan ve ekibi. Birçoğumuz klasik Türk müziğinin en önemli eserlerini o gün dinledik ve yine bir musiki tartışması oldu. Tertipçilerin başında Hasan Celal Güzel ve Emine Bağlı (Yüksel) vardı.

1968’liler sağcı ve solcuydu. Hem de sıradan gençler değillerdi. O yılın mezunları Türkiye’nin siyaset ufuklarını kapladı ve tehlikeli siyasi günlerde Uluç Gürkan’la Hasan Celal Güzel, Murat Karayalçın’la Mehmet Keçeciler bir araya gelip siyasi hayatın derinliklerindeki bazı tünelleri aşmayı bildiler. Bu atmosfer sonraları devam etmedi. Hasan Celal muhabbetinde de, hicvinde de, tenkidinde de abartılı bir Antepli gençti. Bütün Antepliler gibi farklı siyasi görüşleri olanların aynı akraba çevresinde bir arada bulunmalarından ileri gelen rahatlık onda da vardı. Benim her zaman çok takdir ettiğim rahmetli Ali İhsan Gögüş onun dayısıydı. Antep yemeklerini yerken ölçüyü kaçırırdı. Dürüstlüğünde de Allah’a şükür çıtası yüksekteydi. İyi bir hekim ve akademisyen olan kızı Elif’i hayatında ancak birkaç kere görebildim. Oğlu Mustafa’yla daha çok senlibenli olduk. Bu çocuklara bakanlıklara çıkan babaları ve müsteşarlığa kadar çıkan anneleri Ülker’in hiçbir imtiyaz bahşettiğini, korumacılık yaptığını ne gördüm ne de işittim. İki çocuk da kendi yaptıkları kadar ve kendi yeteneklerine göre yürüdüler. Hasan Celal ANAP’ta çok daha yüksek yere çıkabilirdi, çıkamadı çünkü doğrucu davutçuluk çok kişinin hoşuna gitmez, böyle bir ikinci doğrucu siyasetçi de Adnan Kahveci’ydi.    

% 80 KAVGA EDERDİK

Hasan’la okulun son iki senesinde çok yakın görüşürdük. Zamana vurulsa yüzde 80 kavga ederdik, ertesi gün unutulurdu. Daha yakın arkadaşlarıyla da tatlı sert devam ettiği malum. O ANAP’a girmedi, ANAP ve Turgut Özal onu zorla çekti, başka çareleri de yoktu. Döviz mevzuatını değiştiren, ANAP’ın ilk andaki reformlarını yürütenler, öyle sözde çok seçkin kadrolar değildi. Hasan Celal, Vahit Erdem ve Mülkiyeli takım bu işleri yaptı. Müsteşarlık makamında bir fil gibi okuyup çalışan adam, her şeyi bizzat kendi okur, kendi yazar ve ilgili yerlere sevk ederdi. Sevkten sonra da kavgasını ederdi. Bu zümre geri çekildikten sonra ANAP’ın bazılarının çok bayıldığı reformlar bile tamamıyla durdu.

En vefalı dostlarından biri Uluç Gürkan’dı. Katiyen ne siyasi ne de mali bir işbirliği söz konusu olamaz ama bitmeyen münakaşalarından bazı doğruların ortaya çıktığına eminim. Bizim kuşağın kervanı yola düzülüyor. Bir ayın içerisinde kaybettiklerimizin verdiği hüzün tarif edilemez ama benim bu grupta tanıdığım insanlar için ortak bir özellik var: Yolsuzluk dosyalarında isimleri geçmedi. Kimseyi kayırmadılar, Hasan’ın eşi, okuldan arkadaşımız Ülker dahi geleceği yerlere kendi başına daha evvel gelirdi.

Hasan Celal Güzel

KUBBEDE BAKİ KALAN

Hasan “Şimdi biz terfi ettirdik diye dedikodu yapmasınlar” diyen adamdır. Böyleleri bizim zamanımızda da azdı ama vardı. Yine olacak, baki kalan bu kubbede bir devletlû Hasan Celal Güzel’dir.

 

NEVRUZ
YILDÖNÜMÜ denen 21-22 Mart günleri yaz başlangıcı sayılıyor, çünkü artık kışın karanlık ve uzun gecelerin sona erdiği gündüzle gecenin eşitlendiği açıktır. Eski kültürlerin binlerce yıldan beri tespit ettiği bu yıldönümü hiç şüphesiz ki bayramlarda konu olmuştur. Sadece Şark’ta değil Avrupa’da bile kutlanırdı, Roma İmparatorluğu’nda ve eski Yunan’da da. Sıkıntılı kışın bitimi kutlanacak bir olaydır. Buna hiç şüphesiz ki dini bir veche de verilir. Efsanelerle ve kutsal metinlerle bir araya getirmek. Bugünlerde Yahudilerde fısıh (pesah) bayramını kutluyorlar. Mayasız ekmekle evin içinde müthiş bir temizlikle başlayan fısıh bayramı mayasız ekmek eşliğinde İsrailoğulları’nın Mısır’dan çıkışını, exodus’u kutlayan bir bayram haline dönmüştür. Bugün Orta Asya’dan Ege kıyılarına kadar değişik şekillerde Nevruz kutlanır ama hiç şüphesiz Nevruz’un mal edileceği ve kendine has renklerle kutlanan asıl toplum ve ülke İran ve İranlılardır. İslam’da Nevruz’un ancak İran 7. asrın ortalarında fethedildikten sonra bu ülkede kutlanmaya devam ettiği ve diğer Müslüman vilayetlerde ve İran geleneğini saklayan Orta Asya’da kutlanmaya başladığı açıktır. Bu kutlamaların asıl sahibinin İran olduğu onun hem mitolojisinde, hem incelikli bayram kutlamalarında, hem de Nevruz sofralarında ve asıl önemlisi devlet hayatındaki törenler ve protokol uygulamalarında göze çarpmaktadır. İran’ın efsane (epope) geleneğinde Cemşid’in tahta oturduğu gün kahraman Feridun’un bütün gençleri esir alıp beyinlerini yiyen Dahhak denen canavarın elinden Cemşid’in kızlarını kurtarmasıyla Nevruz başlar. Adeta eski Yunan geleneğinde ve Mezopotamya’da Tammuz’un yahut yer altı tanrısı Hades’in, Zeus’un kızı Persephone’yi kaçırdıktan sonra bu mevsimde yeryüzüne yollaması ve tabiatın bu nedenle yeşermesi gibi bir olayla benzerliği açıktır.

7 SAYISI ÖNEMLİ

Nevruz kutlamalarında 7 sayısı çok önemlidir. İranlıların 7 ayrı çömlek içerisinde 7 yeşillik yetiştirmeleri, ayna ve gümüş parayla Nevruz köşesinin hazırlanması bunu gösterir. Nevruznameler İran edebiyatının en canlı parçalarıdır. Devlet hayatında ise Nevruz’un sonunda Şah tahtına kurulur ve önemli davaların son temyiz makamı olarak kararını verirdi. Asya’nın halkları en başta Türkler, İran ananesinin birçok rengini benimseyip kendilerine göre yorumlamışlardır. Dolayısıyla mart sonu Orta Asya, İran ve Anadolu hayatında ayrı bir renk ve hareketlilik yaratır. Nevruz’un bir siyasi hareketlilik ve dar bir milliyetçi etnik kültürel zenginlik olduğunu düşünmek doğru değildir. Gün dönüm bayramı yaygındır, Nevruz dahi Aryan milletler içinde doğmuş, tabii ki komşu kültürler tarafından da renklendirilerek benimsenmiş bahar bayramıdır. Bu hafta ortalarında bahara ve uzun günlere adım attık, inşallah bereketli ve mutlu bir yaz mevsimi geçiririz.

X