"Hilal Meriç Bor" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Hilal Meriç Bor" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Hilal Meriç Bor

Erzurum’da Bir Çocuğun Gözünden Dünya!

Erzurum’da geçtiğimiz hafta yaşanan bir olaydan bahsetmek istiyorum size.

Dilencilik yaptığı iddia edilen bir kişi Zabıta tarafından köşeye sıkıştırılarak tartaklandı. Belediyenin reddettiği bu olay   olurken 5 yaşındaki çocuk babasını korkuyla, gözyaşlarıyla izliyordu. Duruma dahil olamayan çocuğun yapabildiği tek şey “baba” diyerek ağlamak! Videoyu izlemesi, hele ki çocuğun “baba” diyerek çaresizce ağlamasını duymak hiç kolay değil, o yüzden aşağıya sadece durumu anlatan tek bir kare paylaşacağım.

Erzurum’da Bir Çocuğun Gözünden Dünya

Çevremde 5 yaşında çocuğu olan arkadaşlarım “hangi özel okul daha iyi, hangi oyun zeka gelişimini daha çok artırıyor” dertleri içindeyken belli ki bu aile için durum bu dertlerin çok daha ötesinde.  5 yaşında olmak arabayla, oyun hamurlarıyla, legolarla oynamak kadar renkli bir dünya değil onun için. Yaşam mücadelesini babasının yanında vermeye mecbur kalmış ya da bırakılmış.

Hayat hiçbirimiz için çok kolay değil ama bazıları için bizim hayal gücümüzün üzerinde acılarla dolu. Televizyon ekranlarından, sosyal medyada paylaşılan videolardan “ yazık, vah vah , tüh tüh” demek sarmıyor maalesef 5 yaşında alınan böylesine derin yaraları.

 

O YARALARDA BİZİM DE ETKİMİZ VAR!

Benimle ne ilgisi var? Diyenler için tek tek anlatayım durumu.

Kıyafetlerıne , konuşmasına küçümseyerek baktığınız her bakışla onların bedenlerinde çok daha derin yaralar açıyorsunuz.

 Çok iyi öğretmen olduğunu söyleyip, öğrencilerini tanımak için sınıfın ortasında “baban ne iş yapıyor?” diye soran eğitimciler, o ay verilemeyen aidatın nedenini çocuğa soracak kadar da düşüncesiz çünkü.  O sorunun cevabı o minik beden için verilmesi çok güçse, açılıyor fark etmeden bu yaralar. “ Babası hayatta mı? İşi var mı? “ Diye düşünmeden soruluyor  sorular çünkü “iş” iyi bir insan olmaktan daha önemli görülüyor bir çok kişi için. Sırf bu yüzden daha büyük baskıyla yetiştiriyorsunuz işte çocuklarınızı. Oysa Üstün Dökmen’in çok güzel bir sözü vardır. “Mutsuz bir doktor olacağınıza, mutlu bir marangoz olun” der. Hanginiz “oğlum marangoz olmak istiyor”  cümlesini gururla söyleyebildi?

Keşke avukat, doktor, mühendis olduğu için her okumuş insan iyi birey olabilse. Keşke bilgili olarak gördüğümüz her kişi çok daha vicdanlı olduğu için kazancını kendisi dışında ihtiyacı olan kişiler için de harcayabilse. Keşke sırf üniforması  ve mevkisi var diye karşısındaki her insana istediği gibi davranabileceğini düşünen kişiler olmasa. Keşke herkes sadece kendi çocuğu için değil, tüm çocuklar için daha güzel bir dünya bırakma derdine düşebilse.  Oysa olay bir çocuk yapmak değil, olay sizin olmayanı da sevebilmekte.  

Size uzatılan bir minik el kirliyse avucuna üç beş lira verip vicdanımızı rahatlatmayı seçip, o minik bedeni bunu alıştırmayı seçiyoruz. Bazense onları görmezden geliyor, kafamızı hemen bir vitrine doğru çeviriyoruz.

Birini tarif ederken “akıllı, güzel,  sempatik, uzun boylu, kısa saçlı, sarışın, esmer “ sıfatları  yeterli olmuyor. “Doğulu, kürt, tatar, alevi, göçmen, ermeni ” diyerek bu kelimelere hapsediyoruz onları.

Uzun lafın kısası ne iş yaparsa yapsın işini vicdanıyla yapan insanlar lazım bu dünyaya.

 

 

 

X