"Hikmet Demirkol" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Hikmet Demirkol" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Hikmet Demirkol

'OK Computer' 20 yaşında!

Radiohead 21 Mayıs 1997’de yayınladığı ‘OK Computer’ albümünün 20. yılı için yine kendilerine yakışır orijinallikte bir iletişim ile kutlamaya hazırlanıyor.

Berlin, Londra, Amsterdam, Melbourne, New York gibi dünyanın birçok şehrinde duvarlara asılan 1997-2017 tarihi net olarak belirtilmiş, OK Computer albümü çağrışımlı posterler son 10 gündür Radiohead severler tarafından fark edilip, sosyal medya üzerinde haklı bir merakı körüklemişti.

Grup kendi sosyal medya profillerinden dün bu merakları haklı çıkartacak kısa bir video paylaşıldı.  ‘Climbing Up The Walls’un sözlerinin biraz daha farklı bir versiyonunu duyduğumuz bu videonun paylaşımından sonra ‘OK Computer’ sinyalleri daha da tavan yaptı. Radiohead olayı fazla uzatmadan dün ağzındaki baklayı çıkarttı. 21 Mayıs 1997’de yayınlanan bu efsane albüm 20. yılına özel bir paketle tekrardan yayınlanmaya hazırlanıyor. ‘OK Computer’ın 20. yıl versiyonu 12 şarkılık orijinal halinin yanı sıra 3 adet daha önce hiç yayınlanmamış yeni şarkı ve 8 adet b-side’da oluşan iki albüm olarak yayınlanacak. Haziran ayında dağıtıma çıkacak olan albüm, arşiv sevenlerin özenle düşünüldüğü box set’in yanı sıra plak, cd ve djital formatları da müzikseverlerin beğenisine sunuluyor.

OK Computer 20 yaşında

4.5 MİLYON SATTI…
Radiohead’in müzik kariyerlerinde yayınladıkları üçüncü albüm olan ‘OK Computer’ grubun bir önceki albümlerine nazaran daha deneysel ve farklı bir çalışmaydı. Buna rağmen yayınlandığı 1997 senesinde İngiltere’de albümler listesinde bir numaraya yükselmiş, Amerika müzik listelerinde ise en yüksek giriş yapan albüm olarak başarısını perçinlemişti. Albümden yayınlanan ‘Paranoid Android’, Karma Police’, ‘Lucky’ ve ‘No Surprises’ single’ları ile albüm dünya çapında 4.5 milyondan fazla satmıştı.

‘OK Computer’ öyle özel bir çalışma ki, hem eleştirmenler tarafından hem de müzikseverlerin nazarında her daim günümüze kadar yayınlanan en iyi albümler listesinde yerini hazır etmiştir.  Radiohead’in kültleşmiş bu albümü, Britpop’un bilindik yapısından bir nebze uzak olsa da aslında günümüz popüler müzik türleri olan alternatif ve indie müziğinin temel yapı taşlarındandır diyebiliriz. Diğer yandan ‘OK Computer’, tüketim çılgınlığı, politik karmaşa, yalnızlık gibi 21. yüzyıl durumlarına inceden inceye dokunduran bir albüm olmasıyla da dikkatleri üzerine çekmiştir. 20. yılı şerefine bu özel albümü tekrar hatırlamak, arşivleri albümün yeni versiyonuyla şenlendirmek gerek.

 

PARKFEST’TE UNKLE RÜZGARI ESECEK
Son iki yılın festival sezonunu başlatan PARKFEST 3. senesinde yine nefis bir line-up karşımızda. UNKLE, Koop Oscar Orchestra, Monality, Vilette, Jakuzi, Lola Marsh,  Anna RF, Nihil Piraye ve Radyo Eksen Dj’leriyle gün boyu müzik vadeden etkinlik yine KüçükÇiftlik Parkı’nda düzenleniyor. PARKFEST öncesi UNKLE yani nam-ı diğer James Lavelle ile kısa bir söyleşi gerçekleştirdik, sizi festivale hazırlamak için iyi geleceğini düşünüyorum:

 
OK Computer 20 yaşında

UNKLE’ın müzik yolculuğu 25 yıl öncesine dayanıyor. Neler değişti bu kadar zaman içinde?
Gerçekten de uzun bir vakit 25 yıl! İşin içine dahil olan insanların getirdiği bir değişim ve dinamiklik de beraberinde geliyor. Hem hayatınız değişiyor hem de dünya sürekli değişiyor bu süre zarfında, dolayısıyla uzun bir yolculuktu bu dönem. Değişim kısa sürede olan bir durum değil, bence seneler içinde insan daha iyi kavrıyor bu farklılığı, bu müziğe de doğal olarak yansıyor.

 

Albümlerinizin alt yapısındaki değişim, daha doğrusu türler arasındaki geçiş bilinçli miydi, yeni şarkılar ortaya çıktıkça bu çalışmalar mı size bir yön gösterir oldu?
Bu aslında tamamen nereden ilham aldığımızla alakalı bir durumdu. İlk albüm daha hip hop, ikinci albüm elektronik, üçüncü albüm ise daha rock tınılarıyla dolu oldu, bunun da nedeni Güney Amerika kıyılarının etkisiydi. Tek bir türde devam etmektense türler arasında bir geçiş belki bu anlamda daha doğru bir ifade olur.

 

Tek başına değil de grup şeklinde müzik yapan kimle konuştuysam genelde zor bir süreç olduğunu söylerler, sizde durum nasıl?
İkili ilişkilerde her zaman inişler çıkışlar oluyor. Aynı tempoda gitmiyor, zaten bu imkansız bence. Tek olarak da albüm yapmıştım ama bu hep tek başıma devam edeceğim anlamına da gelmiyor. Yaptığımız işin daha iyi olabilmesi için mutlaka sizinle birlikte etrafınızda bu işe destek olacak insanlarla birlikte olmak zorundasınız, tek kişi çalışmak bu anlamda nerdeyse imkansız. Ben de elimden geldiğince destek alabileceğim tüm müzisyenlerden, sahne sanatçılarından bana katkı sağlayacak iş birliklerine açığım.

 
OK Computer 20 yaşında

Müziğinizde hep misafir sanatçılarla yolunuz kesişiyor, bu birliktelikler nasıl doğuyor?
Müzik yapmaya devam ettikçe, zaman ve tecrübe sizi birçok insanla bir araya getiriyor, dolayısıyla da ilişkileriniz gelişiyor. Kimi işbirliklerinden bazen o kadar destek alıyorsunuz ki, bu bazen sizin beslendiğiniz bir kaynak oluyor. Yeni bir kişiyle iş yapmaya başlamak bence her zaman zihin açıcı bir durum, yepyeni bir serüven diyebilirim. Onların fikirleri ve sizin fikirleriniz bir araya gelince ortaya çıkan işler çok büyüleyici bir durum yaratıyor.

 

Yeni sanatçılarla bir araya gelince doğan sinerji için yepyeni bir serüven dediğiniz için bunu biraz açmanızı rica edeceğim.
Şöyle ki, çalıştığımız insanlar genelde vokalleriyle bize destek oluyorlar. Şarkı onların sesiyle bambaşka bir hal alıyor, başladığımız noktadan daha farklı kimi zaman yepyeni bir yöne gittiği de oluyor, bu da haliyle bir yolculuk serüven gibi hissettiriyor bize..

 

Yaptığınız çalışmalardan birini seçseniz hangisi olurdu bu?
‘Psyence Fiction’ albümünü söyleyebilirim, Thom Yorke ile aynı stüdyoda olmak çok özeldi.

 

Hala bir araya gelmediğiniz ama çalışmak istediğiniz isimler var mı?
Olmaz mı elbette var, saymakla bitmez!. Müzik o kadar değişen ve gelişen bir durum ki, sürekli heyecan verici yeni bir isim çıkıyor karşımıza. Zamanla doğru isimler ve işbirlikleri yol üzerinde kendi kendine şekil alıyor.

 

Siz UNKLE’ı tarif ediyor olsaydınız nasıl anlatırdınız müziğini?
Zor oldu bu soru!. UNKLE’ın kendine has bir türü var diyebilirim belki. Kendimizi en iyi bu şekilde tarif edebilirim. Yeni şeyler denemek ve bunu sürekli yapmak bir alışkanlık olduğu için sabit bir türdeyiz demek zor geliyor. Yaptığımız müzik orkestral tarzda ve biraz da film müziği gibi bu sebeple de bence tanımlaması çok kolay değil.

 

Klipleriniz de kısa film gibi, şarkıları yaparken klipler de beraberinde oluşuyor mu?
Aynen de öyle oluyor, şarkıyı yaparken sadece müzik değil aynı zamanda görüntüler de oluşuyor. Müzik ile birlikte ona uygun görseller de aklımda şekillendiriyor, kafam bu şekilde üretiyor her şeyi.

 

Yaptığınız albümlerin ürettiğiniz yerle/ülkeyle bir bağı oluyor mu?
Bu soruyu sorduğunuza çok sevindim, evet bence albümlerimizin bir uluslararası kimliği var. Önceki albümlerimiz Amerika’da, Almanya’da ve İngiltere’de yapılmıştı, son albümümüzü ise İtalya’da kaydettik. Kendinizle ilgili duyguları albüm sürecinde daha farklı çözümlüyorsunuz, keşfediyorsunuz. Albümü yaptığımız sırada nasıl bir duygu halindeysek bu aynı şekilde albüme de yansıyor.

 

13 Mayıs’ta PARKFEST’te sahnede olacaksınız, neler hissediyorsunuz?
Çok heyecanlıyım, harika hissediyorum. İstanbul muhteşem bir şehir! Çok etkileyici bir tarihe sahip. Tekrar geldiğim için inanılmaz mutluyum. Bu sefer özellikle seyahat planımı ayarladım, göremediğim yerleri de gezmek istiyorum.

 

Son olarak gelecekteki planlarınızı sorsam?
Albüm henüz yeni çıktı, konserle dolu bir turne olacak önümüzde. Muhtemelen sonrasında da yeni kayıtlar ortaya çıkmaya başlar, hatta şimdiden yeni kayıtlar üzerine çalışmaya başladım bile.

X