"Hande Fırat" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Hande Fırat" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Hande Fırat

‘Yasal müttefik’ ve onun nüktedan başkanı!

GEÇMİŞ - TÜRK-ABD ilişkilerinin miladı 12 Mart 1947 olarak kabul edilir. Dönemin Başkanı Truman’ın Sovyet tehdidine karşı doktrini, Türk-Amerikan stratejik ittifakının başlangıcı olmuştur.

 

Stratejik ittifak, Kıbrıs Barış Harekâtı döneminde büyük bir kırılma yaşamıştır. Johnson mektubu, ABD’nin Türkiye’ye yönelik iki yıl süren silah ambargosu... Eşzamanlı olarak Türkiye’de Amerikan karşıtlığının yükselişi...

Arayışlar, ilişkiler, normalleşen ilişkiler... Körfez krizi, Öcalan’ın Türkiye’ye getirilişi, Irak savaşı, tezkerenin TBMM’de reddi ve arkasından gelen çuval olayı... 4 Temmuz 2003 günü, Kuzey Irak’ın Süleymaniye kentinde ABD 173. Hava İndirme Tugayı’na bağlı Amerikan askerlerinin Bağdat’la önceden yapılmış bir anlaşma uyarınca orada konuşlanmış Türk Özel Kuvvetleri’nin karargâhını basarak 11 Türk askerinin başlarına çuval geçirmesi, prangalaması ve kelepçeleyerek gözaltına alması... İki ordu mensuplarının tarihte ilk kez karşı karşıya gelmesi...

Arayışlar, ilişkiler...

Tüm bu süreçlerde duyduğumuz, “stratejik ortak”, “stratejik müttefik”, “model ortaklık” kavramları...

Tüm dünyada kökeni 18. yüzyıla dayandığı kabul edilen Amerikan karşıtlığı kavramının, geçmişe baktığımızda Türkiye’de en çok Johnson mektubu ve Süleymaniye’deki çuval olayı zamanında yükselmiş olduğu görülür. Yine süreçte Amerikan karşıtlığında ulusal egemenlik kavramının, ulusalcılığın ve sol ideolojinin de etkili olduğu görülür.

BUGÜN

15 Temmuz darbe girişimi...

ABD’nin Fetullah Gülen ve FETÖ’cülere daimi ev sahipliği...

Rahip Brunson gerilimi ve ekonomik sonuçları...

ABD’nin YPG/PYD/PKK angajmanı; eğitmesi, donatması, silahlandırması, büyütmesi, sahip çıkması... Yani, “ABD-YPG/PYD/PKK doğal müttefikliği”...

Ve o mektup! ABD Başkanı Trump’ın “tehdit ve hakaret” içeren, diplomasi, siyaset, nezaket yoksunu mektubu...

NÜKTEDAN BAŞKANIN HADSİZ MEKTUBU

Bunlar artık tarihe geçen, onlarca yıl sonra Türk-Amerikan ilişkilerinin kırılma noktaları olarak sayılacak ana başlıklar. O başlıklardan biri de nüktedan(!) başkanın hadsiz mektubu. Tarihe geçen Johnson mektubundaki üslupla Trump mektubundaki üslupsuzluğu sakın ola kıyaslamayın. Ancak sorun sadece mektup da değil. Sorun ‘yasal müttefikin nüktedan başkanı’nın sorunlu ve kararsız bir ergen gibi attığı sosyal medya mesajları da değil.

Sorun, doğal müttefikini bir terör örgütünden seçmiş olması.

Sorun, bir terör örgütüne karşı bir devletin ateşkes ilan etmesini istemesi.

Sorun, bir terör örgütü ile bir devletin resmen masaya oturmasını istemesi.

Sorun, önce terör örgütünün sözde komutanını, sonra da devletin cumhurbaşkanını araması. Sorun, terör örgütü ile bir devleti aynı kefeye koymaya çalışması.

Sorun, Türkiye için “stratejik ve model ortaklığın” artık çok eskilerde kaldığı ve uluslararası anlaşmalar çerçevesinde sadece “yasal müttefike” dönüştüğü ABD ve bir söylediği bir söylediğini tutmayan nüktedan başkanında.

Ben her ne kadar “Türkiye ile ABD artık sadece yasal müttefiktir” desem de ABD’nin politikası “yasal müttefikliği” bile karşılamıyor.

GENÇLER SİZE KARŞI

Nüktedan başkanı ve ülkesine şakayla yakından uzaktan ilgisi olmayan ciddi bir durumu da anlatalım. Türkiye’deki artan Amerikan karşıtlığı yerleşti. “Bu ne demek” derseniz... 15 Temmuz’dan önce Amerikan karşıtlığı yüzde 70’lerdeydi. 15 Temmuz sonrasında yüzde 90’lara çıktı, rakam artık düşmüyor. A/G araştırma şirketi sahibi Adil Gür ile görüştüm. Yüksek oranın ana sebebinin ABD’nin iki terör örgütünün, FETÖ ile PKK/PYD/YPG’nin hamisi olmasından kaynaklandığını söyledi. Son 10 yılın gençleri arasında bu oran daha da yüksek. Onların önümüzdeki yılların siyasetçileri, yöneticileri, bürokratları, cumhurbaşkanları olacağı gerçeğini unutmayın bay nüktedan başkan.

SAHADAKİ ŞAM GÖRÜŞMELERİ

Şu an sahanın kazanan aktörü Rusya. Kimsenin bu konuda şüphesi yok. Kremlin’den veya Kremlin adına yapılan her açıklamada “Adana mutabakatı” öne çıkarılarak, iki ülke arasında Şam-Ankara hattında ilişki kurulması isteniyor. Hatta Rusya daha da ileri giderek iki ülke arasında görüşmeler olduğunu iddia etti. Ankara da Şam da siyasi görüşmeler olmadığını açıkladı. Burada soru, Şam-Ankara hattındaki görüşmelerin kapsamı ve düzeyinin ne olduğu. İstihbarat kuruluşları arasında bir süredir görüşmeler var. Bu görüşmelere askeri bazı temasları da ekleyebiliriz. Bunlar tamamen sahada, Suriye’de ve sahadaki ihtiyaçlardan kaynaklanan görüşmeler. İstihbarat örgütleri arasında ve sahada gerçekleşen görüşmeler en üst düzeyde yapılmıyor. En üst düzeyin altında sahada görevlendirilen isimler tarafından yürütülüyor.

 

X