"Hande Fırat" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Hande Fırat" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Hande Fırat

SDG ile görüşme yok

İRAN-Irak-Suriye... Bir ülkenin üçüne birden komşu olması kabul edelim ki başlı başına yeteri kadar büyük bir sorun. Ancak Ortadoğu’nun yanı başında ve bu üç ülkeye de komşu iseniz karşılıklı çıkar ve iyi ilişkiler bölgesel aktör olmanın gereğidir. Denklem yine de bu kadar basit değil. Bölge dışı güçler ile bölge içindeki güçlerin sürekli rekabet halinde olduğunu da unutmamak gerekiyor.

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun Irak ziyaretinin ayrıntılarına bakacağız. Irak deyince, Türkiye’nin ilk gündem maddesinin güvenlik ve Kuzey Irak’taki terör örgütü PKK’nın varlığı olduğunun altını çizelim. Sıcak bir gelişme ile başlayalım. PKK’nın Suriye kolu SDG ile Türkiye’nin görüşme iddiası... İddiayı, ABD Savunma Bakan Yardımcısı Charles Summers, Pentagon’da 18 Nisan’daki basın toplantısında gündeme getirdi. Güvenli bölge oluşturulmasına ilişkin sorular üzerine Summers, “Müttefikimiz Türkiye ve ortağımız SDG arasında süren görüşmelerle ilgili yorum yapmam” dedi. İddia doğru mu, değil mi? Resmi bir açıklama yapılmadı. Ancak ben kaynaklarımı aradım, aldığım yanıt, “İddia gerçek dışı, hiçbir kanalda ya da kurumda böyle görüşme yok” oldu.

Bunun üzerine ABD’lilerle süren güvenli bölge görüşmelerinde ilerleme kaydedilip kaydedilmediğini sordum. İki ülkenin asker, istihbaratçı, bürokrat, diplomat heyetlerinin harita üzerinde çalışmalarının sürdüğünü söyleyen üst düzey kaynağım, “İki tarafın da pozisyonunda henüz bir değişiklik yok. Aynı yerde duruyoruz” yanıtını verdi.

IRAK ZİYARETİNE İRAN ÜZERİNDEN BAKIŞ

Ve haftanın ilk gününe damgayı, dış politika açısından, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun Irak ziyareti vurdu. Irak’ta sancılı hükümet kurulma süreci geride kaldı. Bölgesel aktörlüğün getirdiği karşılıklı çıkar ve iyi ilişkiler kurmanın ötesinde, ziyaretin İran ile ilgili gelişmelerin hemen ardından gerçekleşmesi önemlidir.

ABD’nin İran yaptırımları, İran’ın Irak üzerinde kontrolü daha da fazla ele alma girişimi bu ziyaret açısından kritik. Irak’ın İran’ın kontrolüne girmesi ABD açısından da Türkiye açısından da tercih edilmeyecektir. Buna son dönemdeki bir önemli gelişmeyi daha eklemek gerek. Kısa bir süre önce İran dünyanın en kilit denizyollarından biri olan Hürmüz Boğazı’nı kapatma tehdidinde bulundu. ABD, İran’ı uyardı, “Müdahale edilmesine müsamaha gösterilmeyecek” dedi. Artık masada olasılık olarak “sıcak çatışma riski” de bulunuyor.

Bu konjonktürde Türkiye denge oluşturmak için Irak ile ilişkileri farklı bir seviyeye getirmeyi amaçlıyor. Zaten bu nedenle Çavuşoğlu’nun ziyaretinde Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın da Irak’ı ziyaret edeceği, iki ülke arasında Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi’nin toplanacağı açıklandı.

TERÖRLE MÜCADELE

Terör örgütleri ile mücadele, ziyaretin diğer önemli gündem maddesi. DEAŞ her ne kadar Irak’ta mağlup edildiyse de tam anlamıyla sona ermiş değil. Basra’da son dönemdeki saldırılar da bunun göstergesi. Bu nedenle Türkiye, Irak’ın istikrarı için tüm terör örgütlerinin temizlenmesini şart görüyor.

Sadece DEAŞ değil, PKK terör örgütüne yönelik gerçek anlamda mücadele de Türkiye’nin beklentileri arasında. Bugüne kadar yapılan hemen her görüşmede gerek Irak merkezi hükümetine gerek bölgesel Kürt yönetimine “Ya siz temizleyin, ya birlikte yapalım, yoksa bunu biz yapıyoruz, yapmaya da devam ederiz” mesajı net biçimde verildi.

SOĞUKLUĞUN AŞILMASI

Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu’nun bölgesel Kürt yönetimi ile görüşmeleri ise Eylül 2017’deki referandum sonrası en üst düzeyde yapılan görüşmeler. Bu nedenle “yeniden ilişki, soğukluğun aşılması” olarak da yorumlanabilir. Siyasi ve ticari ilişkilerin yeniden canlandırılmasının iki tarafın da çıkarına olduğu görülüyor. Üstelik Türkiye, Irak ve Rusya’yı petrol tedariki konusunda İran’ın alternatifi olarak görüyor. Irak’la halihazırdaki boru hatlarının da yenilenmesi ve kapasitenin arttırılması gerekiyor. Bu da önümüzdeki süreçte enerji alanındaki işbirliğinin daha da önemli olacağı anlamına geliyor.

 

X
YAZARIN DİĞER YAZILARI