"Hande Fırat" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Hande Fırat" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Hande Fırat

İstanbul seçimlerine dair...

Bir “his” karmaşasına neden olmadı. “Organize” bir suçlama neticesinin kapısını bile aralamadı.

“Fark edilmeyecek” bir durum yaratmadı.

Bu kez “kesin” bir şey oldu.

“Kesin” bir fark ile “kesin” bir sonuç ortaya çıktı.

İstanbul’da yenilenen seçimlerle ortaya çıkan sonucu değerlendirmeye çalışacağız.

Seçim sonuçları açısından ortaya çıkan farkın büyüklüğü gayet net. Yani Ali İhsan Yavuz başta olmak üzere “Kesin bir şey oldu”, “organize usulsüzlük” gibi açıklamaların önü tamamen kapalı. İstanbul seçim tartışması kocaman bir nokta ile noktalanmıştır.

İnsanımız mağduriyete göz yummadığını ortaya koymuştur. Kampanya boyunca tarafların kullandığı dil ve üslubun ne kadar önemli olduğu ortaya çıkmıştır.

Son dakika taktikleri “inandırıcılık” sorunu yaratmıştır. Bazı kesimler tarafından “Her şey seçim için” şeklinde anlaşılmış ve ters tepmiştir.

Bazı meslektaşlarımın görüşüne katılmıyorum. Kaybeden terörist başı Öcalan değildir. Aksine İmralı’da sesi soluğu çıkmayan Öcalan yıllar sonra sesini çıkarma imkânı bulmuştur. Burada illa bir kaybeden bulacaksak, Öcalan’ın oyun içine girmesinin “zamanlama” ve “üslubunu” belirleyen kimdir sorusunun yanıtını bulmak gerekir.

Seçim demokrasi şölenidir. Kaybeden büyük bir olgunlukla kazananı kutlamıştır. Kazanan doğal olarak kutlama yapmıştır. Burada özellikle iktidar partisi açısından mutlaka bakılması gereken sosyolojik bir gerçeklik vardır. Hiç kutlama görüntülerine, caps’lere, sosyal medyada yazılanlara dikkat ettiniz mi? Kutlamanın dışında bazı mesajlar vardı. Öncelikle kutlama sadece İstanbul’da yapılmadı. Başta Ankara olmak üzere diğer şehirlerde de millet ittifakının İstanbul zaferi kutlandı. Türkiye’nin farklı illerinde yaşayan insanlar, sosyal medyada sanki “birikmiş, biriktirmiş, sessiz kalmış, kenara itilmiş sonra nihayet kazanmış, ben de varım, biz de varız” diyerek adeta bir “patlama” yaşadılar. Siyasi partilerin politikalarını gözden geçirirken bunun nedenlerini mutlaka incelemeleri gerektiğini düşünüyorum.

GERÇEK GÜNDEME HIZLI GEÇİŞ

Evet, bu bir büyükşehir belediye başkanlığı seçimidir. Bitmiştir. Türkiye’nin önünde çözmesi gereken birçok sorunu vardır. Zaten haftanın ilk iş günü bakanların yoğun programlarından da “işe dönüşü” gözlemleyebiliyoruz. Yine de siyasi partiler “seçim sonuçlarını” değerlendirecekler, kendilerine yeni yol haritaları çıkaracaklardır.

Sizi bir yıl önceye götüreceğim. Tarihler denk düştü. Bir yıl önce bugün, yani bu satırların yazılmakta olduğu gün 24 Haziran’dı. Milletvekili genel seçimleri ve Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin yapıldığı gündü. O tarihten bugüne rakamları alt alta koymakta fayda var.

24 Haziran genel seçimleri

Cumhur ittifakı: Yüzde 53.66

Millet ittifakı: Yüzde 33.94

HDP: Yüzde 11.71

31 Mart mahalli idareler seçimi-Türkiye geneli

Cumhur ittifakı: Yüzde 51.64

Millet ittifakı: Yüzde 37.57

31 Mart İstanbul seçimleri

Ekrem İmamoğlu: Yüzde 48.77

Binali Yıldırım: Yüzde 48.61

23 Haziran İstanbul seçimleri

Ekrem İmamoğlu: Yüzde 54.21

Binali Yıldırım: Yüzde 44.99

SİYASİ PARTİLER İNCELEYECEK

İstanbul her seçimde Türkiye’nin belirleyicisi olmuştur. Eğer İstanbul’da seçim belediye meclis üyelikleri açısından da yenilense 31 Mart gecesinden farklı bir tablo çıkma ihtimalinin ne kadar yüksek olduğu görüldü. Seçim geride kaldı, taraflar “erken seçim tartışması”nı açmadı, hatta “erken seçim” çağrıları ile bugüne kadar gündemi belirleyen MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, “Seçim süreci kapanmalıdır” dedi. Televizyonlar normal yayın akışına, bakanlar da Türkiye’nin önemli gündem maddeleri ile ilgili işlerinin başına döndü.

Yine de yukarıda alt alta koyduğumuz rakamlar tüm siyasi partiler tarafından incelenecektir. Önümüzde “bir değişiklik olmazsa” seçimsiz dört yıl var. Başta AK Parti olmak üzere siyasi partiler seçim sonuçlarını inceleyip, dersler çıkarıp yeni politikalar geliştireceklerdir. Bunu yaparken Türkiye’nin başta ekonomi olmak üzere sorunlu alanlarında atılacak adımlar da belirleyici olacaktır. Bu çerçevede bazı soruların yanıtları büyük önem taşımaktadır.

Cumhurbaşkanı Erdoğan teşkilatları, kabineyi, parti yönetimini toplum tarafından “tatmin edici” bulunacak isimlerle yenileyecek mi?

İsimler kadar politikalar da önemli. Bu çerçevede daha kucaklayıcı bir dille farklı politikalar hayata geçecek mi?

Türkiye ittifakı söylemi hayatı geçecek mi? Mesela liderleri bir masa etrafında Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın çağrısı ve TBMM Başkanı Mustafa Şentop’un da katılımıyla aynı masada görebilecek miyiz?

Seçim bittiğine göre Türkiye ittifakı çerçevesinde ilk uzlaşmayı başta İstanbul olmak üzere belediyelerde görebilecek miyiz?

Türkiye bir yanda ekonomideki sorunlarını aşmaya çalışırken diğer yanda demokratikleşme için reform adımları atabilecek mi?

Seçim gündemi Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin oturmasını da geciktirdi. Bu kapsamda eksiklikler giderilecek mi?

X
YAZARIN DİĞER YAZILARI