"Hande Fırat" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Hande Fırat" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Hande Fırat

Gerçek gündeme doğru

“SEÇİM kanunumuz çerçevesinde yapılan hak arama mücadeleleri demokrasinin bir imkânıdır, aynı zamanda gereğidir. Biz de sonuna kadar mücadelemizi vereceğiz. YSK noktayı koyduğu zaman bizim için de mesele bitmiştir. Ondan sonra da yola devam. Siyaset, milletin maslahatını kendi menfaatinin önüne koymayı gerektirir.”

Bitemeyen seçimin gerginliğini bu sözler bir nebze azaltacaktır. Her şeyden önce biteceğini ortaya koymuştur. Nedenini birazdan anlatacağım. Ancak önce altını çizecek olursak, demokrasilerde anayasa ve yasa çerçevesinde hak aramak elbette bir imkândır, elbette demokrasinin gereğidir. Birinci ya da beşinci partinin seçimlerden sonra hak aramasına itiraz etmek tabii ki doğru değildir. Bu dün için de geçerliydi, bugün için de geçerli, yarın için de geçerli olacak. Unutmayalım, yine demokrasi ve hukuk devletinin gereği olarak hak aranacak makamların tarafsız ve bağımsızlığı aynı şekilde olmaz ise olmazdır. Toplumun o makamlar tarafından verilecek olası kararın bu hassasiyeti sonuna kadar gözetmesini, gerekçelerini şüpheye yer bırakmayacak şekilde ortaya koymasını beklemesi de yine demokrasi ve hukuk devletinin gereğidir.

Tüm bunları göz önünde bulundurarak, gergin bir süreçten geçerken “YSK baskı altında, İstanbul’u vermeyecekler” spekülasyonlarına karşı yapılmış bir açıklama olarak görüyorum Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sözlerini.

Bu sözlerin bazı açıklamaların üstüne gelmesi de tesadüf değildir diye düşünüyorum.

Spekülasyon, iddia ve gerginlik var iken, üstelik konu yargı sürecine taşınmışken söylenecek her söze dikkat etmek lazım. Hele hele siyasetçilerin çok daha dikkatli olmaları gerek.

Ve bazen uzun uzun, sürekli konuşmak yerine kısa ve az konuşmak daha isabetli olabilir. 

Böyle zamanlarda kullanılan dilin ne kadar önemli olduğunu, bazen uzun ve sık konuşmanın sorunlara neden olabileceğini gösteren örneği daha yeni yaşadık.

‘KESİNLİKLE BİR ŞEY OLDU’ YANLIŞ OLDU

AK Parti üç bavulla Yüksek Seçimi Kurulu’na başvurduktan sonra canlı yayında, aynı akşam Habertürk TV’de, ertesi gün benim de aralarında bulunduğum temsilcilerin davet edildiği basın toplantısında konuşan AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Ali İhsan Yavuz’un çok tartışılan cümlesine dikkatinizi çekmek isterim.

“Hiçbir şey olmasa da kesinlikle bir şey oldu.”

AK Parti’nin üç bavulda Yüksek Seçim Kurulu’na götürdüklerini tartışacak değilim, inceleyecek olan, yazının girişinde hatırlattığımız kıstaslar gereği karar verecek olan kurul. Cümle o üç bavulu da AK Parti’nin iddialarını da arka sıraya itti.

Neden mi? Hukuki bir başvuru “his” ile açıklanmaya çalışıldı. Diğer yandan “Ne yapıp yapıp İstanbul’u vermeyecekler. YSK baskı altında” spekülasyonuna malzeme oldu. Bu yönde endişesi olanların hislerini kabarttı. Kısacası hiçbir şey olmasa da bu açıklama çok yanlış oldu.

ORTAK GÜNDEM

Düne damgasını vuran iki doğru açıklama vardı. Gerçek gündeme dönülmesi gereği üzerinde duran ve dönüleceğini gösteren açıklamalar. Hem Cumhurbaşkanı Erdoğan hem de CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu farklı pencerelerden ve farklı kelimelerle olsa da Türkiye’nin içine girdiği yeni dönemin önceliklerinde ve sorunlarında buluştular. Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Dönem kızgın demiri soğutma, kucaklaşma, birlik ve beraberliğimizi yeniden perçinleme dönemidir. Siyasi görüş ayrılıklarımızı bir kenara bırakarak 82 milyon hep birlikte Türkiye ittifakı olarak hareket etmeliyiz” dedi. Kılıçdaroğlu, “Türkiye’nin gerçek gündemi olan ekonomiye dönmesi gerekir” ifadesini kullandı.

Uzunca bir aradan sonra iki ismin bir başlıkta buluşabilmesi bile önemlidir. Yerel seçimlerde özellikle büyükşehirlerde ortaya çıkan yapıya baktığımızda belediye başkanlarına ve meclislerine seçmen “Uzlaşın” mesajını vermiştir. Bu mesajı yerelden genele taşıyabilmek önemlidir. Özellikle de ekonomi gibi can yakan başlıklarda.

 

X