ABD ziyaretine doğru

‘Trump’ın dış politika yolculuğu üç ögeliydi: Birlikte yol alabileceğimiz güçler, birlikte yol alamayacağımız güçler, yeterince gücü olmadığı için gözden çıkarabileceğimiz güçler...’ (Michael Wolff, ‘Ateş ve Öfke’)

Haberin Devamı

Trump ve yakın çevresinde infial yaratan kitabın yazarı Michael Wollf, ABD Başkanı Donald Trump’ın dış politikasını, başkanlığının ilk ayları için böyle özetlemişti. Bugüne uyarlarsak Trump ve Amerika için terör örgütü PYD/YPG, birlikte yol alabilecekleri güçler sınıfına giriyor. Buna hiç şüphe yok. Mesele, Türkiye hangi kategoriye giriyor? Üstelik o kategori konusunda Trump ile Amerikan müesses nizamı arasında fark var mı? Ayrıca fark olsa bile azil konusunda sıkışan Trump, Amerikan müesses nizamına ne kadar direnebilir? Bir öyle bir böyle açıklamaları ile kafa karıştıran Trump’a ne kadar güven olur? Sahi, “Trump iyi, çevresi kötü” söylemi gerçekçi mi?

NORMALİ BUYSA VAY HALİMİZE

Soru çok... Yanıtları artık yolda görülecek. Ancak aklımızı kurcalayan sorular bile bazen tespit niteliği taşıyor. CNN Türk’te ‘Gece Görüşü’ programında AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Mahir Ünal geçen perşembe gecesi “Trump ile ilgili çok şey söylenebilir ama ben şunu söylüyorum: Trump anormal değil, yeni normal. Trump bütün bu sorunları çözerken hiç tanık olmadığımız esneklikler ve farklı seçenekleri çok hızlı bir şekilde deneyebiliyor” demişti. Yeni normal bu ise vay halimize... “Bazı konularda esneklik ve farklı seçenekleri deneyebiliyor” tespitine katılıyorum. Hatta biraz da ek yapmak istiyorum. Adına “yeni normallik” mi deriz, başka bir tanımlamamı buluruz bilmiyorum ama aklıma gelenleri alt alta sıralamak istiyorum.

Haberin Devamı

Yakın çalışma ekibini ve kabinesini sık sık değiştirmek.

Dünyayı, ülkesini ilgilendiren tüm açıklamaları sosyal medyadan yapmak.

Diplomatik üslubun yitirilmesi.

Açıktan tehdit, açıktan çıkar açıklaması.

Terör örgütleri ile yol arkadaşlığı.

Bunlar Amerikan müesses nizamının Trump’a dayattığı maddeler değil. ABD Başkanı “Bir terörist ile telefonda konuşmayacağım” dese kimse ahizeyi zorla kulağına tutmaz herhalde. İşin bir diğer garip yanı ise Trump özelinde toplanan bu niteliklerin(!) hepsi olmasa da bir veya birkaçını başka ülkeleri yöneten liderlerde de görebiliyoruz.

İşte bu yüzden adına “yeni normal”, “yeni lider tiplemesi” ya da “yeni anormal”, ne dersiniz deyin, dünyanın işi zor.

Haberin Devamı

İBRE ZİYARETTEN YANA

“Yeni normal” Trump, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın olası ABD ziyaretinden önce bazı adımlar atabilirdi. Bu adımlar Ankara’nın haklı olarak beklediği adımlardı. Özellikle de “diplomasi ve terbiye nezaketinden yoksun” mektubunun ardından söz konusu adımları atması, en azından “Trump iyi, çevresi kötü” tezini ön plana çıkarırdı. Şu ana kadar mektup sebebiyle özür dilemeyen Trump, ABD Temsilciler Meclisi’nin kabul ettiği iki yasa tasarısı ile ilgili de açıklama yapmadı. Oysa kendisi ya da bir “üst düzey” Beyaz Saray yetkilisi “Temsilciler Meclisi’nin kararıdır, saygı duymakla birlikte yönetimimiz açısından bağlayıcı değildir” diye başlayan ve Türkiye’nin gönlünü almaya yönelik bir açıklama yapabilirdi.

Haberin Devamı

İkincisi, hadi PKK’ya terör örgütü dedin ama YPG’ye demedin, hadi çakma adı “Mazlum Kobani” olan terör elebaşısı Ferhat Abdi Şahin ile telefonda görüştün... Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı’nı Beyaz Saray’da ağırlamadan önce bari terör örgütünün elebaşısının ziyaretinin söz konusu olamayacağını açıkla.  Ya da üst düzey yetkilin çıkıp “Senatörler çağırsa da kırmızı bültenle aranan bir ismin ülkemizde ağırlanması söz konusu değildir” desin. Ama böyle bir adım da yok.

Önümüzdeki günlerde benzer açıklama ya da bilgilendirmeler gelir mi göreceğiz. Başta terbiyesiz mektup olmak üzere, bu gerekçeler nedeniyle Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ABD’ye gitmemesi gerektiğini söyleyenler çok. Ancak “ikili ilişkiler, ekonomik ilişkiler, masada mutlaka kalmak, Türkiye karşıtı lobiler, senatörler nezdinde güçsüz bırakmamak gibi” haklı gerekçeler ile gidilmesi gerektiğini söyleyenler de çok. Üçüncü yol formülünü yine CHP Sözcüsü Faik Öztrak getirdi. ‘Gece Görüşü’nde sorularımızı yanıtlayan Öztrak, “ABD dışında bir ülkede görüşebilirler” dedi. Gerçekçi değil ama ara formül. Tüm bu tartışmalara rağmen bu satırların yazıldığı saat, yani Pazartesi öğleden sonrası itibariyle görüşmelerimden yola çıkarak, ibrenin “Gidecek” seçeneğinde olduğunu söyleyebilirim.

Yazarın Tüm Yazıları