"Güzin Abla" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Güzin Abla" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Güzin Abla

Yanlış kişi ve yanlış zaman mı?

Üniversitede başlayan ilişkimiz devam etse de sevgilimle aramızdaki iletişimsizlik her geçen gün büyüyor. Bu durum bana yanlış kişi ile yanlış zamanda olduğumu düşündürüyor.

Sevgili Güzin Ablacığım, 24 yaşında üniversite mezunu genç bir kadınım. 2,5 yıllık bir ilişkim var.
Okulda başlayan ilişkim, mezun olduktan sonra da devam etti. Sevgilim ise hâlâ üniversitede. 

Yanlış kişi ve yanlış zaman mı

İlişkimizin başlarında, hakaretleri ve kaba davranışları oldu. Sinirlenince kendi fikirlerini savundu hep, ben de iyi niyetle yaklaşmaya çalıştım. Zaman geçtikçe biraz olsun törpülendi ama hâlâ az da olsa bu davranışları devam ediyor.
Zıt düştüğümüz pek çok konu var; hayat görüşlerimiz, düşüncelerimiz... Ailem beni özgür bir ortamda yetiştirdi. Şimdiyse sevgilim, giydiğim kıyafetten görüşeceğim insanlara kadar her şeyime karışıyor.
Pek çok kez ayrılmayı denedik ama yapamadık. Aramızda farklı bir bağlılık oluşmuş.
Ben ona hep çok iyi davrandım, hep alttan aldım, emek verdim, her çağırdığında koştum; belki de bu yüzden ayrılamadı benden. Ona yaptığım fedakârlıklar da beni kötü hissettirmiyor zaten, doğal buluyorum…
Mezun olduğum için çalışıyorum, kendisi ise hâlâ okuyor. Bu yüzden de sanırım kendini ezik hissediyor. Bense öğretmen olarak atanamadığımdan özel bir sektörde aileme destek olmak için çalışıyorum; bir yandan da sınava hazırlanıyorum.
Bu dönemde bana destek olması gerekirken, aynı şehirde olduğumuz halde haftada sadece bir kez görüşüyoruz.
Bu arada çevresindeki kızlarla pek de hoş olmayan konuşmalarını gördüm internetten. Bu konu açıldığında takıntılı olduğumu, görüşemememizi sorun etmememi söylüyor.
Herhangi bir sorunumu açtığımda ise çok da önemli olmadığını, büyüttüğümü tekrarlıyor hep.
Sürekli soruyorum kendime, gerçekten takıntılı mıyım diye? Büyütüyor muyum, yoksa benim taşıyacağım yükten daha mı büyük gerçekten...
Eskiden, gelecekte bu adamla evlenmeyi düşünürdüm. Şimdiyse iletişimsizliğimiz ve bitmeyen kavgalarımız beni düşündürüyor.
Ne yapacağımı bilmiyorum. Zaman kıymetli ve ben yanlış zamanda, yanlış kişi ile miyim? Size sormak istedim, çünkü kendimi çok güçsüz, değersiz ve özgüvensiz hissediyorum.
Rumuz: Değersiz hissediyorum

YANIT
Çok sevgili kızım, sanırım aranızdaki en önemli sorun, iletişimsizlikmiş. Birbirinizi anlayamamış, hep ayrı telden çalmışsınız.
Ayrıca birçok genç kızın yaptığı hataya sen de düşmüşsün. Ona fedakarlıklar yaptım, diyorsun. İşte bu... Sen yaptığın fedakarlıkları önemsemiyorsun ama bir ilişkide bu çok önemli.
Alttan aldım, diyorsun. Onun öfke ve kabalıklarına ses çıkarmadan çekmişsin. O da işte sana karşı duyduğu aşağılık kompleksini bu öfke patlamalarıyla gidermeye çalışmış.
Sonuçta sorunlu bir ilişki yaşıyorsun. Üstüne üstlük sen sanırım ona karşı bir gösteri olsun diye, tutmuş bir başkasıyla olmuşsun.
Onun da bunu doğal karşılamasına pek sinirlenmişsin. Ne yapmalıydı, seni dövüp öldürmeli miydi?
Bunu yaparken senin beklentin neydi, inan merak ettim. Birden sana karşı beklediğin o tutkulu aşığa mı dönüşeceğini sandın.
Olmamış, yürümemiş, yürümüyor... Dediğim gibi iletişim kopukluğu var aranızda... Ne o seni, ne de sen onu anlayabilmişsiniz.
Belki bazı şeyleri kurtarabilirsiniz ama aslında çok çaba göstermen lazım… Hem neden hep sen çaba göstereceksin ki? Ben onun senin için yanlış insan olduğunu düşünüyorum, beni bağışla… Ama hayat senin, nasıl değerlendireceğine sen karar ver.



Nasıl bir evlilik?
Güzin Abla merhaba, geçtiğimiz haftalarda “Asla aldatmadım” rumuzuyla “Evli erkeklerin gözü neden dışarıda?” başlıklı yazan okurunuzun görüş ve tavsiyelerine katılmıyorum. Bir kere başlık yanlış; “Evli erkeklerin/kadınların gözü neden dışarıda?” olmalıydı.
Aldatan evli kadınları görmezden mi geleceğiz? İkincisi, hiçbir erkek veya kadın evde işe gittiği kıyafetiyle oturmaz.
Çalışmayan hiçbir kadın, eşini evde düğün veya bayram kıyafetiyle karşılamaz.
Kadın elbette bakımlı olmalı, ama bu konuyu da abartmayalım. Her kadının evinde yardımcısı yok... Yemek yapan, çocuk bakan, ev temizleyen kadın, nasıl her an dört dörtlük bakımlı ve süslü olabilir ki?
Kaldı ki, aldatan kadın veya erkek sadece şehirlerde olmuyor. Köyde yaşayanlara ne diyeceğiz? Tarlada, bağda, bahçede çalışıp, duş almaya bile vakti olmayan insanlar var. Bunlar arasında asla aldatmayan olduğu gibi aldatanlar da vardır. Dahası manken gibi eşi dururken aldatanlara ne diyeceğiz? “Manken gibi olma, biraz paspal ol” mu diyeceğiz?
Yıllarca flört edip, evlendikten sonra ortaya çıkan çoğu kavgaların sebebi ya ekonomiktir ya da cinselliktir. Ekonomiyi iş bularak ya da değiştirerek düzeltebilirsiniz ama cinselliği nasıl düzelteceksiniz? Diyelim ki, kadın seks istiyor, erkek istemiyor. Ya da tam tersi oluyor.
Bunun nedeni de yaşam tarzı ve beslenmedir. Sağlıklı beslenmeyen kişilerde şeker, kolesterol oranı yüksektir. Bu yüzden kan dolaşımında ve hormonlarında dengesizlik başlar. Bu da isteksizliğe yol açabilir. Bu duygusunun nedenini araştırmak için aldatmaya karar verip arayışa girer!
İdeal evlilik: Karşılıklı sevgi, saygı, hoşgörü, anlayış, fedakârlık ve cinsellikle sağlanır. Bu faktörlerden biri eksik ya da tek taraflı olursa, o evlilik rotasını yitirmiş gemiye benzer. Her an su almaya, batmaya mahkûmdur. Çocuk uğruna katlananlar olsa da istisnalar kaideyi bozmaz.
Kısacası evlilik; “tencere/kapak” gibidir. Birinden biri büyük gelirse taşmayı önleyemezsiniz.
Rumuz: YAŞAR.U.

YANIT
Saptamalarınıza ben de birkaç şey eklemek isterim, sevgili okurum; cinsellik elbette çok önemli ama evliliklerde cinselliği aynı heyecan düzeyinde tutmak için her iki tarafın da çaba göstermesi gerekir.
Ayrıca evliliği ayakta tutan şeyin başında sevgi gelir. Kadınlar aynı zamanda şefkat de bekler… Ona kadın olduğunu hissettiren, onu beğendiğini bakışıyla, sözleriyle, davranışlarıyla, belirtebilen erkeğe büyük bir tutkuyla bağlanır. Tabi aynı şey sizin de dediğiniz gibi erkek için de geçerli.
Akıllı kadınlar erkeğini güçlü, eşsiz, başarılı, olağanüstü hissettirmeyi bilen kadınlardır. Ki erkek onu asla terk etmeyi düşünmez, ihanet etmez.
Son olarak, sağlıksız beslenmeden söz ediyorsunuz ya, özellikle erkeklerde, isteksizlik ya da daha gerçekçi olarak iktidarsızlık başladığında, erkek bunu asla kendi kusuru olarak görmez. Karşısındakini suçlar… Kadın bakımsızdır, şişmanlamıştır, karşılık vermiyordur v.s. İşte o zaman kendini kanıtlama telaşına düşer. Bir başka kadının kollarında kendine olan güvenini yeniden kazanmak için arayışa girer…
Umarım, günümüz gençleri, yaşadıkları büyük karmaşanın ortasında, çok daha gerçekçi olmayı, dürüst olmayı başarabilir. Karşılıklı, samimi ve doğal davranışlarıyla kuralları ve tabuları yıkıp, daha mutlu evlilikler kurabilirler...

X