"Güzin Abla" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Güzin Abla" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Güzin Abla

Ya çocuğum olmazsa...

Erkek arkadaşım 32 yaşında. Aramızda büyük bir yaş farkı var. İleride onunla evlendiğimiz zaman çocuğumuzun olamama ihtimali beni korkutuyor.

 Ben 20 yaşındayım, üniversite birinci sınıf öğrencisiyim. Yaşadığım şehirden ve bölümümden çok memnunum. Ama kararsızım...
Bir erkek arkadaşım var, onunla mutluyum. Bir yandan da gelecek kaygısı yaşıyorum. Evet, şu an her şey çok güzel gidiyor ama o 32 yaşında.
Evliliği düşünmek için henüz çok erken ama ileride çocuk sahibi olmak istediğimde bu mümkün olur mu? Onun yaşının büyük olması çocuğumuzun olmasını engeller mi? Sen şimdi bana “O halde yaşına uygun birini bul kızım” dersin belki ama yaşıtlarımda onda olan sağduyu, olgunluk, hayat beklentisi yok.
Gerçekten çok farklı biri. Ben onunla çok mutluyum.
Sizce ne yapmalıyım?
◊ Rumuz: Yaş farkı

Sevgili kızım, erkeklerin kadınlar gibi belirli bir yaştan sonra menopoza girip, çocuk sahibi olabilme yeteneğini kaybetme gibi durumları yoktur.
İsterlerse 70 yaşında bile çocuk sahibi olabilirler. Belki yaş aldıkça sperm oranlarında belli bir azalma görülür ama yine de beraber oldukları eşlerinden (eğer o kadın menopoza girmemişse) çocukları olabilir. Üstelik sen 32 yaşında bir genç adamdan söz ediyorsun.
Bu fikre nereden kapıldın, bilemiyorum ama doğru bilgi edinmemişsin.
Eğer dediğin gibi o genç adamla iyi anlaşıyorsan, onda bulduklarını yaşıtlarında bulamıyorsan, evlenirseniz, aranızdaki yaş farkına rağmen çok da mutlu olabilirsiniz.
Kaç çocuk doğurmak istiyorsan, o kadar da çocuğun olur. Ama tabii eğer sende ya da onda herhangi bir kısırlık söz konusu değilse...
Ki bunun da yaşla hiç ilgisi yoktur.

Eğitim sistemi çok zorluyor

Selamlar abla, okurlarınızdan biri olan 24 yaşındaki hanımefendi, çok çalışmaktan hayatı kaçırdığını söylemiş. Suç sadece ailesinde ve kendisinde de değil.
Eğitim sistemimizin bunda etkisi büyük.
Çünkü ne kadar gereksiz ders varsa öğrencilere yükleniyor, sonra da öğrenciler daha liseyi bitirmeden hayattan bıkıyor.
Örneğin, hukuk fakültesine gidecek bir öğrencinin matematiği ve fen derslerini yoğun bir şekilde görmesi gereksiz.
Sözel yetenek sorularını çözmek zorunda bence. Tarih, coğrafya dersleri de kalkmalı.
Mühendis olacak öğrenci de sadece matematik, fen ve İngilizce dersleri almalı.
Eğitim olabildiğince basit olmalı ki gençler hayatlarını daha çok yaşayabilsinler.
Eğitim sistemi çok zorlayıcı ve gereksiz yere öğrencilere zaman kaybettiriyor.
◊ Rumuz: Can K.

Sevgili okurum, genel kültür diye bir şey var...
Her konuda bilgi sahibi olmak, dünyadan haberdar olmak, tarihimizi bilmek, insanların yaşadığı evrimi, toplum bilincini kavrayabilmek, sosyolojik açıdan bilgi sahibi olmak çok önemli.
Kendini, tarihini, geçmişini bilmemek çok büyük bir eksiklik.
Matematik, fizik ve kimya gibi derslere gelince... Elbette fen bölümüyle ilgili branşlara yönelecek öğrencilerin bu konuda daha derin eğitim almaları şart. Ama edebiyat bölümünü seçen öğrencinin de bu derslerden bihaber olmasını beklememeli.
Zaten bu sizin söylediğiniz türde bir eğitim sistemi bundan 20 yıl kadar önce denendi.
Seçmeli ders diye bir yanlış yüzünden biyolojiden, coğrafyadan, kimyadan habersiz yetişti bir nesil...
Eğitim sistemimizde şu anda da eksiklikler olduğunu görmek mümkün. Mesela bizim kitaplarımız ansiklopedi kalınlığındaydı, torunumun kitaplarını gördüğüm zaman şaşırıyorum...

X