"Güzin Abla" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Güzin Abla" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Güzin Abla

İnternetten tanıdığınız birine aşık olmak hiç akıllıca değil

“Onun hakkında hiçbir şey bilmiyordum. Belki evliydi, belki manyaktı, belki de kendine güvensiz biriydi. Bana sadece hikâyeler anlatıyordu. Bütün bunların farkındaydım ama aşık olmuştum bir kere” diyor genç okurum.

Bu esrarengiz adamı internetten tanımış, ona inanmadığı halde, kendini kaptırmaktan geri kalmamış. Üstelik adamın etkisinde de kalmış uzun süre...
Neyse ki, gerçek bir ilişki yaşamadan, adam kendiliğinden vazgeçmiş ondan. Bu büyük bir şans bana göre. Sanki bir melek gelip onu kurtarmış.
İnternetten tanıdığınız ya da daha doğrusu hiç tanımadığınız birine körü körüne aşık olmak hiç akıllıca değil. Dahası büyük bir tehlike aslında... Kim bilir gizlediği ne büyük bir sorunu vardı adamın...

Aşık olduğunuzda benliğinizi kaybetmeyin
Sevgili Feyza Hanım, yurtdışında yaşıyorum, eğitim amaçlı buraya geldim. Yaklaşık bir buçuk yıl önce Facebook aracılığıyla tanıştığım birine aşık oldum.
O dönemler hem ailemden ayrı olmak hem de biten 8 yıllık ilişkinin getirdiği boşlukla bu insana inandım ve görüşmeye başladım. Ben ki, normalde internetten tanışan insanlara kızıp yaptıklarının yanlış olduğunu söylerken, aynı şeyi kendim de yaşadım. Sanırım çok büyük konuşmuşum.
İlk başlarda onunla tamamen mesafeli konuşuyordum, sonuçta tanımadığım biriydi. Zamanla her gün yazışmaya başladık ve uzaktan uzağa içimdeki boşluğu doldurmaya başladı.
Bir buçuk yıl boyunca görüştük ancak onun hakkında hiçbir şey bilmiyordum. İlk zamanlar ondaki gariplikleri algılayamıyordum. Aşıktım çünkü. Zamanla sorgulamaya başladım. Daha yakından tanımak istedim. Ama hep çeşitli bahanelerle durumu geçiştirmeye çalıştı.

NE FOTOĞRAF GÖNDERDİ NE DE KAMERADA GÖRÜŞMEYİ KABUL ETTİ

Kabadayı yapısından tutun da geçmişte yaptığı hatalara kadar türlü türlü bahaneler öne sürdü. “İş yoğunluğum var sonra gönderirim” diyerek, ne fotoğraf gönderdi, ne de kamerada görüşmeyi kabul etti.
Tatillerde Türkiye’ye döndüğümde beni telefondan aradı ama benim ona ulaşabileceğim bir numarası bile yoktu. Kısacası, kendi istediği zaman benimle görüştü, istemediğinde, karanlık işlerine dönmek üzere, ortadan kayboldu. Ve görüşmelerimiz aynı yoğunlukla devam etmesine rağmen, zamanla ‘aşkım, canım’ laflarının yerini ‘arkadaşım, dostum’ almaya başladı. Çok kırıldım ama seviyordum işte... Arkadaşlığı bile bana yeterdi sonuçta. Ondan gelecek en ufak habere razıydım. Ve bu hikâye yaklaşık bir hafta önce ‘benim onun vaktini çaldığım bahanesiyle’ sona erdi.
Onunla görüştüğümüz zaman zarfında kendimi çok sorguladım tabii ki. Onun hakkında hiçbir şey bilmiyordum. Belki evliydi, belki manyaktı, belki de kendine güvensiz biriydi. Bana sadece hikâyeler anlatıyordu. Bütün bunların farkındaydım ama âşık olmuştum bir kere.
Sonuçta yanımda değildi ve internetten görüşen iki insandık. Varlığını hissetmek bana yetiyordu. Ve sorgulamamamın bedelini sadece ‘5 dakikalık konuşmaya sığan ve zaman çaldığım gerekçesiyle terk edilerek’ ödedim.

EN AZINDAN BAŞIMA KÖTÜ BİR ŞEY GELMEDİ

Onunla görüştüğüm süre zarfında benden çok şey aldı götürdü. Onun hayata bakış açısıyla benimki tamamen farklıydı.
Ona göre bir kadının eğitimli olması lüzumsuzdu. Kadının yeri ‘evi’ydi. Ben kendimi bile sorgulamaya başlamıştım, “acaba doğru olan onun düşünceleri midir” diye.
Eğitimim, kariyerim hatta yurtdışında bulunmam bile rahatsız edici bir hal almaya başlamıştı kendi içimde. Sonuçta ‘özümü’ kaybetmeye başlamıştım. Ben onu kendimden önce tutarak, onun bakış açısını kabullenerek kendime büyük zarar verdim.
Bir yandan üzülüyorum ‘neden hak etmeyen ve kimliği belirsiz, karşına bile çıkmayan birine bu kadar değer verdin?’ diye. Sonuçta etrafımda görüşebileceğim, hayatımı paylaşabileceğim başka insanlar varken ben bir buçuk yılımı hiç tanımadığım bu adamı düşünerek ve onun düşüncelerini doğru saymakla geçti. Bir yandan da seviniyorum, en azından başıma kötü bir şey gelmeden sadece uzaktan uzağa bu sıkıntıyı yaşadım diye. Daha kötüsü de olabilirdi.
Bu hikâyeyi size ve okurlarınıza anlatma nedenim ise ne kadar kör olduğumu göstermek değil, sadece hiç tanımadığım biri yüzünden kendimi sorgulamam ilgili. O yüzden sizlere tavsiyem, aşık olduğunuzda ‘benliğinizi’ kaybetmeyin. İster yanınızda ister uzağınızda olsun ve kim olursa olsun, sizi siz yapan şeyleri unutmayın.
Rumuz: İki yabancı

X