"Güzin Abla" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Güzin Abla" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Güzin Abla

İçki içip üzerime yürüyor

Sevgili Güzin abla, size uzun zamandır yazmak istiyorum. Çünkü bu sorunumu ve yaşadıklarımı sizden başkasıyla paylaşamazdım. Lütfen beni cevapsız bırakmayın.

Ben 45 yaşında, bir çocuk annesi bir kadınım. Eşimden 12 yıl önce ayrıldım. Bundan 6 sene önce bir adamla tanıştım, ilk 6 ay boyunca sadece telefonla görüştük, çok da iyi anlaştık. Sonra yüz yüze geldik, birbirimizi daha yakından tanımak için beraber yaşamaya başladık.
Aradan birkaç hafta geçtikten sonra gerçek yüzünü gösterdi. Alkol alıyordu, alkol aldığında da üzerime yürüyor, ağıza alınmayacak küfürler ediyor, saldırganlaşıyordu. Çok da kıskançtı.
Bir kere ayrılmaya kalktım, bırakmadı, yalvar yakar oldu. Ben de “Bunu bir daha yaparsan seni affetmem” dedim. İçki içmemesi gerektiğini, içerse onu terk edeceğimi söyledim.
Binlerce kez özür diledi. Ama çok geçmeden yine içmeye başladı. Devamlı tartışıyorduk. Ben evi terk etmeye niyetleniyordum, her seferinde annem araya girip bizi barıştırıyordu.
Derken annem rahatsızlandı, hem onunla ilgilenmeye çalışıyordum hem de bu adamın içkisi ve küfürleriyle uğraşıyordum.
Dayanamadım, bir gün onu karakola şikayet ettim, eve girmesini engelledim. Her türlü yola başvurdum ama olmadı. Başaramadım.
Annemin rahatsızlığından faydalanıp yine eve gelmeye başladı. Savcılığa başvurdum, pek bir şey çıkmadı.
Israrla onu eve almıyordum, bu sefer de telefonla tacize başladı. Ayrıca içip içip evin önünden geçiyor, hatta küfür kıyamet kapıya dayanıyordu. Kapıdan kovsam bacadan giriyordu.
Sözün kısası ablam, ben hâlâ bu adamdan kurtulamadım. Aynı evde birlikte yaşamak zorundayız. Doğru dürüst çalışmıyor da; sürekli evde, sürekli uyuşuk.
İçkiyi eskisi kadar içemiyor artık, çünkü sağlığı da bozuldu. Ama olan bana oldu, ben tamamen hayattan ve ondan soğudum. Şimdi sadece oğlum için yaşıyorum, hiç yaşama isteğim kalmadı.
Her seferinde evden gitmesini istiyorum gitmiyor, ben gitmek istiyorum, bırakmıyor.
Ben ne yapacağım ablacığım? Bu hayatı yaşamak zorunda değilim, ama maalesef nasıl kurtulacağımı da bilmiyorum. Bu arada benim de sağlığım iyice bozuldu. Lütfen bana yol gösterin. Ne yapabilirim? Bu adamdan kurtulma umudum giderek yok oluyor.
RUMUZ: PERİŞANIM

 

YANIT

Sevgili kızım, dağ başında mı yaşıyoruz? Ne demek kurtulamıyorum? Savcılığa başvurmuşsun, ee ne olmuş, neden gerekli işlemler yapılmamış? Belki de adamlar senin gerçekten bu adamdan ayrılmak istediğini anlayamamışlardır.
Hem ayrılmak istiyorsun hem de hâlâ aynı evde oturuyorsun mesela. Neden evini, adresini değiştirip uzaklaşmıyorsun. Neden ona kesin bir tavır almıyorsun. Sonuçta kocan bile değil, kaldı ki kocan da olsa bunları çekmek zorunda değilsin.
Korkuyor musun? korkuyorsan, polis ve savcılık seni korumaya alır diye biliyorum. Ama önce o evden çıkmalısın.
Sanırım birlikte oturduğunuz ev senin, yine de o evi bırakmalısın. Adres değişikliği, telefon numarası değişikliği, hepsini denemiş olmalıydın şimdiye kadar. Sonunda belki de senin ondan ayrılmakta kararlı olduğunu anlardı.
Ama sen bir kapının önüne koyuyorsun, daha sonra dayanamayıp yine eve alıyorsun. Olur mu bu? Bak rahatsızlanmışsın. Kendini düşünmüyorsan, bütün bu karmaşanın arasında kim bilir ne durumda olan evladını düşün. Onun psikolojisi, onun hisleri, endişeleri her şeyden önemli...
Seni sürekli onunla barıştırmak için çabalayan annenin tutumuna da anlam veremedim. İyiliğini istese seni ondan uzaklaştırmak için çabalardı diye düşünüyorum. Bazen anneler de yanlış yapabilir, umarım annen artık iyileşmiştir. Bu yüzden bence onu da dinlememelisin artık.

 


Eşim beni hep başka erkeklerle kıyaslıyor
Sevgili ablacığım, 7 yıllık evli genç bir erkeğim. 4 yaşında güzel mi güzel, dünya tatlısı bir küçük kızım var. O benim yaşam sevincim... Ancak evlilik hayatım hiç de iyi gitmiyor.
Bir şirkette muhasebeci olarak çalışıyorum. İşimi seviyorum ama kazancım çok parlak değil. Bu ortamda iş değiştirmem de mümkün görünmüyor. Sonuçta çevremdeki birçok insan iş bulabilmek için çırpınıyor, hatta asıl mesleklerine hiç de uygun olmayan işlerde çalışmayı göze alıyorlar.
Eşim çalışmadığı için canımı dişime takmış, ailemi geçindirmeye bakıyorum. Sonuçta eşimin her istediğini alamıyorum, her dediğini yapamıyorum. Örneğin çocuğumuz doğduğundan beri hiç tatil yapamadık. Bu hem maddi hem de manevi açıdan mümkün olmadı.
Bu yüzden eşim sürekli beni ona ve çocuğumuza iyi bir yaşam verememekle suçluyor. “Çocuğumuzun üstünü başını bile konu komşu alıyor, yeğenimin küçülmüşleriyle büyüdü benim güzel kızım” diye sızlanıyor.
En çok üzulduğum ve kırıldığım ise beni sürekli başkalarıyla kıyaslaması. Eniştesi, yakın arkadaşının kocası, kız kardeşimin eşi hatta komşumuzun durumuyla bile kıyaslıyor benim durumumu... üstelik bunu başkalarının yanında da yapıyor. “Bakın kendime yeni bir şey alamayalı yıllar oldu. Bizim bey başkalarının parasını korumak için üç kuruşa çalışıyor, bizi düşündüğü bile yok. O halinden memnun, ondan genç eniştesi bile köşeyi döndü, araba aldı, kat aldı. Biz sürünüp duruyoruz” diye anlatıyor.
Ona nasıl davranmalıyım ki, beni anlayabilsin. Ne yapayım ablam, çalıp çırpmamı mı istiyor?
RUMUZ: KIRGIN

 

YANIT

Sevgili oğlum, sakın bu tür düşüncelere kapılma, eşinin bu kırıcı zorlamalarına kapılıp da dürüstlükten, doğruluktan ayrılma. Kadınların karşılarındakini ne kadar kırdıklarını fark etmeden yaptıkları bu tür hatalar, yuvaların yıkılmasına bile neden olabiliyor.
Kendi halinden memnun olmak, şükür etmek yerine başkalarına özenmek, kendi hayatlarını onlarınkiyle kıyaslamak hem çok acı veren hem de çok anlamsız bir tutum.
Evliliklerde, zaman geçtikçe ve o ilk aşk, ilk heyecan söndükçe, kişilerin eşlerini bir başkasıyla kıyaslaması sıkça yaşanan bir durum. Evlilik öncesinde “bir lokma, bir hırka”ya razı olan eş, yıllar geçtikçe “şunun eşi bunu yapmış, bunun eşi şunu almış”a dönüşebiliyor.
Bu durum, başkalarının eşleriyle kıyaslanan eşin ruhunda derin yaralar açabilir. Haliyle ilişkide sevgi, saygı ve güven bağı zedelenir.

X