"Güzin Abla" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Güzin Abla" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Güzin Abla

Eşim uyuşturucu bağımlısıymış

Ailem beni Almanya’da yaşayan amcamın oğluyla nişanladı.

İlk başta karşı çıksam da zamanla kabullendim. Önce nikahımız kıyıldı, düğünü bekliyorduk. Fakat büyük bir sorun vardı; nikahımız kıyıldıktan sonra amcamın oğlunun uyuşturucu bağımlısı olduğunu öğrendim.

Sevgili Güzin Abla, yıllar önce henüz liseyi yeni bitirmiş, oldukça saf, inançlı, hayata karşı umutlu tertemiz bir genç kızken, yaşamın bana ne tür bir oyun oynayacağından habersizdim.
Biz Eskişehir’in küçük bir kasabasında yaşayan bir aileydik. Ailemizin bir bölümü uzun süre önce Almanya’ya göçmüştü. Ve burada amcam, amcamın eniştesi ve çocukları yıllar içinde yurtdışının tüm imkanlarından yararlanmış, bayağı bir zengin olmuşlardı.
Bense 4 yıl önce babasını kaybetmiş, annesi ve abisiyle kıt kanaat geçinen bir ailenin ferdiydim. Annem ev hanımı, abim ise bir şirkette şoför olarak çalışan kendi halinde biriydi.
İkisi de gözümün içine bakıyor, benim iyi bir hayatım olmasından başka bir şey istemiyorlardı. Bundan eminim, bu yüzden de beni istemeden bir bataklığa sürüklemiş olduklarını düşünüyorum.
Amcamlar iki yıl önce yaz tatili için eski kasabalarına geldiler. Bu arada elbette bizi de görmek istemişlerdi. Bu ziyaretin bir de onlara göre hayırlı bir yanı vardı. Oğullarına beni istemeye gelmişlerdi. Ben onlara göre iyi bir gelin adayı, temiz, saf, iyi yetişmiş, terbiyeli bir genç kızdım.
Belki zengin değildik ama sonuçta ailenin bir parçasıydım. Amcamın oğlu yakışıklı, iyi eğitim almış, görünüşte hiçbir genç kızın geri çevirmeyeceği bir gençti. Üstelik zengindi. Ve Alman vatandaşı olmuştu. Ailem o kadar çok istiyordu ki, sakıncalarını düşünmeden kabul ettim.
Hemen nişan hazırlıkları yapıldı, sözlendik, ardından da nişan oldu... Her şey bir çırpıda olup bitti. Onlar geri döndüklerinde ben artık nişanlı bir genç kızdım.
Düğünün de hemen o yaz içinde gerçekleşeceğini söylediler. Sadece benim bu dönem içinde biraz olsun kendimi ifade edebilecek kadar Almanca öğrenmem gerekiyordu. Bu yüzden kurslara yazıldım Eskişehir’de.
Sonuçta nişanlım ve ailesi nikahımızın burada yapılmasını uygun görmüşlerdi. Hazırlıklar tamamlanınca düğün için hep birlikte Almanya’ya gidecektik. Bu plana göre uygulandı her şey.
Ailem de çok mutluydu. Eşim olacak genç adamı sevmeye başlamıştım bile. Çok hoş bir insandı. Bana karşı da çok iyiydi. Evliliğim konusunda çok güzel hayaller kuruyordum.
Onlar nikahtan sonra Almanya’ya döndüler, bense düğünümüz için sabırsızlıkla bir çağrı bekliyordum. Beni alıp yanlarında götürecekleri günü iple çekiyordum...
Aradan aylar geçti, nişanlımın ailesiyle görüşüyordum ama nişanlımın sesini bile duyamıyordum. Yaza düğünümüz olacak denmişti. Ama yaz geçmiş, sonbahara giriyorduk. Hiç kimse kesin bir şey söylemiyordu. Ailem de ben de şaşkın, endişeli ve kuşku içindeydik.
Amcam, “Endişe edecek bir şey yok” deyip duruyordu. Nişanlım onlara göre çok meşguldü. Bir telefon bile edemeyecek kadar mı meşguldü?
Sonuçta her şey açığa çıktı. Artık yalan söylemeye devam edemeyeceklerini anlamışlardı. Nişanlım uyuşturucu bağımlısıydı... Sürekli hastaneye yatıyor, tedavi görüp çıkıyor ama bir süre sonra yeniden bataklığa dönüyor, onu kendisi gibi bağımlı insanların yanından zorla alıp, kurtarmaya çalışıyorlardı.
Benimle evlendirmek istemelerinin nedeni de buydu. Kimse onu istemiyordu, kimse onun bir bağımlı olduğunu bile bile ona eş olamazdı.
Bense kendi halinde, küçücük çevresinde dünyadan habersiz yaşayan bir kızcağızdım. Belki benim yanımda oğullarını hayata bağlayabileceklerini düşünürken, beni yakmaktan hiç kaçınmamışlardı. Hem de bunu bana yapan öz amcam ve yengemdi.
Şu anda bu kabustan kurtulmaya çalışıyorum. Dava açtım bu sahte evliliği iptal etmek için, aylardır mücadele veriyorum. Ancak onlar yurtdışında oldukları için bu pek kolay olacağa benzemiyor. Yine de tüm evlilik hayallerim yıkılmış da olsa, bu şanssızlıktan kurtulacağıma, kendime yeni bir hayat kuracağıma ve mutlu olacağıma inanmak istiyorum.
Ne dersiniz bunu başarabilecek miyim?
Rumuz: Kabusum

 

 

YANIT

Sevgili kızım, elbette başaracaksın. Bak bu ciddi sorunu anladığım kadarıyla çok daha olgunlukla karşılamaya başlamışsın bile. Bu çok iyi bir adım.
Aklı başında ve sorunların üstesinden gelebilecek güçte bir genç kız olduğunu görüyorum. Seni bir oyuna getirmek istemiş olabilirler ama kurtulmuşsun şükürler olsun.
Ya düğün de olsaydı, sen onların yanına yerleşmiş ve resmen evlenmiş olsaydın, düşünebiliyor musun... O zaman kurtulman çok daha zor olacaktı elbette.
Belki bazı bürokratik formaliteler, yazışmalar vs. senin gerçek olmayan bu evlilikten kurtulmanı biraz geciktirse de, sonuçta özgürlüğüne kavuşacaksın. O zaman da evde evlenmeyi bekleyen boynu bükük bir genç kız olmaktan sıyrılıp, aklı başında, ayakları yere sağlam basan, yaşadığı bu kötü olay nedeniyle olgunlaşmış bir birey olarak kendi kararlarını kendin vermeye hazır olacaksın.
Belki de kendine göre bir iş bulup çalışırsın güzel kızım, bunu özellikle tavsiye ederim sana. Bir çevren, arkadaşların, değişik bir ortamın olur.
Evleneceğin erkeği de kendin seçme özgürlüğüne kavuşursun umarım.

 

Biz yardımcı değil her yönden eş arıyoruz
Güzin Hanım, geçen haftalarda köşenizde yer verdiğiniz kadınların çalışmasıyla ilgili konuda yazdığınız cevaba karşı, ben de düşüncelerimi yazma gereği duydum. Madem bu kadar zor ev işleri ve çocuk bakmak, bari kadınlar çalışsın, erkekler evde kalsın, çocuk baksın...
Bu konuda şaka bir yana, bu hayat şartlarında kadın tabii ki çalışmalı. “Üç çocuğu olan kadın çalışırsa, çocuklara kim bakacak” demişsiniz. Eş dost, akraba hiç mi yok?
Anne dediğin kutsalsa çocuklarının maddi ihtiyaçlarını da karşılar. Erkekler öğrenci evi, bekar evi derken, alıştılar ev işlerine. Kadınlarımız maalesef havada uçuyorlar; ben evde sarma bile yapıyorum.
Kadın çalışmalı da, üretmeli de, sosyal de olmalı, yoksa güçlü erkeklerin bile kadınlara artık paylaşım için ihtiyacı var.
Öyle ev temizliği, çamaşır yıkama derken evde kendini tüketen bir eş istemiyoruz ki.
Biz erkekler yardımcı kadın aramıyoruz. Bize her yönden eş olmalarını bekliyoruz. Bunu duyurur musunuz kadınlara lütfen.
Rumuz: Gökhan

 

 

YANIT

Ben başka bir şey mi söylüyorum sevgili okurum? İdeal olanı elbette bu sizin söylediğiniz. Hayatı her yönüyle paylaşmayı bilen, akıllı, sosyal, ayakları yere basan, başarılı kadınlar arıyorsunuz elbette.
Ancak o zaman siz beylerin de düşünmesi gereken önemli bir nokta var. Madem siz yanınızda başarılı ve üretken, sosyal ve çalışan bir kadın görmek istiyorsunuz, o halde pek övündüğünüz o bekarlık döneminden edindiğiniz değerli alışkanlıklarınızı sergilemeye hazırlanın.
Evde tüm işleri eşinizle paylaşmaya alıştırın kendinizi. Her şeyi evde eşinizin üzerine yıkmak yerine, örneğin işten döner dönmez, eşiniz mutfağa koşarken, siz de televizyonun başına kurulacağınıza, onun yanında yer alıp, yemeği birlikte hazırlamaya planlayın kendinizi.
Ya da o yemek yaparken, siz de çocuğunuzu oyalamayı denemelisiniz. Hem onu mutlu edeceksiniz, hem de hayatınızı kolaylaştıracaksınız ve size sevişmeye, yakın olmaya, mutlu olmaya zaman kalacak. Fena mı?

X