"Güzin Abla" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Güzin Abla" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Güzin Abla

Boşanmalarda velayet fiyaskosu

Boşanmalarda arada kalan çocuğun velayeti, anne ve babaya ortak verilmeli.

Son zamanlarda yaşanan aile içi şiddet olayları, malumunuz üzere çok endişe verici.
Bence bu olayların çoğunun nedeni, arada kalan çocuklar...
Boşanan bir çiftin çocuğunun velayeti ya anneye ya da babaya veriliyor.
Velayeti alan, bu durumu kötüye kullanarak çocuğu karşı taraftan kaçırmaya çalışıyor, hatta şehir dışına dahi yerleşebiliyor.
Buna ne anne dayanabilir ne de baba. Evlat bu, nasıl ayrılabilirsiniz ki?
Arada kalan çocuğun durumunu ise hiç söylemiyorum. Masum melek...
Nereye çeksen oraya gider, üzülür ama kimseye söyleyemez...
Dışarıda gezerken anne babasıyla dolaşan bir çocuk görür, mazlum mazlum bakar, kimseye anlatamaz...
Ben de bir babayım. Eşimle ayrı olduğum zamanlar oldu ama evladımdan hiç kopamadım.
Boşanmalar, kavgalar neyse ne, anneyle babanın arasında olmalı; çocuğu bunlara katmamak lazım.
Bence boşanmalarda anne ve babanın yüz kızartıcı bir suçu yoksa, çocuğun velayeti her ikisine de verilmeli. İkisi de çocuktan uzaklaştırılmamalı. Taraflardan biri, çocuğu başka şehre götürememeli.
Evladından ayrılan bir ana veya baba, onun için her şeyi yapmaya hazır olur. Zaten pek çok cinayetin sebebi de bu anlattıklarım.
Bakanlığa da yazdım bu görüşümü. Göz göre göre eski medeni kanunda ısrar ediyorlar.
Boşanan bir çift düşünün, mahkeme çocuğu annesine veriyor, babaya da diyor ki; “Çocuğunu ayda iki defa birkaç saatliğine görebilirsin”. Ama anne bunu kötüye kullanıyor. Çocuğu kaçırıp ona göstermiyor.
Baba bir de icra parası ödüyor, suçlu gibi görevli eşliğinde çocuğunu görebiliyor.
Size soruyorum; bu baba ne yapsın? Ölsün mü, öldürsün mü? Evladı, canının bir parçası.
Bir kadına “Evladını elinden alacağız, sana ayda iki defa göstereceğiz” desek ne yapar, merak ediyorum.
Rumuz: Ümit R.

Sevgili okurum, siz bunları yaşayıp hissetmiş olabilirsiniz, çok da haklısınız. Belki pek çok boşanmış ve evladından ayrı bırakılmış baba da sizinle aynı duyguları tatmıştır.
Ancak kadın cinayetleri ve şiddet konusunu sadece buna bağlamak, tek taraflı düşünmek olmuyor mu?
Genellikle bu cinayetlerin büyük çoğunluğu, erkeğin eski eşinin barışmak istememesine bağlı.
Yine boşanmış kadın, bir süre sonra çok doğal olarak hayatına yeni birini sokabiliyor. Eski eş işte buna katlanamıyor.
Arada bir bu anlattıklarınıza bağlı olaylar da yaşanabiliyor tabii.
Ama ya haftada bir görme hakkı olduğu halde 3 yaşındaki kızını yıllar boyu aramayan, sormayanlar?
Onu hayatından silen, unutan, onun yerine yeni evlendiği kadının çocuklarını bağrına basan babalara ne dersiniz?
Örnek mi istiyorsunuz? Pek çok örnek var. İşte onlardan biri de benim babam...

X