"Güzin Abla" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Güzin Abla" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Güzin Abla

Bir sevgili, sekiz yıl beklenir mi

“Beklenir elbette” diyor sevgili okurum. Eğer bu gerçek aşksa, onun yerini tutacak başka biri olmayacağına inanmışsanız; beklenir...

Günümüzde artık insana hiç de inandırıcı gelmeyen bu tür aşk hikayeleri, tahmin ettiğiniz gibi uzun yıllar önceye dayanıyor. Şu anda çok mutlu bir aile oluşturan bu çiftin, biri 20 diğeri ise 25 yaşında iki evladı var ve onlara da, siz genç okurlarıma da çok güzel bir örnek sunuyorlar. Hele son zamanlarda, birbirini bir yıl bile beklemeye tahammül edemeyen, kısa ayrılıklara bile katlanamayıp hemen başka kollara atılan günümüz gençliği, bu öyküden sanırım çok büyük dersler çıkaracaklar...


Uzun bir ayrılıktan sonra evlenmeyi başardık
Liseyi bitirir bitirmez, 18 yaşında çalışmaya başlamıştım. Evimize yakın bir konfeksiyon mağazasında çalışmama zar zor izin vermişti babam. Gerçekte çok iyi biri olmasına rağmen oldukça katı prensipleri vardı babamın. Hiç kimse de onun önyargılarını ve kararlarını değiştiremezdi. Çalışmak ise beni çok mutlu etmişti. Hem kendimi daha bağımsız hissediyor hem de para kazanıyordum. Geç vakitlere kadar çalışsam da gıkım çıkmıyordu.
Mağazaya çok yakın bir devlet dairesi vardı. Orada çalışan hanımlar, genç, bakımlı, cıvıl cıvıldılar. Sık sık mağazaya gelir, benimle de sohbet eder, bir şeyler alır, giderlerdi. İçlerinde özellikle çok sıcak bulduğum sarışın mavi gözlü bir hanım vardı. Ötekilerin şefi olmalıydı ama hepsinin de onu çok sevdiği hallerinden belli oluyordu.
Bir gün bir giysi aldı ama eteğinin biraz kısaltılması gerekiyordu. Bana bu tadilattan sonra giysiyi daireye getirip getiremeyeceğimi sordu. Ben de seve seve kabul ettim. Daireye gittiğimde, biraz sohbet ettik. Ve o hanım beni oradaki genç memurlardan bir beyle tanıştırdı. Bunu biraz da önceden planladığını sonradan öğrendim.
Daha sonra alışverişe geldiklerinde o bey de yanlarında oluyordu, benimle sohbet ediyor, hal hatır soruyordu. Ve hikaye tahmin ettiğiniz gibi ilerlemeye başladı.
Biz onunla kaçamak da olsa buluşup dolaşıyorduk. Çay içmeye, zaman zaman da yemeğe gider olduk. Birbirimizden gerçekten çok hoşlanmıştık. Artık hayallerimi süsleyen yakışıklı, dürüst, aklı başında, saygılı ve şefkat dolu bir sevgilim vardı.
Bir süre sonra bu buluşmalardan, gezmelerden korkar oldum. Çünkü babam sık sık sorular soruyor, fazla mesai yalanlarına inanmakta zorlanıyordu. Bir akşam iş çıkışına gelivermez mi? Aklım başımdan gitmişti. Çünkü sevdiğim adam da aynı anda orada bekliyor olacaktı. Neyse ki karşılaşmadılar.

ANNESİ EVLENMEMİZE KARŞI ÇIKTI
Kendi kendimize, artık evlenmemiz gerektiğine karar verdik. Ancak sevgilim üniversiteyi bitirmiş ama askerliğini yapmamıştı. Evlenmeden ve askerlikten önce biraz para biriktirmek istiyordu. Ailesinden hiç yardım almayı düşünmüyordu. Biz yine de bu koşullar altında iki yıllık çok mutlu bir beraberlik yaşadık.
Havalarda uçuyordum, onu o kadar seviyordum ki, onu mağazanın vitrini dışında iki dakika görmek bile beni mutlu etmeye yetiyordu. O da aynı şekilde, oradan geçiyor, bana sık sık telefon ediyor, her fırsat bulduğumuzda, kısa da olsa buluşup hasret gideriyorduk.
Sonunda bu durumu ailelerimize açmaya karar verdik. O askere gitmeden önce beraberliğimizi resmileştirmek istiyordu. Önce onun annesi karşı çıktı. Bizdekinin aksine, onlarda anne hakimiyeti söz konusuydu. “Sen üniversite mezunusun, o ise lise. Bu evlilik olmaz” diye kestirip attı. Baba da tabii ona uydu. Bunu beklemiyorduk. Oysa bunu söyleyen anne ilkokul mezunu bile değildi. Bir süre ne yapacağımızı şaşırdık. “Ayrı kalalım, uzak duralım” dedik, yapamadık. Aradan belirli bir süre geçti.
O askere gitmeden önce son bir şansımızı deneyelim ve dedik. Bu defa o gelip beni resmen babamdan isteyecekti. Geldi de... Tabii bizimkiler, onun ailesiz gelmesini hiç hoş karşılamadılar.

BENİ BIRAKIP ÇEKTİ GİTTİ
Huzursuzlukları her hallerinden belli oluyordu. Sevgilim beni istediğinde ise babam hiç beklemediğim bir şekilde; “Kızımı sana verirsem, onu çalıştıracak mısın? Ben evlenince çalışmasını istemiyorum, onu rahat geçindirebilecek misin bakalım” diye ters bir tavır sergiledi. Sevdiğim adam bu tarz bir karşılama beklemediği için çok bozuldu, izzeti nefsi kırıldı. Bana da öfkelendi ve kısa bir süre sonra da bana haber bile vermeden çekip gitti. Vatani vazifesini yapmaya gitmişti. Ama ne bir ses, ne bir seda, ne bir telefon ne bir mektup... Gidiş o gidiş... Onu ne kadar seversem seveyim, yine de gururum kırılmıştı. Ben de onu aramadım, sormadım. Askerden döner de belki arar diye bekledim ama aramadı. Hatta bu arada başkalarıyla gezdiğini de duydum, gördüm. Bense yapamadım, kimseleri istemedim. İşte böyle tam sekiz yıl geçti. Ne o evlendi, ne de ben...
Bir gün çalıştığı dairedeki o sarışın hanım gelip, yıllar önce sevdiğimle birlikte aldığımız bir arsadan söz etti. Ben unutmuştum bile... Birileri o arsaya talipmiş. Ama tabii arsa ikimizin üzerineydi. Bana “kızım, onu ara da durumu konuşun birlikte, onu bir akşam yemeğe davet et” dedi. “Ama ya yanlış anlarsa”, dediğimde ise “aman kızım aradan bunca sene geçmiş, ne yanlış anlaması” dedi. Meğer yine bizi bir araya getirmek için planlar kuruyormuş.
Ona “Kıza iyi davran, bak o da evlenmedi. Sen de ondan kopamadın bunca yıldır, mümkünse aranızı düzeltmeye, ondan özür dilemeye bak” demiş.

BİRBİRİMİZEN KOPAMAYACAĞIMIZA KARAR VERDİK
Biz yeniden bir araya geldiğimizde artık birbirimizden kopamayacağımıza karar verdik. O gece sarhoş olup ağlaştık. Sonra gidip bir kuyumcu bulduk zar zor. Nişan yüzüklerimizi alıp koştura koştura gece vakti o bizi birleştirmeye çalışan sevgili ablamızın kapısına dayandık. Yüzüklerimizi takmasını istedik. O da çok mutlu oldu. Bu defa büyüklerimize, “Biz nikâhlanıyoruz, gelirseniz seviniriz” dedik. Geldiler... Sonra da dostlarımızla, arkadaşlarımızla kendi aramızda mütevazı bir düğün yaptık.
Şimdi rahmetli olan eşimin anne ve babasına asla sitem etmedim, her türlü görevimi seve seve yaptım. Onlar da beni bağırlarına bastılar. Belli ki pişman olmuşlardı. Benimkiler de aynı şekilde, bizi bir daha hiç kırmadılar. Şükürler olsun çok mutlu bir evliliğimiz var. O sekiz yıllık ayrılık içimize öylesine oturmuş ki, birbirimizi asla üzmemeye özen gösteriyoruz. Çünkü zaten ayrı olmak bizi yeterince üzmüş, yıpratmıştı.
Rumuz: Aşk engelleri aşar

X