"Güzin Abla" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Güzin Abla" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Güzin  Abla

“Ben buyum işte, kaç kurtar kendini” diyor

Üç yıldır birlikte olduğum genci çok seviyorum ama birbirimizden çok farklıyız. Evlendiğimizde çalışmama izin vermeyeceğini söylüyor, ona karşı çıktığımda kabalaşıyor. İlişkimiz çıkmaza girdiğinde ise “Ben buyum, kaç kurtar kendini” diyor.

Güzin abla, yaklaşık 3 senedir devam eden bir ilişkim var. Ama okuldan sonra farklı şehirlere gittik. Ben İzmir’de yaşıyorum, o ise Antalya’da.
Başta onu ben bu ilişkiye ikna ettim. Birbirimizden hoşlanıyorduk ama çok farklı karakterlerde iki insandık. O “Olmaz, biz mutlu olamayız” dedikçe ben onu mutlu olacağımıza ikna ettim. O “Benimle yapamazsın” dedikçe, ben “Yaparım” diye üsteledim.
Fakat gerçekten karakterlerimiz öyle farklıydı ki ve bu ilişkiye adapte olması öyle zor oldu ki, iki ayrılık yaşadık. İkisini de o istedi. Ona göre ben hatalar yapan, sorumsuz bir insandım. Bahsettiği şeyin sadece farklı karakterlerimizden kaynaklanan davranışlar olduğunu ona anlatamıyordum. Gururumu hiçe saydım, çok ağladım “gitme” diye. Sonra o da beni çok özledi, çok pişman oldu, ağladı. Yeniden bir araya geldik.
O ayrılık sürecinde başkaları gelip geçti hayatından, ama onlarla mutlu olamadı.
Şimdi evlenmeyi planlıyoruz ama sorunlar bitmiş değil. O benim giyimime, çalışmama, arkadaşlarıma, her şeyime karışıyor. Karışmak da denemez buna; ona sormadan bir şey yaparsam beni terk edeceğini söylüyor. Tehditkar ve kaba bir tavrı var. Her şey bir yana, üslubu yüzünden çok yoruldum.
Özünde son derece nazik, vicdanlı, sevgi dolu bir insan... Neden bilmiyorum, onun istemediği bir şey söz konusu olduğunda bana karşı aniden kabalaşıyor, “Ben buyum, en baştan söyledim. Bu yüzden mutsuz olacaksan kaç kurtar kendini” gibi cümleler söylüyor. “Evlenince çalışamazsın, evde oturup çocuk bakmanı istiyorum” diyor.
Ben eskiden istediğini yapan bir kızdım, ailem beni kısıtlamazdı, o yüzden şimdi çok zorlanıyorum. Onu çok seviyorum, ayrılık kelimesi kalbimi acıtıyor. Onu üzgün görmeye de vedalara da kalbim dayanmaz. Ayrılık stresi beni yer bitirir, dağılırım. Fakat bu kafa karışıklığıyla ne yapacağımı da bilemiyorum. Sizden ricam, bana bir yol göstermeniz, akıl vermeniz...
◊ RUMUZ: UYKUSUZ

YANIT

Sevgili kızım, ilişkinizin başından beri uyumsuz olduğunuz ortada. Sen serbest yaşamaya alışmış bir kızsın, o ise belli ki seni kısıtlayacak, evlendiğinizde de baskıyı artıracak.
Sen çalışmak istiyorsun, o “Çalışamazsın, evde oturup çocuk bakacaksın” diyor. Tam anlamıyla despot erkek tipi.
Bu evlilik yürümez. Sen şimdi “Ayrılırsak dağılırım, biterim, tükenirim” diyorsun ya, bence sen asıl bu adamla evlenirsen bitersin. Bu yapıda bir adama katlanamazsın.
Kişiliğinden, hayatından, hayallerinden, tüm umutlarından vazgeçeceksin. Onun kölesi olacak, o ne isterse onu yapacaksın, bir robottan farkın kalmayacak. Bunca yıl boş yere mi eğitim gördün, boşuna mı üniversiteyi bitirdin, söyler misin?
Zaten o da bunun farkında ve “Benimle mutlu olamazsın” diyor anladığım kadarıyla...
Derdin ne kızım? Bir de evlendikten sonra onun yaşadığı yerde yaşayacaksın muhtemelen. Evini, barkını, aileni, arkadaşlarını, ortamını terk edeceksin; onunla tek başına, yapayalnız, üstelik de baskı altında yaşamaya hazır mısın?
Ona itaat etmediğin zaman kabalaştığını söylüyorsun, ileride dayak yemeye de hazırlan o zaman!
Bana soruyorsan, söyleyeyim kızım; belki ayrılırsan üzülürsün ama bir süre sonra kendine gelirsin, hayatına kaldığın yerden devam edersin.
Ama onunla evlenirsen hayatın kayar, bin kez pişman olursun. Bunu iyi düşün, kararını ona göre ver.

X