"Güzin Abla" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Güzin Abla" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Güzin Abla

Aldatıldığım günden beri uzun ilişki yaşayamıyorum

Sevgilim beni yakın arkadaşımla aldattı. Bu olaydan beri 2 aydan uzun ilişki yaşayamıyorum.

Sevgili Güzin Abla, 17 yaşındayım. Çoğu genç kız gibi benim de ilişkilerim oldu. Ama bu ilişkilerin en uzunu 2 ay sürdü.
Geçmişe baktığımda sorunun hep bende olduğunu düşünmeden edemiyorum. Mesela karşımdaki insandan anında soğumalarım mı desem, ne kadar çok hoşlansam da, onlara karşı umursamaz tavırlarım mı, bilemiyorum.
İlişkiyi bir adım daha ileriye götürememenin nedenini hep o çok sevdiğim çocuğun, yakın bir arkadaşımla beni aldatmasına bağlıyorum. O olayı yaşadığımda bir ay yataktan çıkamamıştım. İşte o bir ay benim kişiliğimin parçalandığı zaman dilimi oldu. “O güçlüdür, o ağlamaz, neşelidir, onun arkadaşlığını çok severim” denirdi benim için.
Şimdi ise herkes “soğuk ve uzak, kendini beğenmiş bir kız” diyor. İnsanlar bana yaklaşamıyor. Yaklaşabilenler de gerçek beni göremiyor.
Aslında o soğuk ve kibirli görüntümün arkasında her gün ağlayan küçük bir kızın olması beni kahrediyor.
Çünkü ben ağlamazdım, ben güçlüydüm ve kimse benim kalbimi kıramazdı.
Aslında o kadar özgüven yoksunu biriyim ki, bu cümleleri nasıl kuruyorum bilmiyorum.
Bu durumda “erkekler sana nasıl yaklaşıyor”, diye soracak olursan Güzin Abla, erkeklerin güzelliğime kandığını söyleyebilirim. Anlayacağın, bir hayal yarattım. Geldiler, gördüler ve benim içimin görülmeye değer olmadığına karar verip, geldikleri gibi geri döndüler.
Bu da “kimseye güvenmemelisin” inancımı doğruladı sanırım. Artık benim için yakın arkadaş veya dost kavramları yok oldu. Erkeklerin hepsi belden aşağı düşünen ve kullanıp atacağın kâğıt peçetelerden ibaretti.
Sana yazılan mektuplara bakıyorum da “birbirimize aşık olduk” cümleleri beni istemsizce güldürüyor.
Ben aşka inanmıyorum. Çok fazla şaşırmadığına eminim.
Sana insanlara güvenmiyorum demiştim ya; arkadaşımın ihanetinden sonra canım acıyor.
Sonra bilinçaltım “böyle olacağını biliyordun. Bunların hepsi aynı, daha alışamadın mı” diye soruyor.
İşte o zaman, ne kadar inkâr etsem de insanlara yine de içten içe güvenmek istediğimi anlıyorum. Aşka inanmamama rağmen aşk hakkında o kadar kitap okuyup, film izliyorum ki, neden böyle yaptığımı ben de bilmiyorum. Sonuçta aşk bir yanılsama benim için, fakat neden bunlara ihtiyaç duyuyorum?
Sana yazdığım bu depresyonik ve uzun mektup için özür diliyorum.
Kimseye güvenmem, diyorum ama yine de sana güvenmiş olmak beni sevindiriyor. O kadar mektup içerisinde benim acınası mektubumu da yanıtlamanı rica ediyorum. Ama lütfen bana kızma.
İlk defa sana anlattığım bütün bu yaşadıklarıma karşılık üç sorum var. Bende bir sorun mu var? Psikoloğa gitmeli miyim?
Diyelim ki psikoloğa gitmen lazım, dedin. Ben bunu psikologlara inanmayan anne ve babama nasıl anlatmalıyım? Sana anlattıklarımı onlara söyleyemem. Çünkü ayrıntı isterler. Ayrıntılar da benim sonum olur.
Yine kimseden yardım istemeyen ben, sana yalvarıyorum. Lütfen bana yardım et.
Rumuz: Helin

Mektubunda beni en çok üzen, özgüven yoksunu olduğunu söylemen oldu, sevgili kızım.
Bu gencecik yaşında bu kadar melankolik, bu kadar kırgın ve kırılgan olman… Yaşadığın o hayal kırıklığı ve ihanet, elbette ki büyük insanların bile kolay kolay kaldıramayacağı bir şey. Ama 17 yaşında yaşadığın kalp kırıklığı seni bir ömür boyu hayata küstürmemeli.
Bu katı ve sert masken, bu uzak ve kendini beğenmiş sahte tavrın yüzünden sana yaklaşmak isteyen herkesi kendinden uzaklaştırman seni üzüyor, acı çekmene neden oluyor.
Evet, bir psikoloğa gidebilirsin, ama bunun için ailene mutlaka yaşadıklarını anlatman gerekmez.
Mutsuz olduğunu, hiçbir şeyden zevk almadığını, hep ağlamak istediğini söylemen yeterli.
Hem her şeyi de abartma, kendine haksızlık etme. Sen de şu çağın bunalımlı genç kızlarından birisin sadece…

X