"Gülse Birsel" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Gülse Birsel" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Gülse Birsel

Zor bir haftadan ‘hayat bilgisi’ dersleri!

BAYRAM dün bitti. Muhtemeldir, herkes bayram neşesi ve gevşekliğinden yeni çıkmış olacak. Belki yıllık izninden 2 gün çalıp bu tatile katmış olanlarsa hâlâ deniz kıyılarında, evlerinde rehavet içinde oturuyor olacak.

Onun için yazının bu bölümünü gündem dışı, daha kişisel konulara ayırmamı anlayışla karşılayacağınızı umuyorum.

Geçtiğimiz hafta hayatımın en ilginç, en zor haftalarından biriydi. Taşındım, evde yangın çıktı, bir arkadaşımı kaybettim... Öte yandan arkadaşımı toprağa verdiğimiz gün, üniversitemde mezuniyet töreni konuşmasını yaptım. Fazla uzatıp detaylara girmeden, geçen haftanın hayat hakkında bana öğrettiklerini listelemek isterim:

- Evimin üst katı büyük bir tadilata girdi. Tamamen yıkılıyor. 80’li yıllardaki apartmanların ses yalıtımı malum. Dolayısıyla sanki üst daire değil bütün apartman yıkılıyor! Şehirde çalışarak geçireceğim, İstanbul’a yoklama vereceğim ender yazlardan biri. Mecburen geçici olarak eşyalı başka bir eve taşındık. Öğrendiğim:

1) İstanbul’da tadilat gürültüsü için saat, gün, işin süresi vs çok kesin kurallar olmalı.

2) Taşınma hakikaten insan için stres faktörleri listesinde ilk sıralarda!

- Yeni taşındığım evde yangın çıktı! Bildiğimiz yangın, evet. İtfaiyeli filan. Mutfağın yarısı kül oldu. Öğrendiklerim:

1) Aspiratör bir saatli bombaymış! 6-7 yılda bir değiştirilmesi gereken en tehlikeli ev aletiymiş. Eski aspiratörler, biriken yağların da etkisiyle, patlayan bir ampul veya tek bir kıvılcımla, çıra gibi yanıyor ve etrafında ahşap ne varsa tutuşturuyor. 5 dakika içinde dev bir yangınınız oluyormuş.

2) Her evde düzenli kontrol edilen yangın söndürücüler ve yangın alarmı bulunmalı, hatta bu kanun haline getirilmeli.

3) Yangınlardaki ölümlerin çoğu dumandan zehirlenme kaynaklıymış. Zaten yaşayarak anladım. Ufak bir yangın, birkaç dakikada, insanı saniyeler içinde zehirleyebilecek duman oluşturdu. İs ve koku 3 günde zor temizlendi.

- Kelebek yazarı Ayşe Aral ortaokul ve liseden sınıf arkadaşım, lise yıllarında ise sıra arkadaşımdı. O kadar genç kaybettiğimize inanmak da zor, bu acının üstesinden gelmek de. Çoğunu yıllardır görmediğim lise arkadaşlarımla birbirimize destek olmaya uğraştık. Öğrendiğim:

1) Nefes aldığımız her an için şükretmek ve iş, güç, toplantı, geç kaldım-yetiştim koşturması içinde sevdiğimiz insanlara vakit ayırmayı unutmamak gerek.

- Cenazeden çıkıp ağzımı yüzümü makyajla toplayıp Boğaziçi Üniversitesi’nin 150. mezuniyet töreninde 7000 kişiye konuşma yapmaya gittim. Öğrendiklerim:

1) Stres eşiğini çok artıran yangındı, ölümdü, sert olaylar sonrası sahne heyecanı filan kalmıyor. 7000 kişiye konuşma yapmanın gerginliği çerez haline geliyor. Demek ki stres de soğuk, sıcak, açlık gibi vücudun adapte olduğu bir etken.

2) Herkesin birbirine sarılıp ağladığı bir kalabalıktan çıkıp, herkesin birbirine sarılıp tebrik ettiği, kepleri havaya atıp kahkaha attığı bir kalabalığa girdim. Bir hayat sona erdi, diğer yanda binlerce kişi büyük ümitlerle yeni bir hayata başladı. Yaşam bir paket. İyi zamanları alayım, kötü zamanlar kalsın, olmuyor...

Madem öyle, geçtiğimiz hafta birkaç gün izin aldığım Hürriyet’in yöneticilerine anlayışları için teşekkür ederek, kaldığım yerden devam ediyorum...

GAZZE’NİN BİTMEYEN ÇİLESİ

1996’da yeni mezun, çiçeği burnunda bir televizyon muhabiri olarak sabah haberlerinde çalışıyordum. Çalışma saatlerim akşam dokuzdan sabah yediye kadardı ve ilginç bir dönemdi. Çünkü Filistin-İsrail görüşmeleri Washington’daydı, dolayısıyla bizim mesaimize denk geliyordu. Netanyahu ve Arafat buluşmuş, sıcak bir tavırla el sıkışmıştı. “Bu sefer bu iş çözülecek, son şans” deniyordu.

Aradan 21 yıl geçmiş.

Dün İsrail yine Gazze’ye roket ve top ateşiyle saldırdı. Hamas “Sadece hasar var, can kaybı veya yaralanma yok” diye açıklama yaptı. İsrail kaynakları ise saldırının, Gazze’den İsrail’e roket atıldığı için yapıldığını iddia etti.

Gazze gittikçe daralan, kapalı bir kutu. Abluka sürekli sıkılaşıyor. Gazze dediğimiz aslında Ümraniye kadar bir yer. Ama Ümraniye’nin nüfusu 700 bin, Gazze’de ise aşağı yukarı 2 milyon insan yaşıyor. Yaşıyor derken, bizim bildiğimiz anlamda yaşamak değil bu. 75 bin kişi evsiz. Su az ve kirli. Elektrik günde birkaç saat veriliyor. Gazze karışık bir siyasi konu. Esasında Filistin yönetimiyle Gazze’yi kontrol eden Hamas arasında da büyük sıkıntı var. Ama en büyük trajediyi yaşayanlar oradaki insanlar, özellikle de çocuklar.

Arap liderler kadınların nasıl giyindiğini, araba kullanıp kullanmadığını, kimin içki içtiğini bırakıp, ellerindeki para ve gücü oradaki bir avuç insanın daha kabul edilir şartlarda yaşaması için kullansalar keşke. Zira benim insanlıktan da adaletten de iyilikten de İslam’dan anladığım böyle bir bakış açısı.

X