"Gülse Birsel" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Gülse Birsel" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Gülse Birsel

Yandaş tezleri nereden nereye...

ESKİDEN AK Parti’yi savunan gazeteci, siyasetçi ve akademisyenlerin, eleştiriler karşısındaki tavrı netti: 

AK Parti’nin yaptığı iyi işleri, ülkedeki gelişmeleri, ileride olacaklarla ilgili hazırlıkları anlatarak kusurların “devede kulak” olduğunu söylerlerdi. 

Kazanılmış başarılar ve gelecek projeleriyle hücum eder, muhalifleri sustururlardı.
Şimdi bakıyorum da ne yazık ki gösterişli bir hücumdan, pasif bir savunmaya geçmişler.
Hükümetin imza attığı yanlış işler bir bir sıralandıkça, “Şu somut başarılar ve parlak bir gelecek varken, bunların esamisi okunmaz” diyemiyorlar.
“Aman canım, eskiden de böyle şeyler olurdu ya” deyip Türkiye Cumhuriyeti tarihini (bazen de eğip bükerek) anlatıyorlar!
Yani “Evet, AK Parti olmadık şeyler yapmakta, farkındayız, ama eskiden de durumumuz süper değildi ki, idare et” demeye getiriyorlar.
Eskiden, bugün ve geleceğe dair projeler anlatır, aslında bizi de biraz umutlandırırlardı.
Şimdi geçmişten, tarihimizin karanlık sayfalarının dev boyuttaki fotokopilerinden medet ummaya başladılar.
“Aydınlık bir gelecek” yerine, “Geçmişe göre ehvenişer şimdiki zaman” tezini savunuyorlar.
Ancak çoğu vatandaş eldeki durumun geçmişe göre ehvenişer filan olduğunu düşünmediği gibi, düşünenler bile artık “ehvenişer”e razı değil.
Bize tekrar hayal kurduracak bir siyaset lazım...

Artık taraf olan bertaraf mı olacak ne?

ÜLKEDE yeni bir dönemin yaklaşmakta olduğunu hissediyorum.
Yazar olarak. Medyayı takip eden, havayı koklamaya uğraşan biri olarak. Ama en çok da seçmen olarak.
“Bitaraf olan bertaraf olur” sözü edildiğinden günlerden beri o kadar kutuplaştık, birbirimize o kadar büyük bir öfkeyle dolup, tırnaklarımızı çıkarttık ki, artık keskin sirke küpüne fena halde zarar vermeye başladı.
Kavga dövüşten, kendi tarafını kayıtsız şartsız bağırarak savunan, karşı tarafı yerin dibine sokan siyasilerden yorulduk.
Çatışma istemiyoruz. Öfkeli söylem istemiyoruz. Ayrıştırma istemiyoruz.
“Benim seçmenim ve beş para etmeyen diğerleri” bakışını istemiyoruz.
Ilımlı konuşan, ait olmadığı politik kanada dostluk eli uzatan, “Hepimiz” diyebilen siyasetçiler, önümüzdeki seçimin kazananı olacak bence.
Ülkenin bugünkü durumunda tarafsızlık, herkesi kucaklamak, artık siyaset için bir erdem değil mecburiyet!
Sadece siyaset mi?
Adalette, eğitimde, bürokraside, medyada...
Sivri bir yandaşlık istemiyoruz. Propaganda istemiyoruz. Siyasi holiganlık istemiyoruz.
Sakinlik, hoşgörü, her vatandaşa eşit mesafede duran rasyonel bir bakış açısı istiyoruz.
Ilımlı, hakkaniyetli bir tavır özlemindeyiz.
Ben ülkemde artık bitaraf insanlar, bitaraf kurumlar istiyorum.
Türkiye’nin tarafında olmamızın tek yolu bu.
Yoksa tarafgirlik yüzünden birbirimizin gırtlağına sarılırken hep birlikte bertaraf olacağız.

Şehit isimleri sokaklara verildikçe...

DAĞLICA’da PKK’nın şehit ettiği üsteğmenimiz Ünal Darboğaz için, Bahçelievler, Şehit Fikret Söğütler Sokak’taki evinde dualar okundu.
O sokağa ismini veren Şehit Fikret Söğütler de 1994’de PKK’yla çatışma sırasında şehit olmuştu.
O günlerde ben üniversite öğrencisiydim.
Ben bu yaşa geldim. Fikret Söğütler gelemedi ne yazık ki.
Dağlıca’da şehit olan askerlerimizden biri, Yarbay İhsan Ejdar benimle yaşıttı. O da 1994’de benim gibi üniversite öğrencisiydi.
Bir hafta önce, Şehit Fikret Söğütler Sokak’da oturan, Şehit Ünal Darboğaz’la aynı gün, Dağlıca’da şehit oldu.
Benim yaşımda aramızdan ayrıldı.
Daha kaç kuşak öleceğiz?
İçim acıyor.
Başka da bir şey demiyorum.

X