"Gülse Birsel" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Gülse Birsel" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Gülse Birsel

Vakur dur, bunlar hep komplo Vladimir Bey!

HA, ben kendisinden hoşlanmıyorum. Otoriter, hatta diktatör. Türkiye’yle ilişkileri ve Suriye’de yaptıkları da ortada.

Ama kanımca Vladimir Bey’i çok çekemeyen var.

Bu komplolar hep ondan.

Malumunuz dünyanın “en sırcı” hukuk firmalarından Panamalı Mossack Fonseca’ya ait 11 milyon belge sızdırıldı. Belgelerde dünya liderleri ve ünlülerin vergi kaçırmak ve para aklamak için başvurduğu yollar var. Aralarında Vladimir Putin Bey’in ismi de geçiyor. Bu kanıtlarla Putin’in yakın çevresinde bulunan isimlerin 2 milyar dolarlık bir para hacmini yönettikleri iddia ediliyor.

“İddia” diyorum çünkü ben Vladimir Bey’in böyle şeyler yaptığına asla inanmıyorum. Zaten Kremlin sözcüsü hemen beni acayip ikna eden bir açıklama yaptı: “Bunların ana hedefi Devlet Başkanımız Vladimir Putin. Biz bu sözde gazeteciler topluluğunu biliyoruz, gerçek meslekleri gazetecilik değil, ajan bunlar” dedi.

Aa bakar mısınız? Aklınıza gelir miydi? Neler dönüyor ayol.

Sonra daha da önemli ifadeler kullandı ve aniden ufkum açıldı! Dedi ki: “Esas hedef Putin, Rusya, ülkemiz, istikrarımız ve gelecek seçimler! Bu Putinofobi öyle bir noktaya vardı ki, Rusya hakkında, Rusya’nın herhangi bir başarısı hakkında iyi bir şey söylemek tabu haline geldi. Kötü şey söylemek bir zorunluluk... E söyleyecek kötü bir şey olmayınca da uydurmak zorunlu”

Rusya’nın istikrarını bozmak için bu yapılanlar, bu Vladimir Bey nefreti, bu gazeteci kılığındaki ajanlar... Ay Rusya nelerle uğraşıyor. İşte güçlü, istikrarlı ülke olmanın böyle zorlukları var. Herkes size düşman.

Oh olsun diyeceğim ama Rus halkına kıyamıyorum. Zira bize o kadar çok benziyorlar ki. Bazen çok yakın hissediyorum onlara.

Hin hin gülecek bir şey yok, aaa benim okuyucum de bir tuhaf. Saç ve göz rengimden ötürü beni yurtdışında hep Rus zannederler, ‘yakın hissetme’den onu kastediyorum.

Vladimir Bey’den hiç hazzetmem, ama böyle şeyler yaptığına inanmıyorum.

Ha doğruysa da adam yapıyor ama ülkesi için de çalışıyor beyler!

O kadar olur. İstikrar mı bozulsun yani, onu mu istiyorsunuz?


SİYASET ARENASI, BİRAZ AĞZIMIZI TOPLAYALIM MI?


SON on-on beş yıla kadar Türkçenin doğru, düzgün, ince teşbihler ve zarafetle kullanıldığı iki önemli adres vardı.

Siyasi liderlerin sohbetleri ve TRT.

Ancak artık bizim komedi dizilerinde kullanmaya çekineceğimiz bir argo dönüyor siyaset dilinde. Komedi dizilerinin edepsiz karakterlerinin ender kullanabileceği, kısmen biplenme ihtimali olan en hafifleri: “Şeyini şey ettiğimin şeyi”, “Kına stokları tükenmiş”, “Bahtsız bedevi”, “Ağız ishali olmuş”, “Ben sizin bacak aranızı çekip gazeteye bastırsam iyi mi?”, “Bana ne ulan” gibi örneklendirilebilir.

Bir de daha ağırları var ki, bırakın Meclis’i, sinema filmlerinde en mahalle bıçkını, en terbiyesiz karakterler tarafından söylense bile “Çoluk çocuk, gençler seyrediyor, bu da laf mı” diye eleştiri alır. O tweet’lerden, Meclis’te haykırılan o hakaret ve küfürlerden, en kötüsü de o çirkin göndermeli imalardan örnek vermekten hicap duyarım. Buraya yazamam.

Kabadayılığın, kabalığın, terbiyesizliğin (en azından bizim gözümüzde) bir sempatisi, popülaritesi yok. Siyasetçiler var zannediyor galiba ama yok! Nazik ve saygılı olursanız, biz de size saygı duyarız.

Ensar Vakfı konusundaki aşırı kollamacı, yanlış, sorumsuz tavrını sonuna kadar eleştirdiğimiz, hatta dehşet verici bulduğumuz halde, bir hanım bakan için de “önüne yatmak” ifadesi kullanılmamalı. Yanlış anlaşılabilir. Evet, bu ifadeyi biz ilk kez iktidar partisinden başka bir siyasetçiden duyduk. “Senin önüne yatarım” dedi. “Ne pahasına olursa olsun korurum” anlamında. Ama olsun. Siyasetçiler de artık “Önüne yatmak” demeyiversin birader. “Kendini siper etmek” desin onun yerine. “Ağız ishali” demesin, “İçi boş gevezelik” desin. “Ulan” demesin, “Kardeşim” filan desin, ne bileyim.
Sonra argoyu sonuna kadar kullanma hakkı olan ender mesleklerden biri, mizah sektörü, size “Daha kibar konuşun” diye uyarı yapmak zorunda kalıyor bak!

Mizahçı, bu kadar argo konuşma ve hakaretin içinde, mecburen en eski argo deyimle “Ağzını topla” ifadesiyle başlık atıyor bak. İyi mi oluyor yani?

Hepinize sevgi ve (buraya dikkat) saygılarımla!

X