"Gülse Birsel" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Gülse Birsel" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Gülse Birsel

Türkler zaman makinesini buldu!

BİR uyandım ki aaa, 1994’e geri dönmüşüz?
Yine birlik ve beraberliğe her zamankinden çok ihtiyacımız olan yıllar... PKK aynı vahşi PKK, devletin söylemi aynı söylem.
Ve fakat ben üniversitede değilim? Kırışıklıklarım var.
AKP, CHP, MHP, HDP, Cumhurbaşkanı... Hepinizden hesap soruyorum! Tüm siyasetçilerden! Gençliğimi n’aptınız?
Madem dönüp dolaşıp hoop aynı berbat yere dönecektik, yıllardır verdiğim oylarımı n’aptınız?
Vatandaşa yazık değil mi? Ne bizim mizah yazacak halimiz kaldı ne onların gülecek. Söylesenize, milletin gülümsemesini n’aptınız?
Ben öğrenciyken “İran mı olacağız” diye korkulurdu. Şimdi Suriye olmaya ramak kaldı, İran olmaya razıyız!
Arkadaş bir baksanıza şöyle, ülkeye n’aptınız?!


Ortadoğu çıldırmış olmalı

“KINGSMEN” diye bir film seyrettim.
Genç kahramanımız, bir gizli güvenlik örgütüne seçiliyor. Örgütün savaştığı “kötü adam”, fakirlere bedava SIM kart dağıtmış. İletişimde bir devrim gibi görünen bu SIM kart, kullanıcılarının psikolojisini etkileyen bir sinyal veriyor. Kötü adamımızın (Samuel L. Jackson) tek düğmeye basarak aktive ettiği sinyal, insanların aniden agresifleşip birbirine saldırmasına yol açıyor. Böylece fakirlerin birbirini öldürmesi, dünya nüfusunun azalması planlanıyor.
Filmi seyrederken insanların sinyali duyar duymaz birbirlerine hunharca saldırmaları sahnesinde, aklıma bu vahşete nasıl ikna olduklarını hiç anlamadığım IŞİD’çiler geldi.
Ertesi gün o korkunç Suruç felaketi oldu.
Ve ardından PKK saldırıya geçti.
Çatışmalar başladı...
Aynı gün Bursa’da yemek yemekten vazgeçtiği için, restoran görevlisinin boğazına sarıldığı gurbetçinin fotoğrafını gördüm. Filmden bir sahne gibiydi. Zabıtaya bıçaklarla saldıran seyyar pilavcılar da öyle.
Ülkede, sokaklarda saldırganlık, öfke, düşmanlık, taraf olma duyguları artıyor...
Memleket Kingsmen’deki Samuel L. Jackson’ın karakteri düğmeye basmış gibi, birbirini kesen, öldüren insanlarla doluverdi.
Allah sonumuzu hayır etsin...


Şüpheli paketten vatandaşın beyni çıktı!


SON günlerde:
Antalya’da fünyeyle patlatılan şüpheli paketten lokum çıktı. Dinamit lokumu değil, bildiğimiz bayram lokumu.
Bursa’daki şüpheli paketten susam ve kıyafet çıktı.
Giresun’dakinden ayakkabı çıktı.
Kars’takinden çöp.
Vatan Caddesi’ndeki paketten bebek arabası çıktı.
Gezi Parkı’nın oradakinden düdüklü tencere içinde bulgur çıktı!
Vatandaşım, haklısın, hiçbirimizde kafa kalmadı.
Çoluğumuz çocuğumuz, işimiz gücümüz, evimiz köyümüz, paramız pulumuz, memleketimiz on gün sonra ne durumda olacak bilmiyoruz. Davutoğlu’nun dediği gibi “Artık Türkiye bir hafta önceki Türkiye değil”! Geçen hafta gelecek planı yapabiliyorduk mesela, bu hafta yapamıyoruz.
Ama lütfen aklını evde unutma arkadaşım! Öte berini sokakta bırakıp, yürüyüp gitme.
Zaten hepimiz kibrit çaksan patlayacak şüpheli paketler gibi gergin dolaşıyoruz ortada. Ekstradan bomba paniği yaratma.
Tencereyle bulguru sokakta unutmak nedir artık yav?

Büyük laflar ve büyük lokmalar

BÜYÜK Türkiye... Süper güç... Dünya devi... Ortadoğu’nun abisi... Mega projeler... Kutlu yürüyüş...
Böyle hayaller kurarken geldik mi “Büyük oyun”a?
Al sana şimdi: Büyük çatışma... Dev huzursuzluk... Süper kutuplaşma... Mega tedirginlik...
“Büyük koalisyon olsa çözer miyiz” diyeceğim ama “büyük” laflara dilim varmıyor artık. Şöyle “ferah, geniş bir koalisyon” deyip geçeyim.
Ki zaten biz, sadece azıcık huzur, bir gıdım barış, iki lokma ekmek istemiştik... Fazlasını değil.

X