"Gülse Birsel" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Gülse Birsel" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Gülse Birsel

Son yıllarda hayat hikâyemiz: Dunning-Kruger Etkisi

Geçen gün Trump’ın Beyaz Saray’da uzmanlardan brifing alırken çok sıkıldığı için artık brifinglerin kısa cümlelerle hazırlandığı ve başkanın dikkatini çekmek için birkaç cümlede bir kendisine ismiyle hitap edildiği ortaya çıktı.

Stratejik bir askeri üs bulunan ada konuşulurken Trump, “İnsanlar sempatik mi, plajlar güzel mi?” diye sormuş. Toplantıdakilerin bazıları Trump’ın “İngiltere’yle işbirliği yapabilir miyiz” gibi bir konu ima ettiğini, diğerleri ise adayı inşaatçı gözüyle değerlendirdiğini düşünmüş. Başkan’a bilgi veren pek çok istihbarat uzmanıyla konuşularak hazırlanan haberde, bir keresinde de Afganistan’dan Bangladeş’e kadar olan alanın haritası üzerinde konuşulurken, Başkan’ın Nepal ve Bhutan’ın Hindistan’ın parçası olduğunu iddia ettiği, bunun üzerine Nepal’in bağımsız bir ülke, Bhutan’ın ise bir krallık olduğunun anlatıldığı söyleniyor. Daha önceki gafları da hesaba katarsak, belli ki Trump ABD’nin gelmiş geçmiş en bilgili, en donanımlı başkanı değil, bu bir gerçek. Öte yandan en pervasız ve en “kendine güvenli” başkanı olduğu kesin!

Bu vaziyet aslında sadece Amerika’nın değil, dünyanın, belki de en çok ülkemizin son yıllardaki hayat hikâyesi.

Cahilliğin şiddetli cesaret kazanmasının zirvesini yaşıyoruz.

Televizyon tartışmaları, sosyal medya, sokak, konu hakkında en küçük bilgisi olmayıp çok keskin fikirleri olan ve bunları bağırarak, dev kendine güvenle savunan, itiraz edildiğinde karşısındakini kibir ve/veya yalancılık, hainlikle suçlayanlarla dolu!

İnanır mısınız, bunun bilimde bir ismi var:

Dunning-Kruger Etkisi!

1999 yılında, Cornell Üniversitesi’nin hipoteze ismini de veren iki psikoloğu tarafından tanımlanan ve 2000 yılında Ig Nobel Ödülü alan bu teoriye, Türkçe “cahil cesareti” denebilir. Dunning-Kruger Etkisi’ne göre:

Yetkin olmayan insanlar becerilerine aşırı değer biçme eğilimindedirler: “Bana Milli Eğitim Bakanlığı’nı versinler var ya, üç günde..”, “Yapımcılar beni keşfetse var ya, öyle bir dizi yazarım ki reytingler altüst..”, hatta “Ben olsam dolar rezervinden 10 milyar şakkadanak satarım! Şaşırır millet! Arkadan şak bir 10 milyar dolar daha! 20... Yetmedi! Bir 10 daha! 30... Biter zati, çil yavrusu gibi dağılır millet!”. Tanıdık geldi mi?

Yetkin olmayan insanlar diğer insanlardaki gerçek beceriyi fark edememektedirler: “Onun yaptığını babam da yapar, ne var ki onda?”, “Bana o imkânları verselerdi buraların tozunu attırırdım”, “Kesin torpili vardır, filanca adam arkasındaymış diyorlar, yoksa ne özelliği var ki?”, “Bunların hepsi elit, birbirlerini destekliyorlar, bizi itekliyorlar, yoksa niye onlar başarılı da biz değiliz” düşünceleri... “Ben de Nişantaşı çocuğuyum, ben de üniversite okudum, beni niye almıyorsunuz aranıza?” diye özetlediğimiz Altıntop sendromu! Bildiniz değil mi? (Irk-din-millet ayırımcılığını, gerçekten sadece kendinden olanı kollayan, ötekilere köstek olan garabet yapıları ayrı tutuyorum.)

Yetkin olmayan insanlar kendilerindeki yetersizliğin boyutunu görememektedirler: “Okuyacaksın da ne olacak, ben okumadım hiç zararını görmedim, okuyanlardan daha iyi biliyorum”, “Benim yaptığımı, söylediğimi beğenmeyenler ya düşman, ya kıskanç, ya elitist ya da hiçbir şeyden anlamıyorlar”, veya Gaffur’dan gelsin: “Beni beğenmiyor musun?”

Eğer bu yetkin olmayan insanlar becerilerini geliştirmek üzere eğitilirlerse, geçmişteki eksikliklerini fark edip kabul etmektedirler: Klişeye düşmek istemem ama bkz: “Her şeyin başı eğitim!”

“İşinde çok iyi olduğuna inanan yetersiz kişiler, kendisini ve yaptığı işleri övmekten, öne çıkmaktan ve beceremeyeceği büyük görevlere talip olmaktan hiç rahatsızlık duymaz. Tam tersine, kendisine bir hak olarak görür” diyen Dunning-Kruger Etkisi’nin bir de grafiği var. X ekseni dev cehalet ve bilgisizlikten, yani sıfır noktasından başlıyor; tecrübeye, yani o alanda bilgili olmaya gelip, uzmanlığa doğru gidiyor. Y ekseni ise yüzde 0’dan yüzde 100’e bir kendine güven ölçüsü.

Cehaletin sıfır noktasında kendine güven yüzde 100!

Yavaş yavaş o alanda bilgi, deneyim arttıkça kendine güven düşe düşe neredeyse yüzde 20’lere geriliyor. Yani tecrübe yaşadıkça, aslında ne kadar az bildiğini anlıyorsun.

Sonraki aşamada öğrenmeye devam ederek uzmanlığa yaklaştıkça, yani İlber Hoca’ya doğru ilerledikçe kendine güven biraz daha yükseliyor. Ama âlim de olsan asla en cahilin kendine güven seviyesine ulaşamıyorsun!

Benim gibi siz de bir aydınlanma yaşadınız mı?

X