"Gülse Birsel" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Gülse Birsel" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Gülse Birsel

Seçim nasıl olursa olsun, bizim seçimimiz birbirimiz olsun!

ONUN oyu nereye gitti, bunun oyu nereden geldi, kimler kime, neye kızıp oyunu kime ne sebeple verdi.

Bu konular üzerindeki kahvehane, altın günü, TV programı, deniz kıyısı sohbetlerinin sonu geldi, zira İpsos araştırdı ve açıkladı.

“Siz onlara yardım ettiniz”, “Siz bunlarla ittifak yaptınız”, “Siz ötekilere destek attınız”, “Sizler ve bizler” laflarından fena halde sıkıldım.

Zira tablo şu:

Misal 1 Kasım seçimiyle karşılaştırıldığında CHP’nin yüzde 3 oyu AK Parti’ye, yüzde 13 oyu İYİ Parti’ye, yüzde 7 oyu HDP’ye gitmiş.
AK Parti’nin 1 Kasım oylarının yüzde 5’i CHP’ye, yüzde 9’u MHP’ye, yüzde 5’i İYİ Parti’ye, yüzde 1’i HDP’ye gitmiş.

MHP’nin yüzde 28 oyu İyi Parti’ye, yüzde 9 oyu CHP’ye, yüzde 10 oyu AK Parti’ye gitmiş. Öte yandan MHP, AK Parti’nin eski oylarının yüzde 9’unu, CHP’nin oylarının da yüzde 2’sini alıp neredeyse eşdeğer oya ulaşmış.

İYİ Parti’nin bu seçimde aldığı oyun yüzde 21’i eski (yani 1 Kasım’daki) AK Partili seçmen, yüzde 29’u CHP’li, yüzde 30’u MHP’li. Yani İYİ Parti’nin aldığı 5 milyon oy, 1 Kasım’da bu üç partiye oy atan farklı seçmenlerden oluşuyor.

Mesela 24 Haziran’da HDP’nin eski oylarının yüzde 8’i AK Parti’ye, yüzde 4’ü CHP’ye kaçmış.

Öte yandan 1 Kasım’da AK Parti’ye oy vermiş aşağı yukarı 213 bin seçmen ve CHP’ye oy vermiş 900 bin seçmen 24 Haziran’da HDP’ye oy atmış.

1 Kasım’da HDP’ye oy vermiş aşağı yukarı 468 bin seçmen bu defa AK Parti’yi, 234 bin seçmen ise CHP’yi tercih etmiş.

Bu kadar geçişkenliği tahmin ediyor muydunuz?

Demek ki hepimiz icraata, döneme, o zamanki ihtiyaçlarımıza, bakış açımıza göre farklı partilere oy verebiliyoruz. Fikirler, siyasi görüşler, hatta insanlar değişebiliyor.

Tek değişmeyen, vatandaşı olduğumuz bu çiçek gibi ülke!

Demek bu şahane memlekette herkes birbirinden kız da alıp veriyor oy da! Kutuplaşmak manasız ve yapay.

Hayat uzun. Parti ömürleri ise belirsiz. Biz partilere değil birbirimize sevdalı olalım, gerisi çözülür. Bize hizmet edecek siyasi kadrolar illa ki bulunur, bize bir şey olmasın.

Bir garip mizah yazarı olarak önerim şudur: Artık birbirimizi yemeyelim, el ele verip bize iyi servis versinler, ülkeyi doğru düzgün yönetsinler diye siyasetçilerin başının etini yiyelim!

CHP'DE ADRENALİNLİ GÜNLER
ÖNCE eşli bir yemek yenildi filan. Sanırım “Güzel güzel konuşalım, arıza çıkarmayalım, sistem böyle devam etsin” konulu. Sonra Muharrem İnce, anladığım kadarıyla önceden planlamadığı halde, sorular üzerine hemen anlatıverdi. “Kılıçdaroğlu’na onursal başkan olmasını teklif ettim. Bir heyecan, bir umut başladı, bunu kaybetmeyelim, abi kardeş olarak partiyi yönetelim dedim” şeklinde konuştu. Fakat sonra ekledi “Hayır derse örgüt bu işi çözecektir”!

Uuuuuu!

Bu bildiğiniz zurnanın zırt dediği yerde başrolün yüzünde donan drama bölüm finalidir ve bu hafta aldığı share’i olduğu gibi gelecek haftaya taşır!

Bitmedi! Kılıçdaroğlu “Özel bir yemeğin bağlamından koparılması siyasi nezaketsizlik” dedi ve kılıcı çekti! E bu da ayrı bir bölüm finalidir?

Kime oy verdiğiniz fark etmez, neler olacağını merak etmiyor musunuz?

CHP bu yazın en heyecanlı en sürükleyici dizisi olabilir!

X