"Gülse Birsel" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Gülse Birsel" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Gülse Birsel

Neden gidiyorlar?

KAFAMI son yıllarda çok kurcalayan bir konu bu. Bu ülkede doğmuş, büyümüş bir insanın başka bir memlekette hayat kurma, geleceğini orada görme sebebi ne olabilir?

Yokluk-yoksulluk sebepli göçmenlik olabilir, aşk olabilir, çok avantajlı bir iş teklifi olabilir, Türkiye’de çalıştığı sektörde iş bulamayıp gitmek olabilir, bizde olmayan bir alanda uzmansanız (sözgelimi ejiptologsanız) olabilir, bu ülkede bir suç işlediyseniz kaçmak için olabilir; ender de olsa başka bir ülkenin doğasına, kültürüne, yaşam tarzına vurulmak (Hindistan’a yerleşip kendini yogaya vermek gibi) olabilir, yüksek bir bilim adamıysanız imkân yetersizliği ya da başka ülkenin o konudaki istisnai imkânları olabilir.

Bunlar yıllardır bilinen, görülen sebepler. Siyaset sebebiyle özgür hissetmemek de 12 Eylül döneminde ve sonra da gördüğümüz başka bir sebep örneğin. 

Ama son yıllarda ortaya çıkan, belki hepsinden daha vahim başka bir sebep var.

Çevremdeki iyi yetişmiş gençlerin endişelerine, Amerika’da karşılaştığım başarılı Türklerin görüşüne bakarsak artık bizim ülkemizde “hak eden insanın hak ettiği yere gelemeyeceği” korkusu büyümekte! Alın size yepyeni bir beyin göçü sebebi!

Ki belki ekonomik sıkıntılardan, yaşam standardının düşüklüğünden, işsizlikten, yani yıllardır gördüğümüz “gurbet” sebeplerinden en korkuncu da bu!

“Ben şuralarda okudum, şu konuda uzman oldum ama Türkiye’de benim onda birim kadar kalifiye olmayan, sadece birinin yakını veya siyasi otoriteyle bağlantılı bir genç benim pozisyonumu çalacaktır” bu endişeyi özetleyen cümle.

Bu devletin öğretmeninden mühendisine parlak, yetişmiş insanlara ihtiyacı var. Oysa o parlak ve yetişmiş insanların, devlet tarafından tercih edileceklerine hiç inançları yok! Devlete alımların artık objektif sınavlar değil (yaşam tarzı, siyasi görüş ve dindarlık derecesi üzerine soruların yer aldığı) mülakatlarla yapıldığı bir sisteme dönüşüyoruz. Bu endişeyi yersiz bulabilir miyiz?

Özel sektöre gelince, devletin-hükümetin artık burada da daha müdahaleci ve etkin olduğuna, fırsat eşitliğinin eskisi gibi olamayacağına dair bir korku var.

Özetle iyi eğitim, çalışkanlık, zekâ, iş bilirlik artık Türkiye’de geçer akçe değil. Belli çevrelerin yakını ve/veya belli bir görüşten olmak önemli kriter hatta devletin bazı alanlarında çalışabilmek için belli dini gruplarla yakınlık şart fikri hâkim.

Bu yepyeni bir endişe, yepyeni bir problemdir. “Ekonomi durgun”, “Yurtdışında daha iyi para kazanırım”, “Bizde o sektör daha gelişmedi” gibi beyin göçü sebeplerinin hepsini kenarda bırakacak kadar da vahimdir. Yarın dünyanın en büyük ekonomisi, en gelişmiş bilim-tasarım-inovasyon merkezi bile olsak “fırsat eşitliği”nin olmadığı kanısı bu memlekette gelecek kurma ümidini bitirir! En şahane çocuklarımız birer birer gider, biz de onların başka ülkelerdeki başarılarını medyadan takip ederiz!

Yakın ve orta vadeli geleceğimiz için en büyük tehlike doların bilmem kaç lira olması değil, budur.

 

X