"Gülse Birsel" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Gülse Birsel" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Gülse Birsel

Haydi inşallah hep beraber headbang!

“DAVUTOĞLU Ahmet Hoca” şarkısı kanımca ‘Dombıra’dan daha sempatik. Dombra’da tırsıyorum ben. Solistin sesi ve melodi “Başınıza bir şeyler gelmek üzere” duygusu veriyor!

Ayna grubunun söylediği “Davutoğlu Ahmet Hoca”da ise duygu daha ümit verici, sözler öyle böyle adapte edilmiş, tamamdır. Sadece ön planda davul, basgitar ve elektrogitar olunca, “AK Parti, her zaman rock’ın ve rock’çının yanında!” gibi bir mesaj çıkıyor. Öyle ki, salonda şarkıyı dinleyen AK Partililerden gayriihtiyari ‘headbang’ bekledim! Onlar da hazırlıksız yakalanmışlar, belli. Elektrogitar dırıooong yaparken, kalabalık göstereceği coşkunun türünü bulamamış. Kol kola girip sağa sola ahenkle sallanılacak veya halaya müsait bir şarkı değil. E “Gitarın hakkı budur” diye ‘headbang’e girsen, yani kafayı haldır huldur sallasan bir türlü. Elinle rock işareti yapsan, amanın ya ülkücülerin kurt sembolüyle karıştırılırsa? AK Parti toplantısında büyük gaf olur. Mecburen herkes tereddütlü bir yüzle el çırpıyor görüntülerde. Sanırım biraz da bundan, haber bültenlerinde filan özellikle not düşülüyor: “Daha farklı düzenlemeler olacak” diye.

GEL GEL SARIŞINIM MERKEL!

Rock seven bir parti beni hiç bozmaz da kendi tabanları nasıl bakar bilemem. Benim kafama takılan başka bir şey. Liderlerin yere göğe konulamadığı “Şöyle harika bir insan, böyle acayip müthiş ve on numara bir adam” sözleriyle dolu şarkılar Batı’da olsa halk ne derdi? Mesela Angela Merkel “Gel gel sarışınım gel, gel sana âşığım geel, gel gel gün ışığım geel...” çalarken parti kongresinde el sallayarak kürsüye çıkıyor. Obama “Senin için canım feda, esmer tenin canda sefa, sen benim tek sevgilimsin, bence adamın tam dibisin, hadi male çikolata çikita, çiki çiki çikita...”yla yanında Michelle, halkı selamlıyor filan... Bir tek benim aklıma mı geliyor böyle şeyler?

Noel Baba’nın hakkından benim babam gelir!

İYİ seneler filan da, eşe-dosta bugün için hediye almak yine gençliğinizi yedi bitirdi değil mi? Bıraksaydınız Noel Baba alsaydı değil mi? Bırak ya, ne hayrını gördük bugüne kadar? Ben Noel Baba’ya Keşan müftüsü kadar temkinli yaklaşıyorum. 2011’de söylediği, sosyal medyayı hâlâ sallamakta olan sözlerin videosunu görmüşsünüzdür. “Noel Baba dinimizce düzgün bir şahıs olsa eve kapıdan girerdi, pencereden bacadan değil” şeklinde, mizahçının ekmeğiyle oynayan fakat harikulade bulduğum bir demeç vermiş. Buna katıldığım gibi, her yıl yüzbinlerce insana hediye alan Noel Baba’nın hâlâ ruh sağlığını koruyor olabileceğini düşünmüyor, konuya işkilli bakıyorum. Ya kendisi tek bir kişi değil, Fuat Avni gibi bir ekip ya da o “Ho ho ho”lar neşe değil deli sayıklaması! Ayrıca geyikli kızaklar, kırmızı kostümler, o yaşta o şekilcilik ne allasen?

DÜNYADA ÜRETİLMEMİŞ TEK MONT

Noel Baba figürüne ömrümde hiç ısınamadım. Kendisini bir yılbaşı öncesi babamla tanıştırmak istiyorum. Babam “Sana ne alayım” sorusuna on iki kere “Hiçbir şey, vallahi” deyip, sonra bin bir naz niyazla cevap verir: “Yani, şöyle rahat bir mont olabilir. Kalın olmayan, ince de olmayan bir kumaştan. Bej, ama koyu bej değil, çok açık da olmasın, yazlık görünür. Çok kısa olmasın, ama dize kadar da gelmesin. Düğmeli değil fermuarlı, ama fermuarı kapatınca göğüs kısmı şişmesin. Yakası dik olmasın, boynumu rahatsız ediyor. Ama ceket yakası gibi de olmasın, gömlek yakasının küçüğü olsun. Böyle bir şey bulursan al ya da hiçbir şey alma!” Dünya tekstilinde son beş yılda üretilmiş her şeyi görüp, buna en yakın ürünü bulup alırsınız. Paketi açar ve şöyle bir yorum yapar: “Hmm mont aldıın? Yav bir sürü de montum var aslında ama...”
Noel Baba, çoluğa çocuğa pufidik ayı almaya benzemez bu işler. Gel, gelecek yılbaşı seni babamla tanıştıracağım, haftaya emekliliğini isteyeceksin. Ben de senden kurtulacağım, Keşan müftüsü de!

X