"Gülse Birsel" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Gülse Birsel" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Gülse Birsel

Hayaller altın günü hayatlar WhatsApp!

Dikkat! İnternet ve sosyal medyayı kullanma biçim ve performansınız gerçek yaşınızı ortaya çıkarıyor!

Vikipedi’ye Resimli Bilgi Ansiklopedisi, WhatsApp’a altın günü muamelesi yapıyor, fön çektirmeden Facetime’a oturmuyorsanız, aramıza hoş geldiniz bizi gidi yaşlılar!

Sosyal medya insanı yaşlı gösteriyor! Bu tespitime bir şans verin.
Bakın on türlü lazer, yüz çeşit botoks, ‘milyorlarca’ fit kalma tekniği çıktı. 20’likler de 50’likler de aynı şeyleri giyip aynı dudakları yaptırıyorlar ve gördüğüm kadarıyla artık sokaktaki bütün kadınlar ‘30 yaş civarı.’ Şu aralar biyolojik yaşı ele verecek tek şey var: İnterneti kullanma biçiminiz. ‘68 kuşağı’, ‘12 Eylül’ün apolitik gençliği’ filan denir ya. Bence jenerasyonları en yaşlıdan en gence şöyle de sayabiliriz:
- Mesaj atamayan kuşak
- “Telefondan mail şeyini bilemiyorum” jenerasyonu
- “Bırak çocum şunu elinden, acık yüzünü görelim”ci ‘Twitter hesapsızlar.’
- Biz...
- Sosyal medya fenomenleri
- Eli iPad biçiminde doğanlar


İnternet kullanımının kırışık ve sarkmaları (temsili)

Ben bugün, ‘biz’, yani kendi kuşağım adına cesur bir adım atmak, zaaflarımla yüzleşmek istiyorum. Saçındaki beyazları boyamayan Bodrum sandaletli pedikürsüz teyzeler gibi protest bir tavırla, yaşımı belli eden internetle ilgili demode görüş ve sazanlıklarımı paylaşmak istiyorum:
1- Bir siteden alışveriş yaptıktan sonra, müteakip internet yolculuğumda her sayfada o markanın ilanının çıkmasını “Ne bereketli elim varmış, üç beş bir şey aldım, adamlar her yere reklam vermeye başladı” şeklinde yorumladım! Evet! Bunu yaptım! Meğer Zeki Müren de bizi görüyormuş. Nereden ne aldığımı Amerika’lardan filan izleyip, benzer ürünleri bana kakalamaya çalışıyorlarmış. Ama güzel mi bu şimdi?
2- Twitter’da 1 Aralık 2014’te hesap açtım, iki ayda 45 bin takipçim oldu, Allah bin bereket versin. Buraya kadar tamamım. Ama tweet atma konusunda çok seçiciyim. Kaç yıldır gazetecilik, yazarlık yapıyorum ben ama gençler? Aniden “Kahvaltıda sucuklu yumurta kalp ben” yazıp öyle bırakmak ne mana? O sucuklu yumurtanın 5N1K’sı nerede? Haber değil de dramatik metinse alt metni nerede? Çatışmayı zaten ara ki bulasın. Halbuki ‘genjler’ rahat. Sucuksuz yumurtayı bile tweet atıyorlar! Canım bakın, sizinle ilgili bir konu sadece sevgilinizin ve annenizin ilgisini çekiyorsa, onu sosyal medyaya yazmasanız da olur. Bu kadar megabit kolayla mı kazanılıyor evladım? Biraz memory kıymeti bilin.
3- Hâlâ Vikipedi’ye bir miktar saygı ve güvenim var! Onları yan komşunun ergen oğlu filan yazmış olabilir, biliyorum. Ama bizim kuşağın refleksi ansiklopediye saygı duymak! Biz ansiklopediler için kupon biriktirdik. Onları aldık, salondaki kütüphaneye koyduk. Resimli Bilgi ve Meydan Larousse olmadan bir hiçtik (Hayır evladım, internet yoktu o zaman!) Gayri ihtiyari internet ansiklopedisi Vikipedi’nin de binlerce uzmandan oluşan bir kurul tarafından hazırlandığı varsayımına filan kapılıyor insan. Ta ki Gülse Birsel başlığı altında “Sushi yemeği çok seven biridir” cümlesini görünceye kadar! (Evet o an bitti Vikipedi.)


Graham Bell, görüntülü konuşma yapmayı biliyor muydu?

Devam ediyorum, bakınız...
4- F klavye galiba genç kuşağın daktilosu. Yok olmak üzere. Oysa Türkçe’ye en uygun sistemdir. Yazmaya ilk başladığım yıllardan itibaren F klavyeye alıştım. Hava atmak gibi olmasın, F klavyede hızdan parmaklarımı göremezsin! Fakat Q’da nispeten yavaşım. Akıllı telefonlar da Q klavye mi sana? Arada F klavye alışkanlığından telefonda bir harfi bulamayıp iki saniye aramalar filan oluyor. Koy üzerine kırmızı ojeli uzun tırnağı. Ne etti? Oğlu hediye akıllı telefon almış, yaştan mütevellit kullanamayan Nişantaşı anneannesi!
5- WhatsApp kullanıyorum, birçok gruplarım var. Gayet aktif, hatta çenebazım. Sıkıntı yok. Fakat kendi açtığım gruplarda saçma bir misafirperverliğim oluyor! Espri yapan herkese gülme emoji’leri, “Bilmemkimin yeğeninin doğum günü” dendiyse illa tebrik etmeler... Gruptan biri bir soru yazdıysa, üzerinden beş dakika geçmeden, cevabı bilmesem de “Valla bilemiyorum tatlım” gibilerinden, hani “Kimse cevap vermedi, kötü hissetmesin” duygusuyla sessizlik bozmalar... Sanırsın benim salonda toplandık. Neredeyse kurabiye yapıp çay demleyeceğim. Yani hayaller altın günü, hayatlar WhatsApp...
6- Facetime’la görüntülü konuşma nedir Allah aşkına? Graham Bell’in aklına gelmedi mi sanıyorsunuz? 1876’da telefonu icat etmiş adam bu. Bademcik enfeksiyonundan ölünen yıllar bak, daha penisilin yok. Yani Graham beceremedi, siz mi akıl ettiniz? Yahu eski adamlar bunlar. Efendi, saygılı. Önüne gelenin gecelikli, don paça, boğaz enfeksiyonundan yatan haline cart diye dalınmasın istedi, belli ki. Sesli konuşma neyinize yetmiyor? Ne o uzay yolu gibi zırrt ara, hop karşında Mistır Spak? Doğrusu her halimle elâlemin karşısına çıkmak istemem. Her sabah kalkıp, telefonları açmadan fön çektirip göz altı kapatıcısı mı süreyim? Suratıma hasretsen aç interneti, resmime baka baka konuş. Veya sucuklu yumurtanın resmini çek koy, ona bak, ne bileyim. Ev hali diye bir şey var. Haber vermeden misafirliğe de gidilmez çocuklar, öğrenin bunları...
Bak işte bunlar hep yaş!

X