"Gülse Birsel" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Gülse Birsel" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Gülse Birsel

Gülse Birsel’den ‘basit yaz diyeti’

Hemen toplaştık mı? Bir başlıkla nasıl heyecan yarattım bak! ‘Basit’ demeseydim iyiydi gerçi.

‘Yalancı mantı’, ‘Kolay tiramisu’ gibi uyduruk geliyor kulağa. Hakikaten de diyet işlerini bilmem. Ama bu yazıdaki tavsiyelerimle bir çığır açacağımı ümit ediyorum. Açmazsam da kolumda altın bileziğim var kardeşim, dizi yazmaya devam ederim amaan n’olcak

İtiraf geliyor: Hayatım boyunca üç kilo fazlam oldu! Hatta bazen o üç kiloyu verdiğim zaman bile üç kilo fazlam oldu!
18 yaşından beri 57 ile 62 kilo arasında gidip geliyorum, ama hangi kiloda olursam olayım o üç kilo fazla bir yer bulup saklanıyor kardeşim! O kadar sinsi bir tip! Basenlere kaçıyor, yazın yüzüp orayı eritiyorsun sırta yerleşiyor! Göbek olmazsa gıdıya konuşlanıyor. Terörist gibi aylarca sessizce bekleyip bikiniyi giyince çat diye ortaya çıkıyor! Bazen kas kılığına giriyor, bazen ‘ödem’. Benden çok daha güçlü ve planlı! Yıllarca hiç muhatap olmadım. Spor sevmeyen insanım, yani terörle mücadele birimim yok gibi bir şey.

Zayıflığın dünyayı ele geçirdiği günler!

Ama bu yaz başı konuya bir el atayım dedim.
Nasıl kayıtsız kalabilirdim ki? Millet kamplara giriyor, Boğaz kıyısında hocalarla yürüyor. 22 yaşında, ailenin bıngıl çocuğunu oynayan erkek oyuncular nedense diyetisyenlere gidiyor. ‘Crossfit’, ‘TRX’ gibi, duyunca hiç anlamadığım, ayıp olmasın diye anlar gibi yapıp “Hı hı o çok iyiymiş efeet” diye mırıldandığım gizemli spor türleri çılgınca popüler oluyor.
Millet, özellikle de gösteri dünyası insanları, kafayı vücutlarıyla bozmuş! Bense bu yaşa geldim hâlâ masa başında oturup sabaha kadar tahin helvası yiyorum!
O fazla üç kilomdan kurtulmaya karar verdim. Ki ‘fazla kilo’ diye tabir ettiğimiz şeyin bence hiçbir ölçüsü yok. Tamamen yoruma bağlı. Bana göre hep üç kilo fazlam var, babama göre hep üç kilo eksiğim! İyi niyetli arkadaşlara göreyse hangi kiloda olursam olayım “Aa gayet iyisin saçmalama”!
Bir süre Canan Karatay’ın çıktığı programları, hatta tekrarlarını seyrettim. Tekrarları seyretmenin bana zayıflamayla ilgili bir faydası olmadı. Ama meyve dahil aşağı yukarı her şeyi yerken suçlu hissetmem konusunda etkili oldular. Ekmek sevmeyen biri olarak gururlanıp, “Günde bir lüle kaymak yememe Karatay, Taş Devri, Atkins diyetleri nasıl bakıyordur acaba” diye derin derin düşündüm. Düşünmek acıktırıyor. Hemen sonrasında mutfağa koşup yarım karpuzu tek başıma yedim. Ama karpuz da yazın nasıl gidiyor fıştır fıştır değil mi yav?
Bir arkadaşın gittiği diyetisyen randevusuna eşlik edince, araya kaynayıp ben de bir diyet listesi edindim. Ömrümün ilk listesi! Kahvaltı çok makul göründü. Yumurtalı, peynirli filan, doyurucu. Öğle akşam yemekleri de et, balık, sebze yemeği, tamam. Fakat o ‘ara öğün’ler var ya... Onların derdi ne öyle? Kaprisli manita gibi yav. “Taze zencefille kabuğu soyulmuş limonu katı meyve sıkacağında çek, günde üç bardak iç” Başka? Ayaklarına masaj da yapayım mı? Piyasada taze zencefil yok arkadaş! Bitmedi. “Günde bir kupa yeşil çay iç, ama batırma değil, demleyerek” Demesi kolay! Güney kıyılarında dolaşan tatilci bunu eşte dostta, çay bahçesinde filan nasıl bulsun?!
“Yeşil çayı demlediniz mi canım?”
“Yok abla yeni su çektik, on dakkaya hazır. Oralet var?”!
Demleme yeşil çay ney? Olay Tokyo’da geçmiyor ki!

Kendi diyetini kendin icat et!

Diyeti 5 gün yaptım, bir gram fark etmedi! Sanırım zencefilin tazesini bulamadım diye! Altıncı gün pide yedim. Pideyi yiyince Canan Karatay adeta gaipten gelen bir sesle kulağıma “Beyaz unn hahaha” diye acı acı güldü ve hemen canım tatlı çekti. Tatlıyı da yedim. Bir saat sonra karpuz ikram ettiler. Takdir edersiniz ki ikramları reddetmeyecek kadar halka mal olmuş bir sanatçıyım.
Bir de o karpuz yazın nasıl güzel gidiyor ya fıştır fıştır. Bunu söylemiş miydim?!
Hadi yazının sürprizi gelsin: Haziran’dan beri üç kilo vermişim!
Yaa. Nasıl mı? Geriye dönüp baktığımda anladım ki diyet icat etmişim.
Ahanda yaz için ‘Gülse Birsel Diyeti’ ve mühim tavsiyelerim:
1- Denize arkadaşlarla girin. Deniz yatağına kolları kullanmadan çıkma, suda çember olup koşarak girdap yapmaya çalışma gibi, etrafa karşı sizi çok mahcup edecek ama farkında olmadan acayip yoracak saçma aktivitelerde bulunun. Çünkü spor sıkıcı, bunlar eğlenceli.
2- Çılgınca kahvaltı edin. Menemenler gelsin, kaymaklar, yöresel peynirler gitsin. “Öğle yemeği mi, yok artık” akımı kendi kendine oluşacaktır.
3- Akşam yedi civarı insan yiyecek kadar acıkacaksınız! Ama yemek bulamayacaksınız, çünkü ya hazır değil, ya da rezervasyon sekiz buçukta! Mecburen peynir, fındık fıstık ve karpuz atıştıracaksınız. (Hoop döndük mü yine karpuza!)

Kafaya takma ödemdir o

4- Bu sebeple akşam yemeğine biraz tıkanmış oturacaksınız. Hah şimdi gerçek doktorlar devreye giriyor: Sadece ekmek, pilav, makarna ve tatlı yemeyin, onun dışında ne istiyorsanız yiyin! Acık daha deniz börülcesi koyayım mı?
5- Gece acıktınız mı? Tekrar karpuza iltifat etmeme gerek var mı? İkide bir uykudan uyanıp tuvalete koşmayacak kadar yiyin ama. Bir- iki dilim filan.
6- Ara öğündü şuydu buydu filan takılmayın. Zaten ben denedim, taze zencefil yok! O yoksa da bir manası yok. Ara öğün neymiş zaten? Üç öğünle doymadınız da hâlâ zayıflamaya mı çalışıyorsunuz?! İnsaf artık!
7- “Ne yedim” diye defter tutmayın. İnsanın aklına yemedikleri geliyor, daha çok acıkıyorsun. Hayatımda toplam beş gün diyet yaptım, beş gün bütün dünya mutfaklarındaki tüm tatlılar beynimde resmi geçit yaptı!
8- “Su içsem yarıyor” diyorsanız, bence bu iyi bir şey. Yarıyorsa iyidir, iç. Yarasın!
9- Su deyince, zayıflamak isteyen, spora başlamış, diyet yapan insan için moral veren sihirli kelimeyi açıklıyorum: Ödem! Kafaya takma, ödemdir o. Ödem nedir? Su! Su hayattır, neyden şikâyet ediyorsun ki arkadaş?
10- Su değilse de bence havadır. Yani gazdır. Karpuzdan olabilir.
11- O zaman, bence olaya şöyle bakalım: Kalçadaysa ödemdir, göbekteyse gazdır. Hatta bir adım daha ileri gidelim: Kolda bacaktaysa da kastır. Doğru bakış açısı bu. En azından kanımca bu.
12- “Yo yo diyeti” diye bir şey varmış. Biliyorsunuz değil mi? Yaa. Onu bileceğine misafirlikte pastaya böreğe “Yo” demeyi öğren! Sus, cevap verme! (Bence diyetisyenler böyle biraz otoriter olmalı, zira korku iştah keser!)
13- Nasıl oldu tam bilmiyorum ama galiba yukarıdakileri yaparak gerçekten üç kilo verdim. Ve şu an... sadece üç kilo fazlam var!

X