"Gülse Birsel" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Gülse Birsel" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Gülse Birsel

‘Gönül’ işleri...

Bir hayatın içine iki büyük aşk sığdır, üstelik ikisi de karşılıklı aşklar olsun... O hayat her şeye rağmen çok güzel geçmiş bir hayattır.

Gönül Ülkü 16 yaşında çocuk tiyatrosuyla girdi kendi deyimiyle ‘Darülbedayi’ye.

 

Gazanfer Özcan’ın anlattığına göre “Gönül aslında bir drama oyuncusuydu.”

 

“Şehir Tiyatroları’nın genç, çok sağlam dramatik oyuncularından biriydi biz tanıştığımızda” diye anlatırdı Gazanfer Bey.

 

Hatta “Komediyi ben ona bulaştırdım” derdi. Güzel laftı. Komedi, yapan için de seyreden için de bir tür virüstür hakikaten. Bulaşan, hayat boyu taşır.

 

Aslında bir aşkın vesile olduğu bu birliktelik, sahnede harika bir Kavuklu-Pişekâr veya Karagöz-Hacivat ikilisi ortaya çıkarmıştı. Daha aklıselim, dramatik veya gerçeğe yakın karakterleri tiyatroda Gönül Ülkü oynardı. Bazen kocasını, bazen yeğeninin sevgilisini, bazen yaşadığı apartmanın kapıcısını oynayan Gazanfer Özcan ise fiziksel komediyle, sesi, konuşması, mimikleriyle sahnede tüm kurtlarını döker, seyirciyi gözlerinden yaş gelene kadar güldürür, Gönül Hanım istifini bozmadan, oyunundan çıkmadan, sonraki replik için kahkahaların durmasını beklerdi. Gönül Hanım pası verir, Gazanfer Bey golü atardı.

 

Bunları biliyorum çünkü çoğu oyunda biz ailece orada olurduk. Seyircilerin arasında...

 

***

 

Bu iki insanın aşkı, Türk tiyatro ve komedi tarihinin önemli mihenk taşlarından biri oldu.Ve o sahneden, küçük yaşta, bu defa ikisi bir olup bana aynı şeyi bulaştırdılar: Komedi virüsünü. Ve yıllar sonra bir durum komedisi yazarken oyuncu seçimiyle ilgili ilk ve oldukça ısrarlı talebim, Tahsin Sütçüoğlu karakterini Gazanfer Özcan’ın oynaması oldu. Alçakgönüllülükle, ilk işini yazmış senaristin teklifini kabul etti. Ne büyük onur.

 

Gazanfer Bey, ‘Avrupa Yakası’nı çekerken, senaryoda kendi bölümlerini okur, sonra da reji asistanlarından biriyle ezber çalışırdı. Gönül Hanım ise meğer bütün bu yıllar boyunca Avrupa Yakası’nın tüm senaryolarını baştan sona okuyup, tüm hikâyeleri Gazanfer Bey’e anlatıp, yorum yaparmış. Gazanfer Bey sete gelip “Gönül bu hafta senaryoya bayılmış, çok güzelmiş, sizi tebrik etti” derdi bazen. Gülerdik. “Siz okumadınız mı?” diye sorardık. “Gönül bana hikâyeleri anlattı, kendi bölümlerime de bir göz gezdirdim” derdi. Ve olağanüstü bir yetenek olduğu için sahneye girince senaryoya hepimizden daha hâkim, hepimizden komik, ama detaycı ve ölçülü oynardı.

 

Gönül Hanım’ın bu senaryo hakimiyetine sonra ‘Yalan Dünya’da şahit olduk. Bir de müthiş zamanlamasına. Hafif bir duyma sorunu, ve 2002’de geçirdiği rahatsızlıktan kalma belli belirsiz bir yürüme problemi vardı. Ama yıllarca sahnede olmak nasıl bir teknik, tecrübe ve esneklik veriyorsa, repliği için de muhteşem bir komedi zamanlaması vardı. Öner Erkan ve ben, Afife Hanım’ın torunları olarak onunla beraber çok sahne çektik. İyi ki de çektik. Paha biçilmezdi!

 

***

 

Sanırım o da memnundu halinden. 90 bölüm aralıksız oynadığı ‘Yalan Dünya’ bittikten iki hafta sonra, yönetmenimiz Jale Atabey’le Gönül Hanım’a çaya gittik. Ben 1-2 sene dinlenip rölantide çalışmayı hayal ederken, Gönül Hanım pat diye, büyük bir hevesle  soruverdi: “Ee bir dahaki işimiz ne zaman başlar? Yılbaşını bulur mu?” Kalakalıp bir süre boş boş bakmışım. Zira kasım ayının sonundaydık!

 

Ama Gönül Ülkü, bırakın dinlenmeyi, “Buyurun şu senaryoyu, bir saate çekime giriyoruz” desek, muhtemelen önce kutlama, sonra derhal ezber yapardı. O kadar âşıktı ki mesleğe...

 

Öyle hemencecik herkesle samimi oluveren, dün tanıştığına “Canım cicim” deyiveren, bıcır bıcır sosyal kelebeklerden değildi. Belli bir mesafesi, ağırlığı,  ‘kraliçeliği’ vardı. Belki yalnızlığı seviyordu, belki biraz yalnızdı, bilemem.

 

***

 

Ama iki çok büyük aşkı vardı. Biri Gazanfer Özcan. Ondan bahsederken her defasında duygusallaşır, bazen yaşarken Gazanfer Bey’in yaptığı bir şakayı hatırlatır, kahkahalarla güler, bizi de güldürürdü.

 

Diğer aşkı şüphesiz oyunculuktu. Oyunculuğun da Gazanfer Özcan gibi, konusu açıldığında, ona enerji ve neşe veren, aniden çehresini aydınlatan bir etkisi vardı. Bütün hafta evde sıkıldığını, set gününü iple çektiğini söylerdi. Yormamak içinbir gün çalıştırıp, sahnelerini arka arkaya koyuyorduk. Bazen eve ziyaretine gittiğimizde yaşının insanını görürdük. Ama sete gelip, makyajını yaptırıp, peruğunu taktığında birden 35’e iniyordu. Espriler, kahkahalar, iltifatlara flörtöz cevaplar...

 

***

 

Zaten bizim işler aslında ‘gönül işleri’dir. Yoksa oyunculuk, yazarlık dediğiniz şeyleri normalde deli olan yapmaz. Saati, gecesi, gündüzü yok; tatili, garantisi, geleceği, sigortası yok, cefası çok... Ama gönlün varsa, her şeyi tamam! Aşk gibi yani...

 

Dahası, bu iki aşk da karşılıksız değil, ender bulunan karşılıklı aşklardandı! Gazanfer Bey de Gönül Hanım’a fena halde âşıktı. Bazen, tanıştıkları zamanı, kavuşamadıkları dönemde yaşadığı acıları, hislerini itiraf ettiği günü uzun uzun anlatırdı. Ağzımız açık dinlerdik.

 

Oyunculuğa gelince... Henüz iki yıl olmadı. 83 yaşında ‘Yalan Dünya’daki performansıyla her yaştan yeni hayranlar edindi Gönül Ülkü... Yani oyunculuk da onu çok seviyordu. İki tane, çok büyük, hayat boyu süren, üstelik de karşılıklı aşk! Zorluklara, hastalıklara, belki biraz da yalnızlığa rağmen... Gönül Ülkü’nün hayatı sadece bu sebepten bile, çok ama çok güzel bir hayattı. Nur içinde yatsın.  

 

GÜNDEME BİR AĞIRLIK ÇÖKTÜ

 

Gündemin ağırlığı malum. Gelin biz yine de sizinle biraz etrafından dolaşalım, bir hava alırız.

 

Mehmet İren / miren@hurriyet.com.tr

 

Başbakan Binali Yıldırım, HDP milletvekillerinin gözaltına alınması sırasında yaşanan internet kesintisiyle ilgili olarak hangi açıklamayı yaptı?

 

a-Teknik bir arıza

 

b-Bilişime takarsanız kafayı sıyırırsınız

 

c-Bizden önce internet hiç yoktu biz yine arada veriyoruz

 

d-Tehlike bertaraf edildikten sonra her şey normale dönecektir

 

e-İnternet biz kullanalım diye var 

 

MHP’nin yapılamayan kongresinin genel başkan adayı Sinan Oğan’a göre devlet ne yapıyorsa ne yapacaksın?

 

a-Otur diyorsa oturacaksın

 

b-Kongre yapamazsın diyorsa yapmayacaksın, zorlamanın âlemi yok

 

c-Çağırıyorsa gideceksin

 

d-Dediğini yapacaksın, yaptığını yapmayacaksın

 

e-Canı sıkkınsa üzerine çok varmayacaksın

 

Vanity Fair dergisinin haberine göre Lindsay Lohan’in Türkiye ziyaretinden sonra neyi değişti?

 

a-Aksanı

 

b-Hali tavrı

 

c-Saçı

 

d-Sigara alışkanlığı

 

e-Oturuşu kalkışı

 

Mersin Yaşam Üniversitesi İletişim Fakültesi ‘akademi üzerindeki baskıları protesto etmek için’ derse ne takarak girdi?

 

a-Zil

 

b-Huni

 

c-Kep

 

d-Fes

 

e-Altın

 

Türkiye’nin en önemli çağdaş sanat fuarı Contemporary İstanbul, bir grubun baskınına uğradı. Sergilenen bir heykelin kaldırılmasını isteyen grubu, heykelde kimin yüzü olması rahatsız etmişti?

 

a- Hakan Şükür’ün

 

b- Oktay Kaynarca’nın

 

c- Angela Merkel’in

 

d- Kadir Topbaş’ın

 

e- 2. Abdülhamit’in

 

Annelere seslenen Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu, ninnilerdeki “uyusun da büyüsün” yerine ne kullanılmasını önerdi?

 

a- Su uyur düşman uyumaz

 

b- Büyü de gel çocuk

 

c- Fidanlar ormana dönmeli yurdumda

 

d- En büyük Türkiye

 

e- Hedef 2071

 

Birleşik Arap Emirlikleri’ndeki yeni yasaya göre mesai saatleri içinde ne yapılabilecek?

 

a- Kitap okunabilecek

 

b- Ense yapılabilecek

 

c- İnternete girilebilecek

 

d-İki saati geçmemek kaydıyla uyunabilecek

 

e- Masaj yaptırılabilecek

X