"Gülse Birsel" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Gülse Birsel" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Gülse Birsel

Durursan düşersin!

Bu bir mizah yazısı değildir. Bu, son eğilimlerin, zamanın ruhunun önderliğinde, ‘sürekli değişim ve her zamankinden hızlı dinamizm’in ticaretten sanata, modadan siyasete artık bir mecburiyet olduğunu iddia eden, her sektörü ilgilendiren bir öneridir. Evet, ben de bugün biraz ukalayım!

'Beta’ aslında bir bilgisayar kavramı. Bir program veya aplikasyonun bütün temel özellikleri geliştirilmiş ama son testleri, kullanıcı denemeleri filan yapılmaktaysa, ona ‘Beta’ versiyonu diyorlar. Yani kullanıcıdan son öneri ve fikirleri toplayıp son ürün haline gelmeden bir önceki hali.

Şimdilerdeyse bir pazarlama terimi olarak ilgi çekiyor ve konuşuluyor.

Zira artık çoğu sektörde ürünler hep Beta versiyonunda. Aldığınız cep telefonundan kullandığınız ayakkabıya kadar neredeyse tüm ürünler ilk piyasaya verildiği andan itibaren sürekli test edilmeye, geliştirilmeye, yeni modelleri, yeni sürümleri çıkmaya devam ediyor.

O ikide bir telefonunuza gelen update’ler var ya. İşte onlar elinizdeki telefonun aslında hep Beta versiyonu olduğunu kanıtlıyor.

Ve çok dramatik olan, artık deniyor ki: Her ürün, hatta hizmet sürekli Beta olmayacak! “Bu benim son ürünüm, bir daha değişmeyecek” dediğiniz anda bitersiniz!

Hayat çok hızlandı, teknoloji ve tüketim alışkanlıklarımızda sürekli yenilik peşindeyiz.

Restoranlar eskisi gibi 5-10 yıl aynı mönülerle hizmet vermiyor. Ayda bir, mevsime göre, hatta haftalık olarak, beslenme alışkanlıklarına, müşterinin talebine göre, mutfak sürekli yenilik buluyor.

Modanın her yıl değişmesi doğası gereği. Ama artık çıkarılıp takılan aksesuarlarla, kapağı değişen çantalarla, vücut yapısına göre doku değiştiren spor kıyafetleriyle, giysiler tüketicinin değişen alışkanlıklarına uyum sağlayacak biçimde üretiliyor.

Durursan düşersin

Bir dizi yazarı olarak, her bölümün bir sonrakilerin Beta versiyonu olduğunu söyleyebilirim! Daha çok sevilen karakterler zamanla öne çıkar, sokağın dili, espriler, güncel yaşam yakından takip edilir, ekip, kanal, ama herşeyden önce seyirciye kulak verilerek aslında her hafta bir önceki haftanın update edilmiş versiyonu hazırlanır!

Zira mecburidir. Her hafta önünüze karne gelir. Yani reyting. Hangi sosyoekonomik grup hangi bölümü daha çok seyretmiş, çalışan kadınlar mı, ev kadınları mı daha çok ilgilenmiş, görürsünüz.

Tıpkı seçim vs. döneminde siyasi partilerin yaptığı gibi... Şimdi buradan siyasete nasıl varacağım bakın görün!

Türkiye’deki siyasette bu ‘Beta versiyonu’ anlayışının, yani zamana adaptasyon, hız, değişim, taleplere daha hızlı ve iyi cevap verme, sürekli kendini ‘update’ etme sisteminin oturması lazım.

Şu an tüm partilerdeki sıkıntının temelinin bu olduğu kanaatindeyim.

AK Parti de, CHP de, MHP de, HDP de, göründüğü kadarıyla kendi tabanının veya potansiyel tabanının taleplerini net olarak okuyup, bu isteklere hızlı ayak uyduramıyor.

Veya seçmenini yönlendirerek onların başka şeyler istemesini sağlamaya çalışıyor, ama görüldüğü kadarıyla da bu yöntem pek çalışmıyor.

‘Zamanın ruhu’ hiç bu kadar dinamik olmamıştı. Talepler hiç bu kadar hızlı değişmemişti.

Değişim talebi, yeni istek ve ihtiyaçlar aslında hem ekonomide, hem siyasette genç, eğitimli, şehirli kesimlerden başlar. Şirketler, talebi yönlendiren bu öncü grupların eğilimlerini yakalamaya, ve ona göre hızla şekillenmeye çalışırlar.

Misal AK Parti, referandumdan sonra, bu grupları tarihinde ilk kez kaybetmeye başladığını anladı. Ve doğru bir manevrayla buna çare bulmak, partiyi, bakış açısını bu taleplere göre ‘update’ etmek için çalışmalara başladı. Başarılı olacak mı, bilmiyoruz.

Ama siyasette ‘sürekli kendini yenileyip düzeltme’ üzerine kurulu Beta meselesi, asla sırtını yaslayıp “Bu nihai halimizdir, biz artık tamamız” demeyen bu tavır artık hayatta kalmak için bir mecburiyet.

Darısı, diğer partilerin başına.

X