"Gülse Birsel" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Gülse Birsel" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Gülse Birsel

Bir belediyeden ne istenir?

VALLAHİ atla deve değil. Yüzme havuzu, buz pateni pisti peşinde değil kimse! Trafiği tabii rahatlatır, spordur lazımdır, ama bisiklet yolu konusunda ısrar etme işine bile bence daha gelemedik. Nerdee... 

Öncelikle şehirlinin en temel, en basit ihtiyaçlarına karşılık versin belediyeler, sonra ötekilere bakarız. Azla yetinmeyen çoğu bulamaz efendim!

Bak mesela, en basitinden, temiz hava solumak:

Karadeniz yaylaları standardı talebimiz yok. Ama en azından New York, Londra gibi metropoller kadar yüksek oksijen olsun. Bazı şehirlerimizin bazı semtlerinde artık nefes almak hastalık sebebi!

Mesela arada az bir şey yeşile bakıp toprağa basmak:

Evden çıkıp kısa zamanda biraz temiz hava soluyacağınız, çocuğunuzu oynatacağınız bir yeşil alana ulaşabilmek. İhtiyaç bu yav! Ama betona koyulmuş saksılardan değil, gerçek parklardan, yani topraktan, çimenden, ağaçlardan bahsediyorum.

Mesela yolda yürüyebilmek:

Batı şehirlerinde en çok kıskandığım şey. Rahatça yürünebilen sokaklar, caddeler. Park yapılmayan, düzgün kaldırımlar, sık trafik ışıkları, hava karardıktan sonra önünüzü görmeniz ve korkmadan bir yerden bir yere gidebilmeniz için çalışan sokak lambaları! Tekerlekli sandalye kullananlar için rampalar.

Mesela hangi şehirde yaşadığınızı anlayabilmek:

Şehrin siluetini mahveden dev ve çirkin binalara izin verilmemesi, merkezdeyseniz şöyle bir ufka bakınca “Haa burası filanca şehir” diyebilmek. Bırak onu, hangi semtin neresinde olduğunuzu anlayabilmek! Cadde ve sokak isimleri yazan tabelalar yahu! Dünyanın hiçbir yerinde, farklı alfabe kullananlar dahil, adres bulmanın bu kadar zor olduğu şehir görmedim. Tabela demişken, mesela İstanbul’u İstanbul yapan tarihi eserlerin, çeşmelerin, anıtların önüne bir zahmet bilgi verici birer plaket koyarsanız. Ha tabii bir de öncelikle, bu eserleri dönemine göre ayırmadan layıkıyla korursanız! Eserleri korurken semtlerin kişiliğini unutmayıp, onları da kaybetmemeye çalışsak mesela. Bir Beyoğlu vardı 5-10 sene önce, n’oldu ona?!

Mesela şehrin toprağından, denizinden, etinden sütünden faydalanabilmek:

Bir şehirde bostan varsa, köylü pazarı varsa, ona dokunulmaması! Mandıralar varsa korunması. Denizde balık varsa o denizin mahvedilmemesi! Şehrimde yetişeni yemek içmek istiyorum ben arkadaş!

Mesela bir zahmet suyun, elektriğin olması!

Sular zaten pis, içilmiyor. Hadi onu bırak, akmadığı zamanları da biliyoruz. Ama hâlâ bu kadar sık elektrik kesilmesi nedir arkadaş? Neyin arızası bu sürekli?

Mesela 10 kilometrelik bir yolu otomobille 2 saatte gitmemek!

Düzensizlik, plansızlık, dengesizlik, bunlar bizim göbek adımız. O malum. Nerede nasıl bir çekim merkezi oluşacak diye heyecanlanıp betonunu dökmeden önce, oraya giden yollar bunu kaldıracak mı diye bakmak geleneğimizde yok! Ama artık büyük şehirlerin trafiği ciddi anlamda ekonomik kayıp haline geldi! Ruh sağlığımızdaki kayıptan filan hiç bahsetmiyorum bak, o zaten çoktan..

Mesela şehirde yaşayanların iç mekânlara kapanmaması, şehrin buna uygun yapılması!

Ki bu aslında şehircilik ve kültür açısından çok belirleyici. Medeni ülkelerde şehirler insanların dışarıda, yan yana, iç içe vakit geçirebilmesine uygun düzenlenir. Rahat meydanlar, geniş, yürünebilecek yollar, aydınlık sokaklar, büyük parklar, çarşılar-pazarlar, spor veya oyun için açık sahalar, hatta amfitiyatrolar, deniz varsa plajlar veya iskeleler... Biz ise son yıllarda (şehirlerin yeni agoraları olarak görenler varsa da) AVM’ler, parkların azalması ve “Kaldırımlara masa koymayın” vaziyetleriyle, gittikçe iç mekânlara, özel alanlara, avlulara, evlere kapanmaya başladık.

Yeni yapılan apartmanlar bile artık balkonsuz, farkında mısınız?

Vapurlarımız dahi önce açık alanlarını, balkonlarını kaybetti, kutuya benzedi, neyse ki tepkiler üzerine gelecek “yeni vapurlar” iptal edildi. Bu tercihler mevsimi bu kadar yumuşak bir ülke için çok acıklı.

Mesela şehirlere yakışan düzgün, çekici, şık, kişilikli meydanlar, sanat merkezleri filan, bunları zaten söylemeye gerek yok, hepsinin hasreti içindeyiz.

Belediye başkanı adayları, böylece benim oyum için hangi vaatlerle geleceğinizi artık anladınız, planları projeleri bekliyorum!

 

X