"Gülse Birsel" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Gülse Birsel" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Gülse Birsel

Bayramın kanununu, yazsam yeniden

Hukuki tarzda değil, ‘aşkın kanunu’ gibi bir ifade bu. Gelecek bayramlar için hayal ve toplumdan talep ettiğim müstakbel bayram alışkanlıklarımızı sıraladım. ‘Eski bayramlar ne güzeldi’yi bırakıp, ‘yeni bayramlar nasıl olsun’a her zamankinden çok ihtiyaç duyduğumuz günlerdeyiz zira...

- Bayramlarda yazlığa kaçılıp güneyde inzivaya çekilinmesin. Bilakis karargâhta kalınsın ve bayram ziyaretçisi akınlarına hazırlıklı olunsun. Bu ekip, bayram tatilcisi akınlarına tercih edilir, inanın. Bayram haftası mangal tahtası sanılmasın, iki yüzüp bir mangal yapacaksınız diye ana baba eş dost akrabanın kalbi kırılmasın!
- Bir sonraki, bayramımı kutlamak için mesaj atanların bari yüzde 30’unu gerçekten şahsen tanıdığım bir bayram olsun!
- Apartmanda biri seri katil çıkınca, komşuların, basına “Sakin biriydi, çok şaşırdık” diyerek aslında “Orada kim oturuyordu hiç bir fikrimiz yoktu” demek istedikleri bayramlar bitsin. Komşuların birbirini harbiden tanıdığı, çoluğunu çocuğunu, ihtiyaçlarını, yoksunluklarını bilip yardım ettikleri bayramlar olsun. Hatta komşunun gelininin önceki manitasına kadar bilelim, bayram sohbetleri şenlikli olsun.
- Şimdi alışveriş festivalleri düzenleniyor ya. Bayram bir ‘ziyaret festivali’ olsun. Sabahtan geceyarılarına kadar ev ev gezilsin. Bayramın gününe ve yaşa göre, isteyen de evde seans seans misafir beklesin. 3 gün 3 gece sosyalleşme bir çılgınlık gibi yaşansın! Alışveriş festivallerinden çok daha küçük bir bütçeyle, günlerce eğlenilsin.
- Şeker Bayramı olsa da, ikramların baklava, çikolata, şekerleme dışına çıktığı, şekerkamışı ve mısırşurubu üreticileri için bir yükseliş dönemi olmayan bayramlar yaşansın. Kahvenin yanında diyabet ve obeziteyi filizlendirmeyen ikramlar tercih edilsin. İnsülin bayramı olmasın!
- Oruç tutmayanların dövüldüğü, bıçaklandığı haberlerinin, haber sıkıntısında yer doldurmak için kullanılacak kadar sıradanlaşmadığı bayramlar gelsin. Bu haberlerin ünlülerin selülitli fotoğrafları gibi normal karşılanmadığı, önemli gündem maddesi olduğu, sorumluların en ağır cezayı aldıkları, bu olayların kırk yılda bir ve ‘ağız dalaşı’ boyutunda yaşandığı bayramlar olsun.
- Kimsenin “Ramazan Bayramı mı, Şeker Bayramı mı demek lazım” diye tartışmadığı, “Şeker” diyenlerle “Ramazan” diyenlerin (eskiden olduğu gibi) hangi bayramın kast edildiğini anladıkları, bunun yettiği, birbirlerini düşman görmedikleri bayramlar olsun.
- Bütün bunlar hızlıca olsun, hayat bayram olsun!

Yaz dizilerine sebil senaryo hizmetim


Baktım ki aaa bütün kanallarda aynı dizi oynuyor! Neden sonra azıcık dikkat edince, kızların saç renginden hepsinin farklı bir yaz dizisi olduğunu kavradım. Aşağıda yaz dizisi yapımcıları için sebil senaryo bulunmaktadır.


TV projelerinde bütçeler gittikçe düşüyor. Bu şablondan faydalanıp az daha indirin maliyetleri, ne olacak yav. Sektöre hizmetim olsun. Şöyle başlayın hikâyeye:
1-Oğlanın başında bir bela vardır. (Mafya, töre, borç, zengin ve otoriter babası, ırz düşmanı akrabası olabilir.)
2-Ve/veya: Kızın başında bir bela vardır. (Mafya, töre, borç, zengin ve otoriter babası, ırz düşmanı akrabası olabilir.)
3-Oğlanla kız önce birbirlerinden nefret ederler. Özel bir sebep bulmaya filan gerek yok. İkisinden birinin diğeri tarafından şımarık, çirkin vs. bulunması, sonra “Ay meğer hiç öyle biri değilmiş”in anlaşılması yeterli. Yaz dizisi sonuçta amaan, siz mi kurtaracaksınız televizyonu anacım?
4-Bu birbirine çok gıcık olan çok yakışıklı oğlanla feci güzel kız, ikisini de belalarından kurtaracak bir sebepten dolayı mecburen (veya saçma bir tesadüf eseri) yanyana düşmek ve birbirlerine tahammül etmek zorunda kalırlar.
5-Tahammül ederlerken bittabi âşık olacaklar, dev belalarla savaşırken öte yandan nedense aşklarındaki salakça problemleri dert
edeceklerdir.
6-Her bölümü şöyle planlayın: Salakça aşk problemleri 30 dakika tutar. Romantik konuşmalar, romantik günbatımlı fonlarda müzikaltı bakışmalara 20 dakika deyin. Belalarla ve tiyatrocular tarafından oynanan kötü karakterlerle savaşma bölümlerine 10-15 dakika verin. Kötü kalpli karakterlerin gerçekdışı aşırı derli toplu ofisler veya havuzlu villalarda entrika kurma sahneleri 10 dakika. İki gencin entrikalardan arabayla kaçma, motorsikletle hız yapmaları filan 15 dakika tutar. Şiveli ve hep şaka yapan bir veya birkaç köylü karakterin ‘komedi’ bölümlerine 10 dakika yeter. (Hatırım için daha fazla olmasın.) Eh jenerik filan derken 100 dakikayı buldunuz!
7-100 dakikayla dört kuşak reklamı aldınız, kanal maliyeti çıkarttı. Gençler yetenekliyse, eylülde zam alır diziyi kışa taşır, ekmeğinize bakarsınız. Kız veya çocuk oyuncu değil kazma çıkarsa, çifti hızlı hızlı öpüştürüp, nişanlayıp, kıza hamilelik, çocuğa intihar teşebbüsü filan yazıp, onüç bölümü tamamlayın, sakalınızı alın çıkın.
Sektöre bu iyiliğimi de unutmayın...

X