Aramızda bir sürü nanköööör var!

Aile içi şiddette kadınla erkeğin arasına polis, avukat, psikolog girmesin, müteahhitle inşaatı arasında mimar parazit yapmasın, katille maktulün özel iletişimine müdahil olmayalım, doktorların ise mikroplarla arama girmesi bence tamamen virüs dünyasına bir komplo! Çekilin aradan!

Haberin Devamı

Adalet Bakanı Bekir Bozdağ şöyle dedi: “Aile içi şiddette ve kadınla erkek arasındaki uyuşmazlıklarda devletin polisiyle, askeriyle, hâkimiyle, psikoloğuyla, sosyal çalışmacısıyla, uzmanıyla kadınla erkeğin arasına bu kadar girmesi ne kadar doğru?”

 

Buradan akıl yürütme yoluyla yepyeni bir devlet, hatta dünya modeli çıkarabiliriz. O denli vizyonu geniş bir söylem.

 

Mesela, devletin katille maktul arasına girmesi ne kadar doğru? Herkes eceliyle mi ölecek illa? Cinayete engel olmayı kadere karşı gelme olarak değerlendirme imkanı verebilir bu bakış açısı. Çok zihin açıcı kanımca.

 

Bak aklıma geldi. Misal doktorlar da bir kendine gelsin! Hastalığımla arama girmeleri ne kadar doğru? Belki o mikrobun bir mesajı, bana anlatmak istediği bir şeyi var?

 

Haberin Devamı

Öğretmenlerin de çocuklarla bilgi arasına girmemesi lazım. Koyun ortaya kitapları, daha da ilişmeyin.

 

Bakalım ne yapacaklar. Okuyan okur, okumayan sağlar bizimdir. Zorlamayın. Zira mesela dinde zorlama yoktur. Yok din dersleri için zorlayabilirsiniz, onu demiyorum.

 

Ama her çocuğun, mesela matematik öğrenmesi şart mı? Hesap makinesi diye bir şey var hocam. Herkes allame mi olacak illa ya?

 

Bize inşaat işçisi de lazım, maden işçisi de...

 

Sonracıma kot taşlama işleri de var?

 

Bize bilgiyle kafası fazla karışmamış, dimağı beyaz bir sayfa gibi duran, ferah beyinli kalabalıklar lazım!

 

İnşaat deyince, aklıma geldi... Şahsen oldum olası inşaat projeleriyle müteahhitlerin arasına mimar ve mühendislerin girmesini tuhaf bulmuşumdur.

 

Haberin Devamı

Adamın zaten mimarsız mühendissiz olarak da yaptığı işe sen niye müdahil olup işi karıştırıyorsun beyefendi? Belediye bile karışmıyor çoğu zaman.

 

Müteahhit özgür ruhunun, yüreğinin peşinden gidiyor, istediği kadar kat çıkıyor, kolondan kirişten arınmış modellerle deneysel takılıyor, coşkuyla balkonlar serpiştiriyor.

 

Girmesenize siz araya!

 

Aynı şekilde, örneğin polisin de, hırsızla ev arasına girmemesi lazım galiba. Hırsızın hiç mi suçu yok derler ama bence ev de bir tık suçlu sanki. Ne bileyim, onun da bir güvenlik elemanı, bir alarmı olsaydı.

 

Hırsıza gel gel demeseydi. Gece öyle karanlık karanlık ve bomboş durup hırsızı tahrik etmeseydi di mi efenim? Ayrıca soyulan evlerde hiçbir direnme emaresi görünmüyor.

 

Haberin Devamı

Bence evin rızası olabilir. Hırsızla daha önceden bir flört, çapkın bakışmalar filan yaşanmış olabilir. Polisin araya girmesi ne kadar doğru?

 

Esasında bana sorsanız bankacılar da paramızla aramıza girmesinler. Paralar evlerde kasalarda saklansın. Gelen hırsızlar için de, rızası olan ev için de büyük kolaylık olur.

 

Hatta parayla birlikte kasayı da götürmeyi başarırsa, söz konusu hırsız vatandaşımızın, belki evde paraları sayarken “Çay içer misin” deyip kafasını karıştıran karısının ağzına ağzına kasayla vurma imkânı da olur.

 

Ve işte...

 

Eğer o anda, bir polis, bir hâkim, bir psikolog, bir uzman, bu aşk böceklerinin arasına girmeye kalkarsa, vallahi alınlarını karışlarım! Belki böyle bir entim iletişim yöntemleri, ne bileyim fantezileri filan var kardeşim? Size ne? Araya girmeniz ne kadar doğru?

 

Girmeyin!

 

Haberin Devamı

Yazımı ozan Serdar Ortaç’ın sözleriyle bitiriyorum:

 

Aramızda bir sürü düşmaaan var
Sürü nanköööör var
Ve bakan köööör var...

 

Not: Birkaç projenin çekim günleri ve bir yurtdışı gezisi, Murphy kanunları gereği boncuk gibi ipe dizilip arka arkaya gelince, mecburen yıllık iznimden bir bölüm kullanıyorum. 20, 24 ve 27 Nisan’da Hürriyet ve Hürriyet Pazar’da yazım olmayacak. Panik yapmayın ve ben yokken gazeteye mukayyet olun. Sevgi, saygı...

Yazarın Tüm Yazıları