"Gülse Birsel" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Gülse Birsel" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Gülse Birsel

Abbas’ın sarayına Özkes gidecek mi?

Adamcağız ziyarete geldi...

Dünyanın en büyük, en gösterişli Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nda karşılandı.
Eski Türk devletlerini temsilen kostümlü askerlerin merdivenlere dizildiğini gördü.
Sarayın ihtişamı, gez gez bitmedi...
E o da koskoca bir devlet başkanı. İnceden komplekse girmez mi? “Bir bunlara bak, bir bize” diye ezilmez mi? “Benim bir dikili ağacım yok” demez mi?
Ve Filistin devlet başkanı Mahmut Abbas Batı Şeria’da 13 milyon dolara saray yaptırdı!
Bence kesin bizim yüzümüzden!
Ha, 13 milyon dolara İstanbul’da yalı bile alamazsın. Deniz manzaralı villa belki. Ama malumunuz emlak piyasasında en önemli kriter “Lokasyon”dur. Ve maalesef İsrail’in zulmü yüzünden Batı Şeria dünyanın popüler bir bölgesi değil! Aynı İsrail’in aynı zulmü yüzünden ilk bakışta çok popüler görünüyor o ayrı. Dünyanın alan başına düşen nüfus açısından en yoğun bölgelerinden biri. Sınırlar daraltıla daraltıla insanlar el kadar yerde sıkıştığı için, mecburen!
İslam Konferansı Örgütü üyesi 57 ülke arasında, zenginlik listesinde, Türkiye, GSMH’ya göre ilk sıralarda. Filistin ise 57. Yani sonuncu!
Bu sefalet göz önüne alındığında devlet başkanlığı sarayı için 13 milyon dolar bile israf mıdır? Ben sıkıldım bu pahalı saray muhabbetinden. Azıcık da Filistinliler tartışsın. Veya İhsan Özkes bir gidip baksın, analiz etsin! Ama bir kerede fikrini söyleyecek! İsraf mı? Sünnetten emareler mi var? Emin mi? Son kararı mı?


Troll’lük zor zanaat!

“İşte benim stilim” tekrar başladı. Görülüyor ki geçen sene “Yıkılıyorr” diye tezahürat alan bir aksesuvar, bu yıl baştan yapılıyor! Zira kısacık zamanda “Demode” kategorisine girivermiş. E modayı takip etmek zordur.
Türkiye’deki siyaseti takip etmek ise daha zor. Çünkü algılar, ve neyin “siyaseten doğrucu” olduğu daha ani yön değiştiriyor.
Bir aralar muhalif herkesi “Darbeci” ilan etme modası vardı. Ergenekon, Balyoz gibi operasyonlara hafif şüpheyle yaklaşana “Postal yalayıcı” diye bağırılıyordu.
Sonra “Paralelci” dönemi geldi. Hakim görüşlere katılmayan herkes ucundan kıyısından paralelci, cemaatçi filan ilan edildi. Bunlar, zaman zaman bizatihi o gruplar tarafından hayatı karartılan, onlarla fikren taban tabana zıt insanlardı üstelik.
Bir dönem çözüm sürecine dair soru soran, “Şehit ailelerinin acısını da unutmamak lazım” diyenlere “Barış düşmanı”, “Irkçı” diye bağırılıyordu.
Şimdi “Barış iyi şeydir” fikrinde olanlara, “Terörist, bölücü!” diye bağıranlar var.
Herkesin, bakış açısı, şüpheleri, siyasi görüş ve kızgınlıkları olabilir.
Ama rahatsız edici olan şu ki, bu her dönem birilerini parmakla gösterip bağıranlar, aşağılayıcı isimler takıp hakaret savuranlar hep aynı tipler!
Anlıyoruz ki troll’lük modadan daha zor bir iş.
Ajan provokatörlük, moda ajanlığından daha çok sürat istiyor.
Çünkü, her şeyden önce, moda bile bu kadar hızlı ve 180 derece değişmiyor.
İkincisi...
Kardeşim modanın bile ilkeleri var!


Kumar mı ihtimal hesabı mı?

“Ak Parti yeniden seçime gitmek istiyor, ne cesaret?”
“Küçük bir ihtimalle oyları azıcık artacak, nasıl bir kumar?”
“4 partili bir meclis olduğu sürece hiçbir şey değişmeyecek, niye boşuna masraf?”
Böyle diyoruz ya. Ufaktan uyanmaya başladım ben. Acaba kumar oynanmıyor da ihtimal hesapları yapılıyor olabilir mi?
Misal:
Bir ihtimal, HDP baraj altında kalırsa...
Küçük bir ihtimal, HDP seçim güvenliğini TSK’nın sağlaması olasılığında, protesto edip seçime girmezse...
En küçük ihtimal, Güneydoğu’da seçim güvenliği sağlanamıyor diye o bölgede seçim yapılmaz, genel sonuçlar ülkenin yüzde 60, 70’inin oyuyla belirlenirse...
Yani, meclis HDP’siz, üç partili bir meclis olursa...
O zaman aritmetik değişir. Ak Parti oyunu yükseltmese bile, milletvekili sayısıyla tek parti olacağı gibi, yüksek ihtimalle anayasayı değiştirip başkanlık sistemini getirecek gücü bile kazanır.
Mı?
İşte hep ihtimal hesapları bunlar...

X