"Gülse Birsel" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Gülse Birsel" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Gülse Birsel

2’nci Soğuk Savaş’ta da olan yine bize mi olacak?

NE dönüyor yav?
Suriye hem havadan hem karadan taciz ederken, Rusya ikinci kez hava sahamızı ihlal etti.
Tarafların görüşünü, benim gibi ne olduğunu anlamaya çalışan vatandaş için sokak jargonuna çevirip aktarıyorum:
Rusya: “Yanlış anlama olmasın koçum, sadece tesadüf! Bizim mekana gelin, oturup konuşup aramızda halledelim”.
NATO: “Yanlışlıkmış ha? He gülüm he! Kardeş ne tesadüfü, mahsus yaptılar! Sen bizi dinle, bizim bir gizli bildiğimiz var”!
ABD Savunma Bakanı: “Tepemizi attırmasınlar, tersimiz pistir”.
İçeride de demeçler muhtelif. Yine sokak diline tercüme edilmiş halleriyle:
Cumhurbaşkanı Erdoğan: “Rusya şaşırma, sabrımızı taşırma”.
CHP: “Ayıbediyonuz, bizi kaybediyonuz”.
HDP: “Ya birkaç saniyelik bir şey abicim, n’olcak ki? IŞİD’in, EL NUSRA’nın filan rahatı kaçtı diye işi büyütüyolla!”
Bu yazının yazıldığı saatlerde MHP’den bir açıklama gelmemişti ama muhtemelen “Akıllı olsunlar, kiminle dans ettiklerini bilsinler” gibi bir şey olurdu.
Benim yorumumsa şu: 2’nci Soğuk Savaş dönemine resmen girdik! Ve kaldık iki tarafın ortasında, görüyor musun sen? İlk savaş meydanı da Suriye, yani burnumuzun dibi, iyi mi?
İlk soğuk savaşta ülke ikiye ayrıldı. Millet sağcı solcu diye birbirini vurdu, ve sonuçta darbe oldu! Kimbilir bu defa başımıza neleer gelecek!
Sokak ağzına dönersek, anne babalarının Türk gençlerine verdiği klişe tavsiye, Türkiye için de geçerli: “Herkes kendini kurtarır, olan yine sana olur!”

‘Bireysel başvurunun tadını kaçırdınız!’


AK Parti’nin seçim beyannamesinde aşağı yukarı bu manaya gelen bir madde var. “Bireysel başvuru hakkının Anayasa Mahkemesi’ne getirdiği aşırı iş yükü dolayısıyle bu uygulamanın gözden geçirileceği” belirtiliyor!
Yani niyet, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi yerine Anayasa Mahkemesi’ne yapılan bireysel başvuru hakkının belki de kaldırılması!
Mesele burada “İş yoğunluğu” mu, yoksa “Şimdi biz demokratik bir şey yaptık ama aşırı demokratik oldu galiba, birazını geri alalım” düşüncesi mi bilmiyorum.
Ama 2013’te 10 bine, 2014’te 21 bine yakın bireysel başvuru yapılmış. Bu da memlekette adalete güven ve insan haklarının ne fevkalade bir durumda olduğunu anlatıyor!
Partinin, başvuru hakkını kaldırmaya yeltenmek yerine ülkedeki bu eğri büğrü vaziyeti düzeltmesi lazım.
Ama neremiz doğru ki...


Vekillik tahminimden ballı çıktı!


10 GÜN önce “Bu yazı mebus olarak geçirmedim ya, ona yanarım” başlıklı bir yazı yazmıştım.
Yazıda 7 Haziran’da seçilen vekillerin kazandığı avantajları anlatmış ve maaşlarını, yaptıkları mesaiye bölünce günlük 1360 TL kazandıklarını iddia etmiştim. Yanılmışım, özür diliyorum! Hürriyet araştırmış. Kısa dönem vekiller toplam 31 saat genel kurul mesaisi yapmışlar. Bu da saat başına 3500 TL kazanmışlar demek!
Türkiye’de iyi bir avukatın saatlik danışma ücreti 600 TL civarındadır.
Çok iyi bir doktor bir saatlik muayene için 300-800 TL civarı kazanır.
En şaşaalı sektöre gidelim. Müthiş reyting yapan ve üçüncü sezonuna gelmiş bir dizinin ünlü başrol oyuncusunun 40 bin TL haftalık aldığını, haftada 5 gün ve günde 8 saat çekim yaptığını düşünelim. Saati 1000 liraya gelir.
Yukarıdaki örneklerin en başarılılarının bile bu bolluk ve bereketi ortalama senenin 7-8 ayı filan yaşadığını, ve ücretin üzerinden çok yüksek gelir vergisi kesildiğini de ekleyelim.
Araştırdım ve vekillerle saatlik ücret açısından rekabet edebilecek tek meslek grubu buldum: Assolistler! Onlar da sadece bayram ve yılbaşı geceleri!
Niye aday olmadım geçen seçimde? Ah kafam!

X