Yunus Emre insanlığa armağandır

Gülben Ergen, Ankara Müzik ve Güzel Sanatlar Üniversitesi rektörü Prof. Dr. Erol Parlak ile bir araya geldi. Bugün gerçekleşecek “Yunus Dilinden” konserinin detaylarını ve bu projeyi konuştu.

Haberin Devamı

“Yunus Dilinden” adıyla bir konser davetiyesi alıyorum... İçeriğini öğrendikten sonra yolum Ankara’ya, olağanüstü bir özenle hazırlanmış, dünyada örneği az görülebilir bir müzik ve güzel sanatlar üniversitesine varıyor… Burası, Ankara Müzik ve Güzel Sanatlar Üniversitesi… Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatı ile açılacak.
İlk öğrencilerini
ise eylül ayında almaya hazırlanıyor. Bugün Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde Ankara Müzik ve Güzel Sanatlar Üniversitesi rektörü, kıymetli müzisyen Prof. Dr. Erol Parlak’ın 4 senedir üzerinde çalıştığı projesi “Yunus Dilinden”in konseri var.
Yaşam felsefesini Allah ve insan sevgisi üzerine kurmuş bir ozan Yunus Emre… Ve bugün Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde Yunus Emre’nin o eşsiz dizeleri Prof. Dr. Erol Parlak’ın besteleriyle bir kez daha hayat bulacak. Erol Parlak ile hem “Yunus Dilinden” projesini hem de Ankara Müzik ve Güzel Sanatlar Üniversitesi’nin detaylarını konuştuk…

Haberin Devamı

Yunus Emre insanlığa armağandır
Fotoğraflar: Rıza ÖZEL 

Müziğe olan sevdanız nasıl başladı?
- Müziğe çok küçük yaşlarda başladım. Ailemizde müzisyen yoktu. Kafkasya kökenli bir ailenin çocuğuyum. O bölgede âşıklık geleneği vardır. Uzak akrabalarımızdan biri âşıkmış ama ben hiç sesini duymadım.
Sonra müziğe ilgi duymaya başladım. İlk kez Neşet Ertaş’ın sesini dinledim. Daha yolun başındayken en doğru aşı o olmuş benim için.
Ankara’da büyüdüm. Hem de bütün o Anadolu’dan gelen ozanlar ve üstatların olduğu dönemlerde... Müzik piyasasının ilk şekillenişi Ankara’dır. Radyolar da Ankara’da biçimlendi.
Bütün üstatlar Hamamönü, Samanpazarı bölgesindeki saz atölyelerine gelirlerdi. Çocukken orada bütün büyük üstatları birebir canlı dinledim. Neşet Usta zaten o dönem zirvedeydi. Herkesi etkiliyordu. Bu bizde çok kalıcı bir arka plan oluşturdu. Okulumu çok başarılı bir şekilde tamamlamama rağmen müzikten başka hiçbir şeye yönelmedim. İyi ki de yönelmemişim. Sonrasında da konservatuvara devam ettim.

◊ Hangi konservatuvarda eğitim aldınız?

- İstanbul Teknik Üniversitesi Türk Müziği Devlet Konservatuvarı’nda eğitim aldım. Ankara’dan 35 yıl önce konservatuvar için ayrıldım. Şimdi de 35 yıl sonra geri döndüm.

◊ Neşet Ertaş’la ilgili bir kitap yazmıştınız... Bize Neşet Ertaş’ı nasıl anlatırsınız?

- Neşet Usta’yı herkes çok güzel sesi, sazı, türküleri, yanık avazı olan biri olarak tanır.
Bana göre Neşet Usta ve onun gibiler bu dünyaya insanlığının ruhunu arındırmak, edebini, irfanını yükseltmek için gönderilen az sayıdaki insanlık velileridir.

◊ Sizin için ilk cümlesi insan sevgisi mi ya da hoşgörü müdür?

- Hepsi... Sevgi, saygı ve hoşgörü... Bu üçünün üzerine oturan, binlerce yıl önce Yunus Emre’den akıp gelen, Anadolu’da Yunus’la filizlenip zirveye ulaşan bir insanlık ışığı. O ışığı ben Neşet Usta’da da gördüm. 21. yüzyılda bir Yunus görmenin heyecanını da yaşadım. 21. yüzyılın simasına bürünmüştü kılığıyla, kıyafetiyle ama içinde bir Yunus vardı. Sanat cevheri o kadar yüksekti ki onu çok güzel bir avazla, çok güzel bir dille ve ezgilerle bize aktardı.

◊ Çocuğunuz var mı?

- İki çocuğum var. Biri 27 diğeri 18 yaşında.

◊ Günümüz müziklerini dinlediklerinde onları eleştiriyor musunuz?

- Eleştirmiyorum. Çocukları kınamamak lazım. Çağımızda çok fazla akıl çeldiriciler var. Bu korkunç kapitalist süreç bütün enstrümanlarını o kadar ağır bir şekilde kullanıyor ki biz de onların çağında olsak onlar gibi olacaktık. Sadece biz farklı bir döneme denk geldik. Çocuklar farklı bir dönemi yaşasalar da ruhlarının değişmeyeceğini düşünüyorum.
Bir dönem farklı şeyleri takip ediyorlar ama sonra akıl, muhakeme ve yaşadıkları toplumun güzel değerleri onları belli bir noktaya çekiyor.
Kızımın üstün bir müzik yeteneği var. Çok farklı müzik türlerini dinledi. Rock da buna dahil. Ama ozanların, üstatların ve değerlerimizin kıymetini çok iyi biliyor. Demek ki sabırlı olmak, çok üstüne düşmemek lazım. Yoksa tepebilir. Şiddet ve uyuşturucu çağrıştıranlar hariç, müziğin tümü güzellik, aşk kaynaklıdır.
Biçimi ve dili ne olursa olsun aslında hepsi aynı şeyi söylüyor. Yeter ki aşkla yapılmış olsun.

Haberin Devamı

Yunus Emre insanlığa armağandır
 

Neşet Ertaş’ın içinde binlerce yıllık bir kültür var

◊ Rektör olmayı hayal ediyor muydunuz?
- Hayal etmiyordum. Hayatım boyunca makam ve mevkiden kaçtım. Benim sevdiğim tek makam gönül makamıdır, biraz kürdi biraz da hüseyni... İşin latifesi bir yana ben müzisyenim. Bir gönül dünyamız, bir çerçevemiz var kendi içimizde. Ben onun içinde yaşamaktan çok mutluyum. Yöneticilik bambaşka. Bunları etkileyen, biraz geriye atan ve ihmal etmenize neden olan bir şey.
O nedenle ben hiçbir zaman yönetici olmak istemedim.

◊ Peki, rektörlük süreciniz nasıl oldu?
- 2016 yılında Cumhurbaşkanlığı sözcüsü sayın İbrahim Kalın Hoca ile tanıştık. Hem bilimsel hem de sanatsal çalışmalarımı takip edermiş. Benim ilgili güzel şeyler söylediği kulağıma gelirdi. Ama tanışma fırsatımız olmamıştı. 2016 yılında bir vesile ile tanıştık ve kendisine hayran kaldım.
Neyim var neyim yok her şeyi biliyordu. Tanıştığımız dönemde Londra’ya gitme durumum vardı. Orada bir üniversiteyle görüşmüştüm. Bizim müziğimize bir kürsü açacaklardı.
Ben de o kürsüye gidecektim.
İbrahim Hoca’yla konuştuğumuzda Londra’dan bahsettim. Bana “Hayır hocam, böyle bir şey yapamazsınız, siz burada olmalısınız” dedi.
Daha sonra bu zamana kadar yaptığım çalışmalardan dolayı Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü’ne layık görüldüm. Ödül töreninde yaptığım teşekkür konuşmasında ülkemizde müzik konusunda neler yapılması gerektiğinden bahsederken bir müzik üniversitesinin kurulması gerektiğini söyledim. Müzik üniversitesi gerçekten gerekiyordu. Dünyada pek çok ülkede var. Ama kültür anlamında en zengin yer Anadolu ve dünyada bu alanda tanınmıyoruz.
Bu nedenle böyle bir üniversitenin kurulmasının çok yararlı olacağını vurguladım.
Konuşmam bittikten sonra sayın Cumhurbaşkanımızın yanına oturdum. Kendileri bana “Hocam üniversiteyi kuruyor muyuz?” dedi. “Büyük hizmet olur” dedim. Daha sonra kendileri konuşmaları esnasında “Müzik üniversitesini kuruyoruz” dediler.
YÖK Başkanı’na talimat verildi ve üniversite kuruldu. İbrahim Kalın Hoca ile üniversitenin yapısal planlamasını, vizyonunu, misyonunu, akademik yapılanmasını çalıştık.
Daha sonra da sayın Cumhurbaşkanımız rektör olarak beni atadı. Cumhurbaşkanımız Neşet Ertaş kitabımı okumuş ve İbrahim Hoca’ya “Bu hocamız kim? Nasıl olur da 16 yıl bir kitap çalışılır” diye beni sormuş.

◊ Neşet Ertaş kitabınız araştırmalarınızdan dolayı mı 16 yıl mı sürdü?
- Evet. Neşet Ertaş bir sima ama onun içinde can bulan, tarihin derinliklerinden akıp gelen binlerce yıllık bir kültür var. Neşet Usta için “Çok güzel sesi var, kimse onun gibi çalıp söyleyemiyor” derseniz oradan bir şey çıkmaz.
Anadolu’nun bütün inançlarının temelinde abdallık diye bir kültür var. Antropoloji, tarih, sosyloji ve birçok alana girmek zorunda kaldım. Birçok sempozyuma gittim. Çok sayıda mülakatlar yaptım. Bir de kaynaklar çok sınırlıydı. Neticesinde biyografi de yazacaktım ama abdallık nedir, abdallık yolu nedir gibi soruların cevabını vermem gerekiyordu.
Yunus Emre de bir abdal, Mevlana da öyle...

Haberin Devamı

Yunus Emre insanlığa armağandır
 

YUNUS EMRE ANADOLU’NUN İNSANLIĞA BiR ARMAĞANI

◊ Bugün Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde “Yunus Dilinden” adlı projenizin bir konseri olacak. Anlatır mısınız?
- 35 senedir hem bilimsel hem de sanatsal anlamla ulusal ve uluslararası etkinliklerde yer alıyorum. 20 albümüm ve yazmış olduğum kitaplar var.
Çok sayıda konser verdim.
Yaşım ilerledikçe daha farklı şeyler yapmak istedim.
Kendi bireysel profilim de şekillendi bu süreçte.
Nereden başlamalıyım diye düşündüğümde Anadolu’dan kainata yayılan insanlık ışığı, Yunus Emre’den başlamam gerektiğine karar verdim.
Yunus, Anadolu’nun insanlığına büyük bir armağanı. “Yunus Dilinden” 4 senelik bir proje. Yunus’u biliyoruz ama bütün şiirlerini yeniden okuyup bir seçki yaptım.
Yunus’u iyi anlamak lazım.
Yunus’in dizilerinden söylenen türküleri de tek tek inceledim. Yunus tekke müziğinde de var, sanat müziğinde de var, Anadolu müziğinde de var. Bunların içinden 3 parça seçtim. “Ben giderim yana yana” gibi çokça bilinen 3 eser var. 15 şarkının 3’ü anonim sadece. 12 tanesi de bizim bestelerimizden oluştu.
Albüm süreci başlamadan önce projeyi İbrahim Hoca (Kalın) ile paylaştım.
Sağ olsunlar takdirlerini söylediler. Geçen sene Haliç Kongre Merkezi’nde Çanakkale projesi yapmıştım.
Cumhurbaşkanımız Çanakkale Projesi’ni izlemeye gelmişti. Daha sonra üniversite ile birebir sayın Cumhurbaşkanımız ile görüştüğümüzde Çanakkale Projesi’ni çok beğendiğini söylerken İbrahim Hoca “Yunus Dilinden” projesinden bahsetti.
Cumhurbaşkanımız da “Yunus, külliyenin ilk konseri olsun” dedi. Böyle olunca ben süreci hızlandırdım.
Albüm süreci oldu.
Konserin aynısının albümü de olacak. İlk kez bugün davetlilerle paylaşacağız. Bu aynı zamanda Ankara Müzik ve Güzel Sanatlar Üniversitesi’nin ilk projesidir.
Ben kendi adımı geri çektim. Üniversitemizin adının duyulması çok önemli. O nedenle bu üniversitemizin projesidir.

◊ Orkestra Ankaralı müzisyenlerden mi oluşuyor?

- Neredeyse tamamına yakını bugün için İstanbul’dan geldi. 8 üst düzey vokalist bizimle olacak. Orkestra 35 kişilik.
Orkestramızı üniversitemizin rektör yardımcısı Prof. Dr. Turan Sağer yönetiyor.
Albümde Batı kısmının aranjelerini de kendi yaptı.
Bunun dışında Yunus döneminden çağrışımlar içeren dans gösterisi olacak.
Koreografiyi Ergün Işıner hocamız yaptı.
Ankara Olgunlaşma Enstitüsü muhteşem kostümler hazırladı.
Bir de bu gece sürpriz olarak dünyaca ünlü ebruzenimiz Garip Ay ebru ile video tekniğini birleştirerek Yunus’u yorumlayacak.
Hem müzik hem de görsel bir sahne etkinliği olacak.

Haberin Devamı

Yunus Emre insanlığa armağandır
Neşet Ertaş  - Erol Parlak

ÜNiVERSiTEMiZ iLK ÖĞRENCiLERiNi EYLÜL AYINDA ALACAK

◊ Okulunuz öğrenci almaya ne zaman başlayacak?
- Eylül ayında Müzik Bilimleri ve Teknolojileri Fakültesi’ni açmayı düşünüyoruz. Okulumuzda dört fakülte olacak. Bunlar; Müzik Bilimleri ve Teknolojileri, Müzik ve Güzel Sanatlar Eğitim Fakültesi, İcra Sanatları Fakültesi, Sanat ve Tasarım Fakültesi.
Üç fakülte tamamen müzik odaklı olacak. Sanat ve Tasarım Fakültesi’nde Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi gibi diğer okulların alanına çok fazla girmeyeceğiz. Resim, heykel, bale gibi bölümlere ağırlık vermeyeceğiz.
Daha çok geleneksel sanatlara; sinema, televizyon, fotoğrafçılık gibi alanlara yöneleceğiz.
Okulun sinema altyapısı çok güçlü. Bir enstitümüz ve meslek yüksekokulumuz da yine okulumuzun bünyesinde olacak.

◊ Okula alınma prosedürleri nasıl olacak?
- Müzik konusunda yetenek arayacağız. Öğrenciler üniversite sınavına girecekler.
Sonrasında okulumuzda iki aşamalı yetenek sınavına girecekler.
Sonrasında sınavı geçen öğrenciler istedikleri bölüme sevk edilecekler.

Haberin Devamı

Yunus Emre insanlığa armağandır

Yunus Emre insanlığa armağandır

SON 24 SAATTE YAŞANANLAR

 

  

Yazarın Tüm Yazıları