"Gülben Ergen" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Gülben Ergen" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Gülben Ergen

Kalbimizi koyduk bakın neler oldu

Voleybol oynayamadığı için mutsuz olduğunu söyleyen Zuhal o çok istediği voleybol sahasına Türkiye Voleybol Federasyonu sayesinde kavuştu.

TARLABAŞI ÇOCUKLARIYIZ FİLENİN SULTANIDA OLURUZ

Tarlabaşı Toplum Merkezi Hürriyet-Kelebek yolumun ilki... İç donanımı çoğu yetişkinden daha yukarıda olan birçok çocukla konuştuk. Sonra malum bir süreç başladı. Minik bir ses kayıt cihazına kaydettiğimiz sohbetimizi Ece (Emre) ile yazıya döküp bir güzel harmanlamak... Öncelikli yerleri daha da okunur hale getirmek… Fotoğrafları seçmek… Kalbimizi koyduk bakın neler oldu

Sayfaya yerleştirmek ve röportajın kaderini belirlemek... Nedir o? Manşete çıkacak cümleyi içeriden cımbızlamak. Yılların gazetecilerinin en iyi bildiği, benim yeni yeni öğrendiğim önemli bir detay.
Yıllardır çok sevdiğim röportajlarım sırf bu başlık algısı yüzünden heba oldu. Bazılarında da tam tersi gönlüm ihya oldu…
Tarlabaşı Toplum Merkezi’nde tanıdığım; kırmızı saçlı, beyaz tenli, yürek gözlü, az da çilli Zuhal’in bir cümlesini taşıdık manşete: “Gülben Abla Söyle Onlara Voleyboluma Karışmasınlar” Gülben Abla bir iPad’imiz olsa değil…
Devlet bize yardım etsin de değil... Kendi başının çaresine bakar Zuhal! Okuluna gider. Mahallesinin tüm yorgunluğuna inat, bir güneş gibi açar Tarlabaşı’nda Zuhal.
O gün voleybol oynamayı ne kadar çok istediğini şöyle anlamıştı bana: “Yırttılar bir filemiz vardı. Okuldan dönünce oynardık. Annem bile korkardı, gitme başına bir iş gelir der oldu”.

Kalbimizi koyduk bakın neler oldu
17 Şubat 2016

 

ZUHAL SEN BiR KAHRAMANSIN

Sokağa girer girmez okulun bahçesinde göz göze geldim Zuhal’le. Onun kırmızı yanaklarını öpüp “Sen bir kahramansın biliyorsun değil mi bunu” dedim. Boğazımda koca bir tokmak…
Üzerinde okul forması. Yüzünde şaşkın ifade. Yüzlerce çocuk çığlık çığlığa! Voleybol fileleri oldu! İşe yarar hissediyorum kendimi! Ece ile bakışıyoruz, iyi ki geldik Tarlabaşı Toplum Merkezi’ne diye! İyi ki kocaman yazdık. İyi ki bizi okudular! İyi ki bu gençler sevindi! Tüm sporcularla voleybol oynadık... Vurduk topa! Yokluklara, haksızlıklara, her şeye rağmen sadece “topa” vuran çocuklarımız “spor” için haykırdılar. Sanki olimpik havuz yapıldı!
Sanki helikopterle tepesine indik!

Kalbimizi koyduk bakın neler oldu

ÇOK MUTLUYUM

◊ Sururi Ortaokulu 8.sınıf öğrencisi Zuhal Aslan:
“Bu kadar çok sahayı, milli oyuncuları, federasyon yetkililerini görünce çok şaşırdım. Bu kadarını beklemiyordum. Çok şaşkınım. Çok mutlu oldum ve biraz da utandım. Annem röportajdan sonra bana hak verdi. Şimdi okulda daha çok voleybol oynayabileceğiz için çok mutluyum.”

Kalbimizi koyduk bakın neler oldu

 

VOLEYBOL OYNAMAK İSTEYİP OYNAYAMAYAN ÇOCUK VARSA BİZ ORADAYIZ

◊ Türkiye Voleybol Federasyonu Başkanı: Özkan Mutlugil:
“Haberi okuyunca çok şaşırdık. İstanbul’da voleybol oynamak isteyip de oynayamayan çocukların olduğunu bilmiyorduk. Bizim görevimiz mümkün olduğunca fazla çocuğa ulaşıp çocukları voleybola ve spora kazandırmak. Voleybol çok kolay oynanan bir spor. Hepimiz ilk voleybolumuzu çocukken pikniklerde oynamışızdır. Voleybol her yerde oynanabilecek çok iyi bir spordur. Takım sporu olduğu için paylaşmayı da öğreten bir spordur. Özellikle 6-12 yaş arasındaki çocukları voleybola kazandırmak istiyoruz. Tarlabaşı’nda çocukların sosyalleşebileceği çok mekanlar yok. Bu yüzden okulları ve okul bahçelerini daha efektif kullanmalıyız.

Kalbimizi koyduk bakın neler oldu
24 Şubat 2016

KOLLARI OLMAYAN BiR ÇOCUĞUN TEK  BAŞINA KAYDIRAKTAN KAYMA MUTLULUĞU 

Bağcılar Belediye Başkanı Lokman Çağırıcı, Muhammed’in özgürce kayabilmesi için kaydırakları değiştirtti. 

Kalbimizi koyduk bakın neler oldu

Bağcılar Belediyesi Engelliler Sarayı’nda tanıdığım yakışıklı Muhammed’in tek dileğiydi kaydıraktan kayabilmek... Bu istediğini herkes duysun diye atmıştık bu başlığı: “Gülben Abla söyle onlara kaydırakları değiştirsinler”...
Muhammed’in iki kolu doğuştan yok.
O bir ressam... Ayak parmaklarının arasına aldığı fırçası ile kendi renklerini yapan, temalarını belirleyen, tuvallerinde sanatını konuşturan bir dev o...
Sayfamızda annesi ile kendisinden, tablolarından, yaşama bağlılığından bahsetmiştik. Bağcılar Belediye Başkanı Lokman Çağırıcı bizi okudu.

Kalbimizi koyduk bakın neler oldu

Sosyal medyadan bana “Muhammed’in istediği o kaydırağı yapacağız” sözünü verdi.
Bekledik...
Çok kısa bir sürede bana kaydırağın videosunu gönderdi. Bakın Muhammed’in sesinin duyulmasının sayesinde kendisi gibi engelli yaşıtlarının da bir hayalini gerçekleştirmiş olduk. “Buyrun gelin, kendiniz görün” dediler.
Uçtum!
Benim küçük sanatçı dostum, engelini unuturcasına, merdivenleri rahatça çıktı ve o çok istediği kaydırağından kaydı... Annesi ve kardeşleri de geldi. Aslında hak ettiği şeye kavuştu Muhammed ama onun gibi bedensel zorluğu olan tüm yaşıtlarına bir umut oldu belki bu sevinci.
Annesinin yüzüne yerleşen gülümseme bir ömre bedeldi. Oğlunu istediği şeyi kendi başına yaparken gören her annenin mutluluğu gibi.

Kalbimizi koyduk bakın neler oldu
Kaydırağın renklerini Muhammed seçti. Fenerbahçeli olan Muhammed kaydırağın sarı-lacivert olmasını istedi. 

HERKESE TEŞEKKÜRLER

GÖNÜL ÖRGÜLERiMiZ GÖNÜL RENKLERiMiZ OLDU

Hürriyet, Nako ve Kızılay işbirliği ile başlayan Gönül Örgüsü kampanyası çerçevesinde toplanan gönül örgüleri sahiplerine ulaştı.

Kalbimizi koyduk bakın neler oldu

Kızılay ile Hürriyet- Kelebek’in birlikte yürüttüğü Gönül Örgüsü kampanyası geçtiğimiz ay sonlandı. Bana da kampanya başında verdiğim sözü tutmak ve “gönül örgülerini” sahipleriyle buluşturmak kaldı.
Yine yollardayım… Bu kez yolum Sultanbeyli Yıldırım Beyazıt Okulu’na…
Orada Kızılay Derneği’nin yöneticileri ile buluşup eğitimlerini sürdüren Suriyeli ve ihtiyaç sahibi çocuklara bağışla gelen örgüleri dağıtacağım.
Ardında da Kızılay’ın Sultanbeyli’de Suriyeli mülteciler için açtığı toplum merkezini ziyaret edeceğim.
Okula giriyorum. 5-B sınıfında beni bekliyor öğrenciler. İçlerinde Suriyeli de var Roman da Türk de. Hepsi merakla ne dağıtacağımızı bekliyor.
Kimi paketten bere çıkıyor kimisinden atkı. Kimisi atkısının rengini beğenmeyip arkadaşıyla pazarlığa başlıyor değişmek için.
Hepsinin ortak noktası gözlerindeki umut... Nasıl umutla parlıyor o gözler… Ülkesini terk etmek zorunda kalan Suriyeli bir çocuğun bakışı da, ailesi çadırda yaşayan Roman kızın bakışı da aynı...
Türk öğrencilere soruyorum: “Suriyeli arkadaşlarınızla aranız nasıl?”
“Çok iyi, artık iyice kaynaştık, onlar yavaş yavaş Türkçe de öğrenmeye başladı” diyorlar.
Kaynaşmalarının bana verdiği mutluluğu anlatamam…
Okulda dağıtımımızı tamamladıktan sonra Kızılay’ın toplum merkezine gidiyoruz.
Burası dertlerini anlatamadıkları için zorluklar yaşayan Suriyeli mültecilere nefes olmuş. Kimisi Türkçe öğreniyor, kimisi dikiş-nakış kursuna gidiyor. Kimi anne çocuğunu anaokuluna bırakıyor. Çalışanların bir kısmı Suriyeli. Diğerleri ise
Arapça biliyor.
Burada ayrıca bir doktor da onlara tüm gün hizmet veriyor.
Gönül örgülerini dağıtıp oradan ayrılıyorum… “Gönül Örgüsü” kampanyasına D&R ve Kızılay’la birlikte gelen bağışın 60 bine yakın olduğunu öğreniyorum. Destek veren herkese gönülden sonsuz teşekkür…

TÜRKİYE HALKI BÜYÜK BİR MİSAFİRPERVERLİK GÖSTERDİ

◊ Kızılay Genel Başkanvekili Dr. Kerem Kınık:
“Kızılay olarak ‘Gönül Örgüsü’ projesini Hürriyet Kelebek ile birlikte başarıyla yürüttük. Kelebek bu kampanyayı popülerleştirerek kamuoyuna taşımış oldu. Bizim Türkiye genelinde 690 şubemiz var. Çok yoğun bir katılımla insanlar ördükleri veya satın aldıkları ürünleri getirerek bu projeye destek oldular. Türkiye halkı büyük bir misafirperverlik örneği gösteriyor. Toplumda ciddi bir duyarlılık olduğunu düşünüyorum. Şu an üç tane toplum merkezimiz var. Biri sizin gezdiğiniz Sultanbeyli, diğerleri Konya ve İstanbul’da. Yaklaşık 200 bin Suriyeli çocuk Türkiye’de dünyaya geldi. Toplum merkezlerimiz uyum odaklı çalışmalar yürütüyor. Türkçe, psiko-sosyal destek, mesleki kurslar ve sağlık hizmetleri alanlarında Suriyelilere destek vermeye devam ediyor ve edecek. Kızılay’a 2868’e SMS göndererek 10 TL bağışta bulunabilirsiniz.

Kalbimizi koyduk bakın neler olduNewborn Boutique Mariposa organik pamuk iplikten el örgüsü hırka, yelek, battaniye ve patiklerle kampanyamıza destek oldu.

Kalbimizi koyduk bakın neler olduGönül Örgüsü’ne bir destek de Bursa’dan. Zafer Plaza, Hürriyet ve TAD Bursa şubesi ortaklaşa yardımda bulundu.

Kalbimizi koyduk bakın neler olduKocaeli’de berberlik yapan Rasim Uyan bir günlük hasılatının tamamını Gönül Örgüsü’ne aktardı.  

Kalbimizi koyduk bakın neler olduAtlas Çorap, 4004 çift çocuk çorabı bağışladı.

 

KÜTÜPHANEYE VE KONFERANS SALONUNA İHTİYACIMIZ VAR

◊ Sultanbeyli Yıldırım Beyazıt İlk-Ortaokulu Müdürü Songül Kamar:
Okulumuz Suriyelilere geçici eğitim merkezi olarak hizmet veriyor. Şu an okulumuzda 890 öğrencimiz var. Suriyeli çocuklar okula belediyenin servisi ile geliyor. Kendi müfredatlarına göre ders işliyorlar. Dokuz Türkçe öğretmeni ve 25 Suriyeli öğretmenleri var. Bizden bağımsız olarak öğrenimlerini sürdürüyorlar. Teneffüslere bizim öğrencilerimizle aynı anda çıkıp kaynaşıyorlar. Okulumuzun şu an bir kütüphaneye ve konferans salonuna ihtiyacı var. Etkinliklerimizi eğer bir salonumuz olursa Suriyelilerle birlikte burada sürdürmek istiyoruz.

 

BATUHAN MICROSOFT’TA!

Türkiye Jokey Kulübü’nün Atla Terapi Merkezi’nde tanıştığım Batuhan bana, “Bilgisayarda her şeyi yapabilirim, Microsoft’u inceledim” demişti. Batuhan hedefine Microsoft Türkiye sayesinde bir adım daha yaklaştı. Kodlama öğrenmeye başlayan Batuhan’ın yeni hedefi kendi oyununu yazmak.

Kalbimizi koyduk bakın neler oldu
16 MART 2016

Batuhan’ı Atla Terapi Merkezi’nde tanıdım. Babasının kucağında devam ettirdiği yaşamını konuştuk onunla. Konuşurken Batuhan’ın anlatmaya çalıştıklarına destek olan ablası ve babasının gözlerine yerleşen umut Batuhan’da da mevcuttu. Kıpırdamaz dedikleri kolunu atın üzerinde başlamış kaldırmaya diye yazmıştım. Parlak zekası, hiç kullanamadığı iki bacağı, futbola hasret bastırdığı çocukluğu bir yana bilgisayar bir yanaydı Batuhan için. O bana anlatırken zihnim bana yavan bir oyun oynuyordu. Zannediyordum ki bu bilgisayar sevdasının sonunda, “Bir bilgisayarım olsa” diyecek Batuhan. Halt etmişim ben!

Kalbimizi koyduk bakın neler oldu

Batuhan, “Bana ders verseler, yazılım yaparım! Zeka oyunları, satranç yazılımı yaparım” diyordu. Bir şey istediği yok aslında. Diyor ki ey ahali uyanın. Bedenime takılıp kalmayın. Gördükleriniz değil, göremediklerinizden ibaretim. Önümü kapatmayın yeter yazılım yaparım ben diyordu. Yazıyoruz o haftaki sayfamızda konuk olan herkesi, ama manşette değil Batuhan, o haftaki röportajımızın en değerli yerinde... Bir hafta sonra Ece’nin sesinde bir coşku, bir telaş. “Kim aradı beni bilin bakalım diyor ama beni gıdıklarcasına bir sormak. Neymar mı? Yok diyor daha önemli”.

“Microsoft Türkiye Genel Müdürlüğü röportajımızı okumuş. Batuhan’la tanışmak, ona yazılım için ders saati ayırmak istiyorlar” diyor. Kendi binalarında ağırlayacaklar. Sizi de davet ediyorlar...
Uçuyorum! Helal olsun diyorum bu dünya markasına içeri girer girmez. Gözünüzden değil, gönlünüzden kaçmadı sizin Batuhan. Cevher o diyorum o cevher. Babasının kucağında geliyor. Yepyeni olduğu, hatta dün alınıp, bugün daha yeni giydiği enerjisinden belli olan jilet gömleği, omzuna attığı beyaz kazağı, yana doğru taradığı saçları ve gülümseyen yüzü...
İçim çığlık atıyor belli etmemeye çalışıyorum.
Heyecanı normal bir insanın dozunu taşikardi tadına bağlama potansiyelim var benim. Ders alacağı öğretmeni geliyor Batuhan’ın... Hemen başlıyorlar çalışmaya. İçimde atlar koşuyor.

Kalbimizi koyduk bakın neler oldu

GÜLBEN ABLA SÖZ HEPİNİZE SATRANÇ PROGRAMI YAZACAĞIM

Batuhan Bulut: “Satranç oyunu yazmak istiyorum”
“Oyun yazmayı hayal ediyordum. Ben en çok zeka oyunlarını seviyorum. En sevdiğim oyun da satranç. Bir satranç programı yazıp, kodlayacağım. Buraya geldiğim için çok heyecanlıyım. Çok mutlu oldum. Hayallerimden biri buraya gelmekti.”

Teknoloji bütün sınırları kaldırır

◊ Microsoft Yazılım Teknolojileri Pazarlama Müdürü Behice Funda:
“Bizim için çocukların bilgisayarla üretmelerini sağlamak çok önemli. Batuhan, Minecraft oyunu oynayarak kodlama öğrenmeye başlayacak.
Ona işin temelini öğreteceğiz. Sonrasında kendisi bir oyun yazıp arkadaşlarıyla oynayabilecek. www.acikakademi.com adresi üzerinden 16 saatlik bir online eğitim alacak.
Sonrasında bilgisayarın karşısında videoları izleyerek ve deneyerek bunu öğrenecek.
Ayrıca Batuhan’ın evine yakın belediyelerden bir tanesinde yaptığımız “Minik Parmaklar Geleceği Programlıyor” adında bir çalışmamız var.
Batuhan isterse oraya gidip sınıf ortamında öğretmenlerle birlikte öğrenecek. Teknoloji fırsat eşitliği demektir. Dünyadaki insanlar bütün sınırları kaldırır.

 

 

İsteyen tüm çocuklar Microsoft’un online olarak eğitim verdiği www.acikakademi.com adresine girerek ücretsiz eğitim alabilir.

 

Fotoğraflar: Levent KULU

X