"Gülben Ergen" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Gülben Ergen" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Gülben Ergen

Hakaret ve aşağılama duygusal istismardır

Gülben Ergen, Hürriyet Gazetesi’nin sosyal sorumluluk projesi olan “200 Adımda Çocuk Yetiştirme Rehberi” kitabının editörü Ömür Kurt, yazarlarından Prof. Dr. Haluk Yavuzer ve Yrd. Doç. Dr. Başak Demiriz ile bir araya geldi. Üç isim, çocuk yetiştirmeye dair merak edilen sorulara yanıt verdi.

Prof. Dr. Haluk Yavuzer’in yıllardır kitaplarını özenle okurum. Sosyal medyada sıkça rastladığım bir kitap “200 Adımda Çocuk Yetiştirme Rehberi”. Yazarları muhteşem. Tecrübeli ve işinin ehli tüm isimleri bir araya toplayan Ömür Kurt da hiç çocuğu olmamasına rağmen ekibin en heyecanlısı...
Doğru bilgilerle ve bilinçle çocuk yetiştirmenin anne karnında başladığını ve 0-6 yaş arası gelişimin önemini anlatan “200 Adımda Çocuk Yetiştirme Rehberi” kitabını konuştuk.

Hakaret ve aşağılama duygusal istismardır
Fotoğraflar: Selçuk ŞAMİLOĞLU

◊ Öncelikle 3 çocuk annesi olarak böyle bir kitap hazırladığınız için tebrik ederim... Bu güzel ekip nasıl bir araya geldi?
- Ömür Kurt: Türkiye’de çocuk yetiştirme konusunda çok fazla tartışma var. Herkes kendi gelenek-görenek ve yaşam alışkanlıkları çerçevesinde çocuk büyütmeye çalışıyor. Üstelik bu alışkanlıklar da kültüre ve insanların bakış açılarına göre değişebiliyor. Biz de Hürriyet Gazetesi olarak, çocukların bu kadar istismar edildiği, sömürüldüğü bir ortamda anne-babalara çocuklarını nasıl daha iyi yetiştirebileceklerini söyleyelim ve bir rehber oluşturalım istedik. Bu rehberde alanında uzman 13 ismi buluşturduk.

◊ Maalesef ülkemizde “Kızını dövmeyen dizini döver” gibi atasözleri var. Bunlarla ilgili ne söylersiniz?

- Prof. Dr. Haluk Yavuzer: Bahsettiğiniz bu atasözlerini reddediyorum. Atasözlerinin bir kısmını saygıyla karşılıyorum ve hem hayatımda hem de derslerimde kullanıyorum. Ama dayakla ilgili olanların tamamına karşıyım.

◊ 0-6 yaş arası çocuk yetiştirmede en çok yol aldığınız ve hiç yol alamadığınız konuları sormak istiyorum...
- Prof. Dr. Haluk Yavuzer: 1999 depreminde yaşanan travmanın ciddi bir yıkıcı tahribat yaptığını ve 0-6 yaş periyodunda anne-babasını ya da yakın akrabasını kaybedenlerde çok ciddi psikolojik sorunlar yaşandığını söyleyebilirim. Uzun süreli bir tedaviyle kendilerine gelebildiler. Hâlâ da tedavi görüyorlar. En çok dediğiniz için 1999 depremini söyledim. 0-6 yaş çok kritik ve kişiliğin geliştiği hayati bir dönem. Zihinsel gelişim adına yüzde 80’in burada olduğunu düşünelim. O kadar hayati ki verdiğiniz gübre ve suya bağlı olarak ileri yıllardaki gelişim buraya büyük ölçüde bağlı. Yani binanın temeli. Buradaki aşırı travmatik sorunlar bazen kalıcı hasarlara sebep olabiliyor.
- Yrd. Doç. Dr. Başak Demiriz: 1999 depreminden sonra anne babalara öyle bir kaygı yerleşti ki o depremi yaşamayanlar bile çocuklarını korkarak yetiştirmeye başladı. Dışarıda tehlike var, her an her şey olabilir korkusu yerleşti. 27 yaşında bir yetişkinle çalışırken hâlâ oradaki korkuyu temizlemeye çalışıyorum. Metroya binemiyor, tek başına gece çıkamıyor. Hâlbuki o yaşta bunları yapabilmesi gerekiyor. Depremi yaşamadıkları halde ailesi evlerini ve çocuklarının okulunu değiştirmiş. Ailenin bu koruyucu tutumu ileride çocukta başka türlü şikâyetlere yol açabiliyor. Daha kaygılı, dış dünyayı daha tehlikeli gören, kendini güvende hissetmeyen yetişkinler olabiliyorlar.

◊ Koruyucu tutum özgüveni nasıl etkiler?

- Yrd. Doç. Dr. Başak Demiriz: Kaygı ile özgüven farklı bir şey. Yan yana apartmanlarda oturan iki komşu düşünün.
Biri çocuğunu “Karşıdan karşıya geçerken dikkat et, çok karanlıkta kalma, dışarıda yemek yeme, yabancılarla konuşma, sırtın terlerse eve koş üzerini değiştir” diyerek dışarıya yolluyor.
Diğer komşu da “Hadi iyi eğlenceler” diyerek yolluyor. Bu iki çocuğun dış dünyayla ilişkilerinde çok büyük farklar var. “Hadi iyi eğlenceler” diyerek yollanan çocuk dış dünyayla problemlerini kendisi çözebilecek.
Ama diğer çocuğun algısı “İnsanlar tehlikeli, yemeklerde zehir olabilir” olacak. Tehlike algısı çok daha fazla oluyor kaygılı anne-babalarda.

◊ Peki, anne kendini tatmin ediyor mu bunlarla?

- Prof. Dr. Haluk Yavuzer: Annenin yetiştiği aile çevresi, anne olduğu yaşı önemli.
- Yrd. Doç. Dr. Başak Demiriz: Aynı zamanda annenin kendi annesi, eşi, kayınvalidesi de önemli.
- Prof. Dr. Haluk Yavuzer: Evet. Annenin hamilelik döneminde yakın çevresinden aldığı yardım, ruh ve beden sağlığı, lohusalık dönemindeki süreci de mühim. Birçok faktör var. Anne eğer tatmini arama yolunu çocukta görüyorsa karşılıklı bağımlılık oluyor. Bu marazi bir bağımlılık.

◊ Kitapta 0-6 yaş ve hamilelik dönemi var sadece değil mi?

- Ömür Kurt: Bir çiftin çocuk yapmaya karar vermesinden o çocuğun 6 yaşını bitirmesine kadar olan süreç var kitapta. Okul öncesi dönem olarak adlandırabiliriz.

 Hakaret ve aşağılama duygusal istismardır

ANNE-BABA ADAYLARI EBEVEYN OLGUNLUĞUNA ULAŞMIŞ OLMALI

◊ Beyaz yalanı anne-babada nereye kadar kabul ediyorsunuz?
- Yrd. Doç. Dr. Başak Demiriz: Çocuğun yaşına göre soyut düşünce ve anlama becerisi değişiyor. Uygun olmayan bir durumu çocuğa anlatmanız gerekiyorsa o zaman beyaz yalan söylemeniz gerekir. Soyut düşüncesi gelişmemiş bir çocuğa onu aşan şeyler anlatamazsınız. Buna beyaz yalan da dememek gerekir.
- Prof. Dr. Haluk Yavuzer: Çocuğun yaşına uygun, basit ve yalın bir dil kullanılmalı. 3 yaşındaki bir çocuk “Kadın ve erkek arasındaki fark nedir? Neden kadınların memesi var, erkeklerin yok?” sorusunu sorduğunda “Çünkü annelerin çocuğu emzirmesi gerekli” cevabı yeterlidir. “Bir çocuk nasıl dünyaya gelir?” sorusuna “Tavuk yumurtasına benzemeyen annenin yumurtası ile babanın tohumları sevgiyle birleşir, annenin bacaklarının arasında bir delik vardır ve bebek oradan çıkar” yanıtı verilir. Burada yalana kaçmadık. Çocuğun yaşına uygun basit ve yalın bir cevap verdik. 11 yaşından sonra ayrıntılı cevap verebilirsiniz.
- Yrd. Doç. Dr. Başak Demiriz: Haluk Hoca’nın dediği gibi yalınlık çok önemli bir nokta. Çünkü biz bazen bir şeyler katıyoruz. Yeni bir anlam katmamak lazım. Çünkü anlamlar kafalarını karıştırıyor. Dikkat etmemiz gerekli.
- Ömür Kurt: Bizim toplumumuzda ‘beyaz yalan’ çok yaygın. Mesela duygusal bir film izlerken anne ağlar, çocuk neden ağladığını sorar. Anne “Gözüme bir şey kaçtı” der. Hâlbuki gerçeği söylese iş değişecek.

Hakaret ve aşağılama duygusal istismardır
 

DOĞA İLE İÇLİ DIŞLI OLAN ÇOCUKLARA ÖLÜMÜ ANLATMAK DAHA KOLAY

◊ Aile yakınlarından birinin kaybı yani ölüm çocuğa nasıl anlatılmalı?
- Yrd. Doç. Dr. Başak Demiriz: Bitki ya da hayvan besleyen, doğa ile içli dışlı olan çocuklara bunu anlatmak çok daha kolay. Çünkü doğa ile içli dışı olan çocuklar yaşam sürecini görebiliyor. Bir bitkisi ya da bir hayvan ölünce bunun kaybını anlayabiliyorlar. Buradan yola çıkarak her canlının bir ömrü olduğunu ve yaşam süreci dolduğunda hepimizin öleceğini yine çok yalın anlatmak gerekiyor. Kültürel ve dini inanışlar da işin içine giriyor. Aileler bana sorduklarında onlara önce “Siz neye inanıyorsunuz?” sorusunu soruyorum. Eğer siz cennet ve cehenneme inanıyorsanız ve öyle anlatmak istiyorsanız belki öyle anlatacaksınız.
- Prof. Dr. Haluk Yavuzer: Bu çok zor bir konudur. Örneğin ben 8-9 yaşına kadar çocukların cenazeye götürülmelerine karşıyım. 9 yaşından önce defin görmemeleri gerekiyor. Başak Hanım çok güzel bir noktaya değindi. Bizim anlatmaya başlamak ve Allah kavramından bahsetmek için önerdiğimiz yaş 11. Nedeni de soyut düşünce olması. 9 yaşından sonraki çocuklar için “Anne bir kaza geçirdi, şu anda ameliyatta her an telefon gelebilir ve böyle bir durumda annen seni bu halinle göremeyecek ve duyamayacak” diyerek şoku ikiye bölüyorum. Her an telefon gelebilir diyerek çocuğu hazırlamış oluyorum. Çocuğun sorduğu sorulara yanıt verilebilir. Olayı doğallığı içinde göstermekte yarar var. Çocuğun yanında ağlama krizini yaşatmak istemiyorum. O nedenle kuzenine ya da bir akrabasına göndermeyi doğru buluyorum. Çocuğu bu süre sosyal faaliyetlerle beynen ve fiziken yormak gerekli. Hayatta kalan ebeveyniyle de bol bol bir arada olmalı. 6 ay sonra bu şok azalıyor.
- Yrd. Doç. Dr. Başak Demiriz: Şu da bir gerçek ki ne yaparsak yapalım orada bir acı olacak. Gerçekçi olalım. Acı ve özlem duygularını yaşayacak.
Soruları olacak. Bunların olmamasını sağlamaya çalışmıyoruz. Zarar vermeyi engellemeye çalışıyoruz.

ÇOCUKLARINIZI KIYASLAMAYIN

◊ Çocuklarını kıyaslayan aileler için neler söylersiniz?
- Prof. Dr. Haluk Yavuzer: Mesela kardeşler arasında da oluyor bu. Şunu söylemek gerekli. “Seni sen olarak, kendi özelliklerinde seviyorum, değer veriyorum, önemsiyorum... Ablanı da ablanın özellikleriyle seviyorum ve de iyi ki farklısın.” Kıyas yok.
- Yrd. Doç. Dr. Başak Demiriz: Katılıyorum. İyi ki farklısın demek çok önemli. Her insan kendi karakterleri, kimlikleri, tercihleri, duyguları ve düşünceleriyle bir birey. Bir kültür ya da birey diğerinden üstün değil. Sadece farklı. Yoksa bu kadar karışık kültürlerin içinde yaşamayız. Çocuklar da böyle. Birbirlerinden üstün değiller sadece farklılar.
- Prof. Dr. Haluk Yavuzer: Farklılıklar, zenginliktir. İlkokuldan itibaren bunun eğitimleri verilmeli. 11 yaşındayken 6-7 Eylül hadiseleri olmuştu. Edirnekapı’da oturuyorduk. Evin tepesinden Beyoğlu’nu görüyordum. Alevler çıktı. Büyük bir yangın oldu. Gördük ki gayrimüslimlerin eşyaları alınıyor, yağmalanıyor. Babam çok üzüldü. 11 yaşında istiklal madalyalı babama “Yarın Jak bakkala, iğneci Ester teyzeye ne diyeceğim?” dedim. Biz o insanlarla birlikte ötekileştirmeden yaşıyorduk.

“200 Adımda Çocuk Yetiştirme Rehberi” kitabının yazarları

Haluk Yavuzer, Üstün Dökmen, Ender Saraç, Eyüp Sabri Ercan, Özgür Öner, Dilek Ertürk, Başak Demiriz, Şirin Seçkin, Serap Duygulu, Dolunay Kadıoğlu, Zeynep Köse Çapay, Ramazan Şimşek, Tan Sağtürk

 

ÇOCUK TABİİ Ki YANLIŞ YAPACAK

◊ Çocuk yetiştirmek için en önemli kriterleriniz nelerdir?
- Prof. Dr. Haluk Yavuzer: Önce anne-baba adaylarının beyin ve beden olarak ebeveyn olgunluğuna ulaşmış olmaları. Benim partnerim, çocuğumun ebeveyni olmaya layık mı sorusunun cevabı verilmeli. “Anne Olmak” kitabımda kadınlıktan anne olmaya geçişi bir rütbe artışı olarak anlatıyorum. Biyolojik, psikososyal açıdan bir rütbe artışı. Dolayısıyla o olgunluğa ulaşmış iki kişinin gelecekte çocuğun hayatını birlikte planlamaları halinde biz doğacak çocuğa sıcak bir fizik ve psikososyal çevre hazırlamış oluyoruz. Baba eğer destekliyorsa hamilelik daha kolay ve anne-çocuk ilişkisi daha sıcak oluyor. Bir de herkes kendi anne-babasına lütfen hakim olsun. Direksiyonda sadece anne-baba olmalı. Mesela çocuk hasta olduğu zaman baba değil, büyükbaba hükmediyor doktora gitmeyi. Böyle örnekler gördüm.

◊ “Çocuğunuzun her koşulda doğru söylemesini sağlayın” bölümü var kitapta. Çocuğu için neler yapmalı?
- Yrd. Doç. Dr. Başak Demiriz: Hata yapan çocuğa çok büyük ceza vermezseniz, çok negatif tepkiler göstermezseniz, küsmezseniz, dövmezseniz çocuk hata yaptığını itiraf etmekten korkmaz zaten. Yalan, bir hatayı saklamak için söyleniyor. Ama çocuk tabii ki yanlış yapacak. Çocuk yanlış yapmanın normal olduğunu ve yanlış yaptığı zaman bunu telafi edebileceğini bilse açık açık anneye her şeyi söyleyebilir.

 

İÇ ÇAMAŞIRININ KAPATTIĞI YER SENİN ÖZELİNDİR

◊ Cinsel mahremiyet çocuklara nasıl anlatılmalıdır?
- Prof. Dr. Haluk Yavuzer: Mesela anne-baba çocuğun karşısında bir kere çıplak olmuşsa bunu artı değer olarak alın. Çünkü tanımasında fayda var. Ama hep soyunuk olarak çocuğun karşısında çıkmayın. Tuvalete yalnız gitme alışkanlığı o işlemin mahrem olması sebebiyledir. O doğallık içinde verdiğiniz zaman ayıp sözcüğünü kullanmaya gerek duymadan çocuk günlük yaşamda buna alışmış oluyor.
- Yrd. Doç. Dr. Başak Demiriz: Mahremiyeti de öğretmemiz gerekiyor. Orası biyolojik ve doğal bir yer olduğunu ama başkalarının dokunamayacağını öğretmek gerekli. İç çamaşırlarının kapattığı yer senin özelindir. Kimse dokunamaz.

ÇOCUKLARA KÜSÜLMEZ

◊ Son olarak tavsiyelerinizi alabilir miyim?
- Prof. Dr. Haluk Yavuzer: Şeffaf olalım. Yapma demek yerine yapmamaya özen gösterelim. Anne ve baba isteklerini anlaşılır bir dille çocuklarına aktarmalı. Bebeklikten başlayarak bu şeffaf iletişim sürdürülmeli. Ve de kural olmalı. Bütün mesele uzlaşı zemininde buluşmak.
- Yrd. Doç. Dr. Başak Demiriz: Öncelikle dayak yasak demek istiyorum. Hakaret ve aşağılama duygusal istismardır. Bir de çocuklara küsülmez. Ne kadar saçma çocuklara küsmek.
- Prof. Dr. Haluk Yavuzer: Çok haklısınız. Çok naif bir yaratık. 1999 depremini, bir gece önce yaptığı yaramazlıkla bağlantısı olduğunu söyleyen 4 yaş çocuğu var. Sen buna niye küsersin?
- Ömür Kurt: Çocuklar da birer bireydir. Onların da fikri alınmalı.

İLETiŞiMiN TEMELiNDE DÜRÜSTLÜK OLMALI

◊ Doç. Dr. Arzu Yükselen (Medipol Üniversitesi Çocuk Gelişimi Bölümü Başkanı)
- “200 Adımda Çocuk Yetiştirme Rehberi“ çok verimli bir kitap. İletişimin temelinde karşılıklı dürüstlük olmalı. Anne çocuğuna ne kadar açık ve netse çocuk da o kadar net olur. Çok samimi olmak gerekiyor. Koşulsuz sevgi olduğunda zaten dürüstlük geliyor. Sorunlar da böylece daha kolay çözülüyor. Yalan yerine yaşa uygun açıklama en doğrusu. Kargaşaya meyil vermeksizin yaşına uygun açıklama yaparsanız çocuklar anlar.

 

 

SON 24 SAATTE YAŞANANLAR

X