"Gülben Ergen" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Gülben Ergen" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Gülben Ergen

Bir fotoğrafla hayatı değişti

Gülben Ergen, Türk Telekom Yılın Basın Fotoğrafları 2018 yarışmasındaki jüri üyeliği görevi için Türkiye’ye gelen, 2010 yılında Afgan genç kadın Bibi Aisha’nın fotoğrafıyla Dünya Basın Fotoğrafı ödülünü kazanan ve o fotoğrafla Time Dergisi’ne kapak olan Güney Afrikalı fotoğraf sanatçısı Jodi Bieber ile Antalya’da bir araya geldi. Bieber, kadın haklarından ödül aldığı fotoğrafa kadar her şeyi ayrıntılarıyla anlattı.

İçim yanarak saatlerce baktım bu fotoğrafa... Dünyada kadınların bitmeyen çilesinin yüzü gibi. Onu sürekli döven kocasından ailesine kaçıyor Aisha. Ailesi ise onu kocasına götürüyor. Kocası onun burnunu ve kulağını keserken ailesi de Aisha’nın ellerinden tutuyor ve kocasına yardımcı oluyor. Bu fotoğrafı çeken Jodi Bieber’ı Türk Telekom Yılın Basın Fotoğrafları 2018 yarışmasının jürisi olarak geldiği Antalya’da buldum. Aisha’nın yaşam hikayesinin nasıl değiştiğini dinledim. Anlattıklarının üzerine minnetle sarıldım ona ve “İyi ki varsın” dedim...

Bir fotoğrafla hayatı değişti
Jodi Bieber

Güney Afrikalı olmanız çektiğiniz fotoğrafların içeriğini etkilemiş olabilir mi?

- Evet, kesinlikle… Bir kadın olarak yaşadığım ülke benim için çok önemli. O nedenle beni etkiliyor.

Çocuğunuz var mı?

- Hayır. Kariyerime geç başladım. Çok fazla seyahat ediyordum. 58’e yakın ülkeye gittim. Geleneksel bir hayat için zamanım olmadı. 40’lı yaşlarımda ruh ikizimi buldum. Şimdi mutlu bir beraberliğim var.

Bir fotoğrafın hayat değiştirebileceğine inanıyor musunuz?

- Değiştirebilir. Buna şahit oldum. Ama ben fotoğraf çekerken insanlara bu konuda asla söz vermiyorum. Bibi Aisha’nın fotoğrafını çektikten sonra onun hayatı değişti.

ŞİDDET UYGULAYAN KOCASINI TERK ETTİĞİ İÇİN BURNU VE KULAĞI KESİLDİ

Bibi Aisha’nın hikayesini anlatır mısınız?

- Bibi Aisha ailesi tarafından 14 yaşında evlendirilen bir çocuk. 14 yaşında kocası ile yaşamak zorunda bırakılmış. Sürekli şiddet görüyormuş. Bu sebeple bir gün ailesinin evine kaçmış. Fakat babasının evine geri döndüğü için bunu öğrenen komşuları onu polise şikayet etmiş. Afganistan’da eğer kocanızın yanından kaçarsanız tutuklanıyorsunuz. Böyle bir kural var. Yaşadıkları köydekiler onu tutuklanması için polise ihbar etmiş. Bir süre gözaltında kalmış ve polis Aisha’yı ailesine geri vermiş. Sonrasında aile de kocasını çağırmış Aisha’yı gelip götürmesi için. Bu olay çevredeki kadınlara örnek olsun diye kocası Aisha’nın burnunu ve kulağının bir kısmını kesmiş. Ve Aisha’nın ailesi o sırada kaçmasın diye onu tutuyormuş. Bu olay olduktan sonra Aisha hastaneye yatmış ve Afganistan’da bulunan Amerikan askerleri durumu fark etmiş. Tedavi için Kabil’e göndermişler. Ardından Amerikan ordusu medya ile bağlantı kurmuş. Aisha tedaviden sonra bir sığınma evine götürülmüş. Time Dergisi benimle bağlantıya geçti fotoğraflarını çekmem için. Benden istedikleri sadece Bibi Aisha’nın hikayesi değildi. Afganistan’da başarılı olmuş kadınları da çekmemi istediler. Sonrasında Afganistan’a gittim. Orada çektiğim ilk fotoğraf Aisha’nınkiydi.

Aisha ile ilk karşılaşmanızı anlatır mısınız?

- Gittiğim yerde bir çadır ve çadırın içinde kırmızı bir halı vardı.  Aisha orada oturuyordu. Onu görür görmez büyülendim. Çok güzeldi. İlk başta burnunu ve kulağını fark edemedim. Yanımda bir öğrenci vardı ve tercüme için bana yardım ediyordu. Aisha’nın yanına gittiğimde ilk yaptığım şey kameramı yere koymak oldu. Çünkü hiçbir şey konuşmadan fotoğrafını çekmek kabalık olurdu. Onunla iletişim kurmaya çalıştım. Ona “Bir dakika gözlerini kapat ve ruhunun iç güzelliğini dinle” dedim. O da bunu yaptı.

Bir kadın olarak en çok neyden etkilendiniz?

- Beni en çok etkileyen şey onun yaşadıklarıydı. Burnunuz olmadan nasıl yaşayacağınızı düşünün. Onun yaşadıkları gerçekten çok zor şeylerdi. Aisha çok utangaçtı. Pozitif bir ruhu yoktu. Bu da çok normaldi. Çalışırken işimi iyi yapıyor muyum, karşımdakinin ruhuna hitap edebiliyor muyum diye çok stres altındaydım. Böyle bir olayda fotoğraf çekmek çok daha zor. Fotoğrafı çektikten sonra Time Dergisi benden daha üzücü bir fotoğraf bekliyor diye düşündüm. Çünkü benim çektiğim fotoğraf farklı, Aisha’yı güçlü gösteren bir portreydi. Time Dergisi’ne fotoğrafı yolladığımda fotoğrafı kapakta kullanacaklarını söylediler. Sonrasında benden çekim aşamasının detaylarını öğrenmek istediler. Kapağa “Eğer biz Afganistan’ı terk edersek başımıza ne gelir” başlığını attılar. Bu başlık dünyada ciddi anlamda ses getirdi. Çok sayıda dilde bu konu hakkında makale yazıldı. Ve o kapak fotoğrafından sonra Aisha, Amerika’ya gitti. Ben de o fotoğraftan sonra 20 ülkeye gittim.

Bir fotoğrafla hayatı değişti
Bibi Aisha’nın son hali

ŞİMDİ AMERİKA’DA YAŞIYOR

O ülkelere farklı projeleriniz için mi gittiniz?

 - Evet. Güney Afrika’da yaptığım diğer kadın projelerimle ilgiliydi.

Bibi Aisha’nın şu anda nasıl bir hayatı var?

- Amerika’da Afgan asıllı Amerikalı bir aile birlikte yaşıyor. İki kez Amerika’da görüştük. Burnu ve kulağı için estetik operasyonları geçirdi. Ailesiyle herhangi bir bağı kalmadı. 

Bir fotoğrafla hayatı değişti

KUSURSUZ OLMAK ZORUNDA DEĞİLSİNİZ 80 KİLOYLA DA MUTLU OLABİLİRSİNİZ

◊ Sizce bunun önüne geçmek için ne yapılmalı?
- Güney Afrika’da bir proje yaptım. Bu projede kadınları iç çamaşırlarıyla çektim. Ama çektiğim kadınlar tırnak içerisinde söylüyorum, kusursuz vücutlara sahip değillerdi. O kadınları çekerken onlara sadece iç güzelliğine bakmaları gerektiğini söyledim. Çünkü herkesin 50 kilo olması gerekmiyor.
İnsanlar bedenleriyle mutlu olmalı. 80 ya da 90 kiloyla da mutlu olabilirsiniz. Kadınların çektiğim fotoğraflarda güzelliklerini ortaya çıkarmaya çalıştım.
Ben fotoğrafçı olarak kadın meselesine dikkat çekerek mücadele ediyorum. Erkeklerin daha yumuşak ve anlayışlı olduklarında dünyanın daha güzel olacağını düşünüyorum. Artık Güney Afrika’da erkekleri de bebek arabası sürerken görebiliyorsunuz.
Yavaş yavaş değişim başladı. Kadınlara yönelik şiddet tartışmalarında erkekler de tartışmanın içinde olmalı. Onlar da bir şeyler söylemeli.
Sadece bu konuyu kadınların konuşması gerekmiyor. Bunun tek başına yeterli olacağını düşünmüyorum. Kadına yönelik şiddeti savunan erkeklere diğer erkeklerin dur demesi lazım.
Güney Afrika’da yine yaptığı bir projede şiddet görmüş kadınların hikayesini 3 ay dinledim. Aklımı kaçıracaktım bir süre sonra. Çok üzücü şeyler duydum.

Bir fotoğrafla hayatı değişti
Türk Telekom Yılın Basın Fotoğrafları 2018 Yarışması jürisi

1980’LERİN SONUNDA DİYARBAKIR VE VAN’A GİTTİM

Türkiye’ye ilk kez mi geliyorsunuz?

- Bu üçüncü gelişim. İlk kez 1980’lerin sonunda turist olarak Diyarbakır ve Van’a gelmiştim. Ramazan ayıydı. İki şehirde toplam 30 gün kaldım. Sadece sırt çantamla çıkmıştım yola. O zamanlar çok küçüktüm. Öğrenciydim. Doğu’yu görmek istedim. Birçok ülkeye böyle ani ziyaretlerim olmuştu. Benim için Diyarbakır ve Van muhteşem bir tecrübeydi. O zamanlar profesyonel olarak değil amatör olarak fotoğraflar çekmiştim.

Bu kadar hikayeye tanık olduktan sonra ruhunuzu dinlendirmek için ne yaptınız?

- 5 sene Paris ve Londra’da yaşadım. Sık sık Avrupa’ya gidiyorum. Bu bana iyi geliyor.

ŞİDDETİN SEBEBİ ATAERKİL TOPLUM YAPISI

Yaptığınız diğer projeleri anlatır mısınız?

 - Johannesburg’da hapishanede kocalarını öldürülen kadınlarla ilgili bir proje yaptım. Kadınların büyük çoğunluğu kocalarından gördüğü şiddet sonucu kocalarını öldürmüşler. Bazıları kocalarını öldürmek için kiralık katil tutmuş. Bazıları o gelişen şiddetle kendileri öldürmüş. Kavga sırasında kazara ölenler de olmuş. Fakat hepsi fiziksel olarak şiddete maruz kaldıkları için kocalarını öldürmüş. Bazı kadınlar hapishanede küçük çocukları ile birlikte kalıyordu. Bazı kadınlar bana çocuklarının kocaları tarafından istismar edildiğini anlattı. Ardından Kongo Demokratik Cumhuriyeti’nde bir proje yaptım. Kongo’nun Doğu tarafında kadınlara periyodik olarak askerler tarafından tecavüz edildiğini öğrendim. Oraya gittim. Bölgedeki kadınlar geçimlerini tarlalardan sağlayan çiftçi kadınlardı. Onların hikayesini fotoğrafladım.

Bir fotoğrafla hayatı değişti
Bieber’ın hapishane projesinden bir kare.

Kongo’ya izin alarak mı gittiniz?

- Evet, özel izinle gittim. Kadınların yüzlerinin gözükmesini istemedim.

Işığı kullanarak onların yüzlerini sakladım.

Dünyada kadın fotoğrafçı sayısı erkekler kadar çok değil. Bunu cinsiyet ayrımcılığına mı bağlıyorsunuz?

- Aslında dünyada kadın fotoğrafçılar var. Ama evet sayıları erkeklere oranla daha düşük. Güney Afrika’da özellikle sayımız çok fazla. Sanat alanında özellikle tüm dünya için konuşacak olursam kadın sayısı çok fazla.

Fakat bazı kültürlerde kadın fotoğrafçı olmak kolay değil. Toplum baskısı kadınları bu anlamda çok etkiliyor.

Bir kadın olarak kendimi dezavantajlı görmüyorum.

Çünkü ben istediğimi bir şekilde elde etmeyi başarıyorum. Güney Afrika’da şimdi getto diyebileceğimiz bölgelerde gelir düzeyi düşük siyahi kız çocuklara fotoğraf eğitimi veriyorum.

Onlara öğretmek çok zor çünkü evlerinde farklı bir baskıda yetişiyorlar.  Temizlik ya da yemek yapmak gibi görevleri var çocuk olmalarına rağmen. Ama kadınların her geçen gün daha güçlendiklerini düşünüyorum.

En azından kendi ülkemde bunu gözlemliyorum.

Bizim ülkemizde de kadına şiddet maalesef çok yaygın.  Dünyadaki bu şiddeti erkek egemen toplumlara mı, inançlara mı yoksa farklı faktörlere mi bağlıyorsunuz?

- Ataerkil toplum yapısına bağlıyorum. Bence bu biraz da erkeklerin büyüme şekliyle ilgili.

Bir fotoğrafla hayatı değişti
Jodi Bieber’ın Kongo’da çektiği bir fotoğraf.
 

SON 24 SAATTE YAŞANANLAR

Son 24 Saatte Magazin Gündemi (14.03.2018)İşte son 24 saatte yaşanan magazin olayları...

 

 

X