"Gonca Vuslateri" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Gonca Vuslateri" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Gonca Vuslateri

Bir yas gecesi rüyası

.

“Şimdi benim bir han avlusunda

Hiç bitmeyecek umutsuz kavgam,

Soluyorsa başı önde yorgunluktan;

Bil ki senin hep böyle umarsız,

Yarını göze alamayışından.

İşte bunun için sevmiycem seni...” Metin Altıok 

Bugün bütün gün “anlaşılmayı” düşündüm. İnsan bu dünyaya geldiğinde ne amaç ediniyorsa, giderken cennetlik olmayı hedefliyor. Dolayısıyla buna hak ediş demek çok zor. Her şey o kadar planlı ki yaşarken. Peki ne yazıyor listede tam olarak? Kalbimize huzur veren bu güzel mekanı hak etmek için ne biriktirmeliyiz yaşamda?

Hayatım boyunca saflığını koruyacak ve ne yazık ki bozulamayacak duyguların içinde durdum bugün. Kırılganlık gibi. Hayal kırıklığı gibi. Yeni tanıştığım sevgisizliğim de cabası. Bu noktada köşesinden dönülmüş bir zafer varsa, öfkenin yokluğudur. Dünyaya karşı hissedilen ve hızla aramızda çoğalan sevgisizlik. İnsanı, hayvanı, bitkiyi alıp götürürken içimize yayılan bu yokluk hissini düşündüm.

Hissiz bir adaya düşsem yanıma alacağım üç şeyi düşündüm bugün.

İstemesem de benimle gelecek en güç şeyi düşündüm.

Bir tane şiir alırdım yanıma.

Şairin biri, Metin Altıok’tu bugün. 

Ustanın şiirine takıldı kaldım aklım.

Siz de sevgiyle kalın. 

Madem kitap okumuyorsun al sana merak çetelesi

Kitap okumak belli bir yaşa kadar elbette alışkanlık olarak aşılanır. Belli bir yaştan sonra kesinlikle kitabın bir okuma alışkanlığının çok ötesinde olduğu kavranılır.
Çok ince mevzu değil yani. Kitap okuyacaksın. Okumayan adamın kendinden bile haberi olmaz. Bu dünyanın eşyası gibi söz eder kendinden. Kendinden 3’üncü tekil şahıs gibi bahseder. Tapar kendine. Tuhaf inançlar geliştirir. Yani hastalıklı bir şeydir “okumama alışkanlığı”. Hatta mümkünse tedavi altına almalı böyle insanları.
Düşündüm bu tatlı yaz sıcağında, madem zor okuyorsun, iki dakikada bir Instagram hikayeleri ve paylaşımlarına bakıyorsun. Hayatı “like etmek” istiyorsun. Öyleyse listeye bir göz atalım istedim. Neleri takip etmeliyiz...
TWITTER VE INSTAGRAM’DA TAKİP ETTİKLERİM
Sosyal sorumlulukla ilgili: @durmusugur1, @peggy-dilek, @patilere.acil.yuva
Müzikle ilgili: @djmabbas, @pishacha, @nardisjazz, @istanbulcazfestivali, @issanat, @cemadrian, @mabelmatiz, @instajazzvids
Edebiyatla ilgili: @yektakopan, @editmars (özellikle masallar), @sunay.akin, @gokselbekmezci, @felsefeklubu, @kitapklubu, @aylinaslim, @hurriyetkitapsanat
Gülmek ve eğlenmek istiyorsan: @alibicim, @asliinandik, @vineburada, @vineturkiyem, @cerilevis, @nikograd, @puccito, @gamzeilefelix, @moodhiphop, @cihannaofficial, @komser
Estetik ve sanatsal takipler: @artdesign, @istanbulperformanceart, @peramuzesi, @sakipsabancimuzesi, @istanbuloyuncakmüzesi, @bahadırbaruter, @mehmetgureli
Modayla ilgilenenler: @anil_can, @koncaaykan, @basakdizer, @oguzerel, @hknylcn, @tubaunsal, @selinturkmen
Sağlıkta ise bir tek Osman Müftüoğlu’nu tercih ediyorum bu sıra. Alın size tavsiyeler. Umarım benden rica ettiğiniz öneriler görevimi de yerine getirmişimdir.

Sokakları güzelleştiren sanatçılar

Kadıköy’de dolaşmak, bir sanat galerisinde dolaşmak halini aldı son zamanlarda. Hafta sonu 1.5 milyondan fazla ziyaretçisi olan Kadıköy, sanatsal aktiviteler konusunda İstanbul’un en çok konuşulan adresi.
Tiyatroların dopdolu olması bir yana, Baba Sahne’nin açılmasıyla ortam iyice şenlendi. Hafta sonu adeta La Scala’da opera seyretmek gibi zevk veriyor orada bir şey izlemek. Bunlar sanatçılarla oluyor elbet.
Dokunduğu şeyi güzelleştirir sanatçı. Sokaklara dokunuyorsa, oranın güvenlik önlemi alınmış demektir. Çocuklar o sokakta koşabilir, oynayabilir demektir.
Fazıl Say’ın konserinin iptal edilmesine üzülenlerin sayısı, hafta sonu Kadıköy’deki sanat aktivitelerine katılan 1.5-2 milyon kişi kadardır diyebilir miyiz?
Hayır, bence daha fazlası. Sayıca bu kadar fazla kalbi kırmaya hiç gerek var mı? Haksızlık değil mi ülkemizi dünyada en iyi şekilde temsil eden bir sanatçıya bunu yapmak?
Hadi gönlünü alalım Fazıl Say’ın, şahane bir konser düzenlensin. Gidelim, el ele müzik dinleyelim. Oh be diyelim. Bu utançlar da bize yeter artık.

Sanatçı önyargısına notum

Şu ülkede de sanatçı denilince her şeyin siyasetle, disiplinle, tepkiyle, ayrımla, ukalalıkla, egoyla, bu işin felsefesinden uzaktan yakından alakası olmayan sıfatlarla tanımlanması sıktı artık. Beni sıktı. Hakikaten bunaldım şu sohbetten. Yeter yahu.
Sanatçının yanına bir kelime koyacaksanız, hakikaten sanatla ilgili olsun. İnsana, doğaya faydası olan tanımlar olsun. Yahu ben insanın karşısına çıkınca ne yapacağız, insan nasıl memnun olur, onları ne mutlu eder diye 16 yıl eğitim almışım. Her şey okuduğumun dışında kaldı yemin ederim.
İnsanın ülkesi evidir yahu. Evimizin huzurunu bir toparlayalım Allah aşkına...
Sanatçıyı rahat bırakın arkadaşım.
Ayakkabıcı gibi, manav gibi ekmeğinde, üretiminde bu insanlar. Ben kasaba girince halleniyor muyum deli deli? Gözlerimi kısıp “Çok muhalif bir kasap, eti gaza getiriyor gördünüz mü?” diyor muyum!
Haydi bir silkelenelim bu yaz. İnsanımızı sevelim. Eksiğiyle, fazlasıyla iyi ki varız diyelim haydi.
Nedir bu tepeden bakmalar, tepede kalmalar. Valla şunu yazarken hırkayı salladım duvara, sıcak bastı yemin ederim. Yakışmıyor bize. Vallahi yakışmıyor.
İşi, anlayanı yapsın. Sanatı da anlamayan yapamıyor zaten. Bir de konuşmasın.
İnsanın derdi ne ise kendi de odur.
Bana da bu köşede düşen budur.

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI