Kaybettiğimiz İstanbul’u teknoloji ile yaşatıyor

UNESCO Dünya Mirası Listesi’ndeki tarihi surların üzerine bir düğün salonu kondurulmuş.

Haberin Devamı

Ne gam.

Geçtiğimiz cumartesi günü çıktığım “Yeraltındaki İstanbul” turunda, oymalı sütunlarıyla yüz yıllık Bizans sarnıçlarının depo olarak kullanıldığını, molozlarla doldurulduğunu gördüm.

İstanbul’un Bizans, Osmanlı mirasına sahip çıkmıyoruz da sanki Cumhuriyet tarihinin yapılarına çıkıyor muyuz?

Tarihçi İlber Ortaylı önceki gün yazısında dayanamamış, Galataport projesi kapsamında, şehrin mimari sembollerinden Karaköy Yolcu Salonu’nun yıkılmasına tepki göstermişti.

Şehrin ortak hafızasına peş peşe indirilen darbeler bir yana İstanbul’un çoğrafyası değişiyor.

Bebek, Kabataş, Üsküdar ve Haliç sahillerinin doldurulmasıyla göz göre göre şehrimizin o güzelim kıvrımları yok olacak.

Rüyamızda görürüz artık eski haritalardaki, anılardaki İstanbul’u.

Ya da, ABD’de mimarlık ve teknoloji mastırı yaptıktan sonra Boston’da hem Harvard, hem MİT üniversitelerinde araştırmacı olarak çalışan Nil Tuzcu’nun “Ben İstanbul” projesinde.

Haberin Devamı

Mimarlık, tarih, tasarım ve teknolojiyi aynı platformda buluşturan Nil Tuzcu ile geçenlerde İstanbul Bağımsız Filmler Festivali kapsamında gösterilen projesini konuştuk.

Tuzcu’ya bu projeye, Harvard Üniversitesi, Mellon Şehir Araştırmaları merkezinde, şehir tarihinin görselleştirilmesi ve haritalanması üzerine geliştirdiği programlar ilham vermiş.

BEN İSTANBUL ONLİNE VE İNTERAKTİF

“Dijital araçlar kullanılarak bir şehrin tarihi nasıl araştırılır? Nasıl aktarılır” sorusuna yanıt ararken hikâye anlatma fikri devreye girmiş.

“Ben İstanbul” online ve interaktif olarak size İstanbul tarihinden hikâyeler anlatıyor.

Eski İstanbul Belediye Başkanı Lütfi Kırdar’ın hikâyesi örneğin sizi 1940’lı yıllardaki Taksim’e, Gezi Parkı’na, İnönü Stadyumu’na götürüyor.

Son dönemlerde yitirdiğimiz sinema tarihçisi Giovanni Scognamillo ile eski Beyoğlu’nu geziyorsunuz.

“Bu platform izleyicilere geçen yüzyılın önemli sosyal, siyasal, ekonomik ve fiziksel değişimlerine tanıklık imkânı sunuyor” diyor Nil Tuzcu.

Tuzcu’nun Salt Araştırma Fonu’ndan yararlanarak hayata geçirdiği projenin amaçlarından biri İstanbul’a ait arşiv malzemelerinin dijitalleştirilmesi.

Haberin Devamı

Nitekim 1924 ile 1944 yılları arasında bir Fransız haritacısının yaptığı haritalar ilk kez Tuzcu’nun projesiyle dijital ortama taşınmış.

“Ben İstanbul” için geniş kapsamlı bir yazılı ve görsel arşiv çalışması yapan, özel bir yazılım geliştiren Nil Tuzcu “projenin günümüzde kaybolmakta olan şehir ve toplum hafızasına katkıda bulunmasını umuyorum” diyor.

Kaybettiğimiz İstanbul’u  teknoloji ile yaşatıyor
Nil Tuzcu

SANAL GERÇEKLİKLE SATILAN EVLER

Bir başka projede, “sanal gerçeklik” yöntemiyle 6-7 Eylül olaylarını canlandıran Nil Tuzcu aynı zamanda girişimci.

MİT üniversitesinden aldığı 30 bin dolarlık bir fonla bilgisayarcı ve ekonomist arkadaşlarıyla ABD’de bir şirket kurmuş.

Şirket, mimarlık ofislerinde kurduğu “sanal gerçeklik” bölümlerinde satın alınacak evleri gezme imkânı sunuyor.

Haberin Devamı

Türkiye’de şirkete “melek yatırımcı” bulduklarını anlatan Nil Tuzcu, ABD’nin mimarlık ofislerinde artık “sanal gerçeklik” bölümleri kurulduğunu söylüyor.

Söylediğine göre, Türkiye’de bazı müteahhitlik şirketleri de evlerin daha hızlı satılması için kendilerine “sanal gerçeklik” başvurusunda bulunmaya başlamış.

Satın alacağınız evi “sanal gerçeklik” gözlüğüyle gezmek güzel ama ya satın aldığınız gördüğünüz değilse ne olacak?

Yazarın Tüm Yazıları