"Gila Benmayor" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Gila Benmayor" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Gila Benmayor

Baksı Müzesi 10. yılında ışığıyla kadın ve çocukları aydınlatıyor

BAYBURT’ta, doğduğu köyde bir müze projesi sanatçı Profesör Dr. Hüsamettin Koçan’ın ütopyasıydı.

Ütopya başta eşi Oya Koçan’ın, sanat çevrelerinin, sanatsever iş insanlarının desteğiyle gerçek oldu ve 10. yılını doldurdu.


Baksı Müzesi’nin 10. yılı nedeniyle bastırdığı “GED” kitabını ve yeni projeleri konuşmak üzere geçenlerde Hüsamettin -Oya Koçan, müzenin yönetim kurulu üyeleriyle bir araya geldik.


Çoruh Vadisi’ne bakan ıssız bir tepede kurulan müze 10 yıla neleri sığdırmış?


Halk ağzında “yüksek yer, tepe” anlamına gelen GED’i elinize aldığınızda ütopyanın müzenin çok dışına taştığını anlıyorsunuz.


Ana binada dört kapsamlı sergi, sanatçı ve yöre halkını bir araya getiren atölyeler, kültürel miras, kültür turizmi, bölgesel kalkınma ve müzecilik odaklı sempozyumlar, konserler, kadın ve çocuğa yönelik sayısız proje.


Bunların tümü 10 yıla sığmış.


Bu kadar uzak, gözlerden ırak bir noktada olmasına rağmen Baksı Müzesi 2014 yılında Avrupa Konseyi Müze ödülünü alıyor.


Ödül nedeniyle ünlü Katalan sanatçı Juan Miro’nun “Güzel Göğüslü Kadın” heykelini bir yıl süreyle müzede sergileme hakkına sahip oluyor.


Miro’yu selamlamak üzere sanatçılarımızın eserleri Çoruh Vadisi’nde yöre halkıyla, sanatseverlerle buluşuyor.

 

Baksı Müzesi 10. yılında ışığıyla kadın ve çocukları aydınlatıyor
Şimdi Baksı Müzesi yeni projelerle karşımızda.


Bu projelerin tam ortasında kadın ve çocuklar var.

Hüsamettin Koçan’ın söylediği gibi, erkeklerin iş nedeniyle büyük oranda göç ettiği bölgede kültürü, gelenekleri yaşatan, koruyan ve besleyen kadınlar.


“Babam gurbete gitti, annem geride kaldı. Diğer kadınlar da öyle. İşte bu yüzden kadınların ekonomik olarak güçlenmesi gerek” diyor Koçan.


Bölgedeki kadınları güçlendirmek için Baksı Müzesi’nin öncülüğünde Bayburt Merkez’de “Kadın İstihdam Merkezi” açılıyor.



Merkezin tasarımı mimar Melkan Tabanlıoğlu’na ait.


Amaç doğal boya, el işi atölyeleriyle kadının istihdama katılmasını sağlamak.


Kadınların üretimini uluslararası pazara açmak.


Baksı Müzesi’nin ışığı sadece kadınları değil çocukları da aydınlatıyor.


Zira Koçan’ın aktardığına göre, 2013 yılından beri düzenlenen “Öğrenci Sanat Şenlikleri”yle çocuklarla iç içe olan müze yetenekli çocuklara verdiği bursları yaygınlaştıracak.


Bayburt’un yanı sıra burslar Erzurum, Trabzon, Artvin, Gümüşhane’ye de verilecek.


Her ilde 15 çocuk Baksı Müzesi’nin bursundan yararlanabilecek.


Baksı Müzesi Vakfı Yönetim Kurulu’nun tümünün kadından oluştuğu hatırlatan Hüsamettin Koçan “Bizim vakıfta erkeklere yer yok” diyor gülerek.


“Baksı iyi yürekli insanların projesi” diye ekliyor.


Bu iyi yürekliler arasında yıllardır desteklerini esirgemeyen sanatçılar kadar Polimeks, Ülker gibi grupların başını çektiği iş çevreleri de var.


İş çevrelerinin Baksı’ya ulaşımını kolaylaştırmak için valilik iki helikopter pisti yapıyor.


Bölgedeki kültür turizmine büyük katkı sağlayan Baksı Müzesi’nin devlet kurumlarının desteğini alıyor olması sevindirici.


Baksı Müzesi’nin saçtığı ışığın giderek artması dileğiyle.

 


TRABZON’DA EVLİYA ÇELEBİ’NİN İZİNDE

 

HAKEME dayak nedeniyle Fenerbahçe maçının yarıda kaldığı hafta sonunda Trabzon’daydım.


Komili’nin desteklediği, şef Ömür Akkor’un tam 15 yıldan beri üzerinde çalıştığı “Lezzet Seyahatnamesi” nde yer alan lezzet duraklarına uğradık.


Trabzon Çarşısı’nda 1853’ten beri hizmet veren Kalkanoğlu Pilavcısı, 4.kuşağın iş başında olduğu Rüştü’nün Fırını, yıkılacağı ve TOKİ’ye teslim edileceği söylenen Kadınlar Pazarı kadar tarihi olmasa da Bordo Mavi Balık da duraklar arasındaydı.


Burada bir sürpriz bizi bekliyordu.


Ömür Akkor’un elinden düşürmediği Evliya Çelebi Seyahatnamesi’ndeki tek tarif olan hamsi pilaki.


Evliya Çelebi bu yemekten o kadar çok etkilenmiş ki, kitabında “hamsiyi maydanoz, kereviz, soğan, pırasa ve tarçınla buluşturan” tarifini vermiş.


Evliya Çelebi’nin ünlü kitabındaki tek tarifi veren, Türkiye’nin ilk opera binasına (yapımı 1912) sahip olduğu söylenen Trabzon gibi bir şehrin bu kez de dayakla gündeme gelmesi ne yazık.


Bu arada Akkor’un, yazmak için 250 bin km. kat ettiği “Lezzet Seyahatnamesi” önümüzdeki günlerde yayınlanacak.

 

X