"Fuat Bol" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Fuat Bol" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Fuat Bol

Zor oyunu bozdu!

Barış Pınarı harekâtıyla Türkiye, Suriye’de kötü emelleri olan tüm ülkelerin heveslerini kursaklarında bıraktı. Kaderin cilvesine bakın ki tüm ülkeler Türkiye’yi suçluyor ama Suriye’de bulunan ülkeler içinde yegâne masum Türkiye’dir. Yalnızca Türkiye’nin meşru sebebi vardır, zira Türkiye’nin güney sınırı terör örgütlerinin tehdidi altındadır. Ayrıca Türkiye orada, Suriye’nin toprak bütünlüğünün temini için vardır.

Bunu da ABD ile yaptığı anlaşmayla teyit etti.

Türkiye’nin ne istediğini Sayın Erdoğan son grup toplantısında dile getirmişti. “Askeri harekâtı yalnızca bir şekilde sonlandırırız, o da terör örgütlerinin silah ve mühimmatlarını bırakıp Türkiye’nin belirlemiş olduğu güvenlik şeridinin dışına çıkmaları halinde” dedi.

ABD ile varılan anlaşmada Türkiye tüm isteklerini kabul ettirdi.

Yarın kurulacak Suriye masasında eli en güçlü ülkeler Türkiye ile Rusya olacaktır. Putin izlediği ince siyasetle tüm taraflarla konuşabilen tek ülke konumundadır ve rejimin davetlisi olarak oradadır. Rusya, bu bahane ile sıcak sulara inmenin keyfini sürmektedir.

İran tamamen Şii emelleri için orada ve tüm bölgede fırsat kollamaktadır. Lakin bir taşla iki kuş vurmak isterken az kalsın evdeki bulgurdan da oluyordu. İran, aklı sıra Irak, Suriye, Körfez ülkeleri ve Yemen dahil, Şii-Pers yayılmacılığını gerçekleştirecekti.

Oysa şimdi İran, Irak’ta kaybettiği prestijini Suriye’de kurtarmanın derdindedir.

Suriye’nin en büyük kaybedeni ise ABD ve İsrail’dir. Çünkü İsrail güdümündeki ABD yönetimi, PKK/YPG ve PYD’yi, DEAŞ’la mücadelede kullandı. O da aklı sıra terör örgütünü başka bir terör örgütüyle temizleyecekti.

Yani kanı kanla temizlemeye kalktı ve her zaman ve her yerde olduğu gibi burada da yüzüne gözüne bulaştırdı.

Suriye’nin kuzeyinde ve doğusunda kanton devletçikler oluşturacak ve bilahare bunları birleştirecekti. Bunlar da İsrail’in dinsel ideali olan Fırat’a ulaşmak için tadımlık lokmalar olacaktı. (Arz-ı mevud ‘Nil ile Fırat arası’: Tanrı’nın sözde İsrailoğullarına vaat ettiği kutsal topraklar)

Türkiye önce Fırat’ın batısına harekât düzenleyerek muhayyel devletçiğin denizle bağını kopardı. Fırat’ın doğusuna yaptığı harekâtla da başta Türkiye olmak üzere, İran’ı ve Irak’ı da tehdit edecek ve her birisi için ‘hançer’ olabilecek böyle bir devletçiğin kurulmasını önledi.

ABD, Ortadoğu’nun ne denli netameli bir coğrafya olduğunun farkında değil. İngiltere bunun farkında ve dikkat ederseniz, kucağındaki kediyi severek(!) olayları uzaktan izliyor.

Zira bölgenin ‘Pandora’nın kutusu’ olduğunu en iyi İngiltere bilir.

ABD gibi bodoslama dalmıyor. Pragmatist Trump, Türkiye’nin başlattığı ve başarıyla sürdürdüğü harekâtla durumun vahametini gördü ve anlaşmaya gitti.

Zaten daha önce Suriye’den çekilme kararı almıştı.

Türkiye’nin hesabı ise çok açık: Suriye’nin kuzeyinde güvenlik koridoru oluşturup (ki burasını müstevliler terör koridoru olarak hayal etmişlerdi) bir kısım mülteciyi orada iskân ettirmektir.

ABD bir taraftan “PKK, DEAŞ’tan daha tehlikeli bir terör örgütüdür” derken, diğer taraftan onunla mücadele eden Türkiye’ye ‘dur’ diyemezdi.

Hele hele Türkiye gibi NATO’nun güneydoğusunu kontrol eden bir müttefikini Rusya’nın kucağına itemezdi.

Sonuçta Türkiye, şimdilik hem sahada hem masada kazandı.

Dileriz bundan sonraki süreç de sahaya iş düşmeden masada halledilsin.

X
YAZARIN DİĞER YAZILARI