"Fuat Bol" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Fuat Bol" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Fuat Bol

Yurtta sulh, cihanda sulh ne demektir?

TÜRKİYE’nin uygulamakta olduğu aktif dış politikasının, Mustafa Kemal Atatürk’ün 20 Haziran 1931’de, seçim dolayısıyla millete beyannamesinde dile getirdiği ‘Yurtta sulh, cihanda sulh’ ilkesine karşı olduğunu ileri süren zavallılara birkaç sözümüz olacak.

Mustafa Kemal Atatürk bir Osmanlı kurmayıdır ve bu ilkeyi “Hazır ol cenge istiyorsan sulh ü salah” sözünden esinlenerek dile getirmiştir. Nitekim aynı Mustafa Kemal, doktor ve şair olan Abdülhak Molla’nın “Bu mesel ile bulur cümle düvel fevz ü felah/ Hazır ol cenge eğer ister isen sulh ü salah” bu günün Türkçesiyle: “Tüm devletler kurtuluş başarısını şu ibretlik sözde bulur: Şayet barış istiyorsan savaşa hazır ol” mısralarını 1 Mart 1922 günü Meclis’te açış konuşmasında ifade etmiştir.

Türkiye’nin dün Kıbrıs’ta, bugün Suriye’de gerçekleştirdiği harekâtlara bakın, isimleri Kıbrıs BARIŞ Harekâtı, BARIŞ Pınarı harekâtıdır. Yani Türkiye barış için operasyon düzenliyor, bir kısım andavallıların iddia ettikleri gibi ‘fetih’ için değil.

Şayet kimilerinin anladığı gibi Atatürk, öyle etliye sütlüye karışmayan ve bana dokunmayan yılan bin yaşasın anlayışında olsa idi, Hatay olduğu yerde kalır ve anavatana katılmazdı.

Üstelik buradaki yılan (terör örgütleri) bize dokunuyor ve hatta bunların kuruluş amaçları ve hedefleri Türkiye’dir, Türkiye’yi paramparça etmektir.

Türkiye başından beri kendi güvenliği ve Suriye’nin toprak bütünlüğü için uğraş veriyor.

Görmüyor musunuz, ABD’nin silahlandırdığı terör örgütleri sınırımızda konuşlanıyor ve aldıkları bu silahları Türkiye’ye doğrultuyor.

ABD’ye, bunları niçin yapıyorsun diye sormayalım mı? Türkiye’yi bölmeyi hedefleyen ve bu amaçla sınırımızda konuşlanan terör örgütlerini sınırımızdan kovmayalım mı?

Aynı ABD, dün de Rakka için, sözde DAEŞ’e karşı PYD’yi ağır silahlarla donatmışlardı. PYD Rakka’yı ele geçirince 4 bin DAEŞ’li militanın kılına zarar vermeden oradan gitmelerine göz yumdular.

DAEŞ oradan çekilince ABD verdiği ağır silahları PYD’den alacaktı, bunun sözünü vermesine rağmen almadı.

13 maddelik bu yeni anlaşma ile de PKK-PYD’nin elindeki ağır silahların bırakılacağı sözü var.

Hani nerede? Hangi ağır silahları nerede bıraktılar?

Kim ne derse desin, artık mızrak çuvala sığmıyor. DAEŞ’i de PYD-YPG-PKK’yı da kurup geliştiren, silahlandırıp eğiten ve sonra da bunlardan birini bahane edip tavşana kaç tazıya tut diyen ABD’nin ta kendisidir.

ABD’ye bütün bunları yaptıran İsrail ve İsrail’in ABD’deki derin Siyonist güçleridir.

Malum, Türkiye eski Türkiye değildir. Terörle mücadelede yeni konsept, terörün dünyanın neresinde olursa olsun ininde vurulmasıdır.

Her türlü savaşta ve terörle mücadelede en iyi savunma hücumdur.

Türkiye’nin hücumu, terörü bitirmek, sınırlarında emniyeti sağlamak ve içerideki sığınmacıları yurtlarına yerleştirmektir.

Yani ABD’nin terör örgütlerine yıktırıp yok ettirdiği barış ve huzur ortamını geri getirmektir.

Demek ki neymiş?

Barış için her an cenge hazır olmalıyız.

X
YAZARIN DİĞER YAZILARI