Sefil mantık!

Şu sefil mantığa bakar mısınız? Neymiş efendim, başörtülü hâkim olursa, onun vereceği kararın adaletinden şüphe edermiş. Buna göre hâkim olan hanımefendi, karar verdiği esnada başı açıksa adalet dağıtan oluyor, başını örtmüşse verdiği kararla zulmediyor!

Haberin Devamı

İnsanları ayrıştıran, ötekileştiren, giyim-kuşam ve renklerine göre sınıflandıran bu ırkçı, faşist ve dayatmacı zihniyet yüzünden onlarca yıldır birbirimize kıyıyoruz.

Bu sefil anlayışa göre demek ki başı açık bir hâkimin karşısına, avukat, sanık veya tanık olarak başı kapalı kim gelirse, bunların da savunmaları ve tanıklıkları geçersiz, öyle mi?

Başı kapalı kişilerin savunmalarını ve şahitliklerini esas alıp kararlarınıza dayanak yapacaksınız; bunlar adaleti zedelemeyecek, bunları değerlendiren hâkimin kararı (vereceği hüküm), başının açık veya kapalı olmasına göre değer taşıyacak.

Peki, başı kapalı hâkimin adaletinden şüphe ettiniz de aynı hâkimin, hâkim olan eşinin (kocasının) vereceği karardan nasıl emin olabileceksiniz?

Yani kadın olunca kararı adaletsiz, erkek olunca adaletli mi?

Haberin Devamı

Sizce adaletin ölçüsü başı açık olmak mı?

Aynı sefil mantık, bir de şöyle uyduruk bir gerekçe(!) bulmuş: Başörtüsü ayrıymış, türban daha başka bir şeymiş. Hatta ve hatta türban simgeymiş ve başkaldırı aracıymış.

Kadınların da tıpkı erkekler gibi başlarını örten çeşitli giysileri var; tercihi kendileri yapar ve buna kimse karışamaz. Bir erkek Lenin kasketi (işçi kasketi) giyse, başındaki isyan aracı diye yargılanabilir mi?

Ne diyelim, Allah akıl fikir versin!

Siz kendinizi akıllı, âlemi sersem mi zannediyorsunuz?

Siz insan hakları konusunda ikircikli, yani yalnızca kendinizi insan görüp kendinize hak tanıyan bencillersiniz; faşistlerin ta kendilerisiniz!

Siz öküz altında buzağı arayan, zaman tünelinde kalmış gerçek yobazlarsınız!

Sizde insana, insani değerlere, insan hak ve hürriyetlerine saygının zerresi yok!

Olsaydı böyle düşünebilir miydiniz?

Bu ülke halkının yüzde 90’ına yakını Müslüman değil mi? Müslümanlar inançlarına göre giyinemeyecek mi?

Bu kafanın Türkiye’nin de altına imza atmış olduğu İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nden haberi var mı? Bakınız, bu bildirgenin 18. maddesi ne diyor?

“Herkesin düşünce, vicdan ve din özgürlüğüne hakkı vardır; bu hak, din veya inancını değiştirme, tek başına veya topluca ve KAMUYA AÇIK VEYA ÖZEL OLARAK ÖĞRETME; UYGULAMA, İBADET VE UYMA YOLUYLA AÇIKLAMA SERBESTLİĞİNİ DE KAPSAR.” (18. madde)

Haberin Devamı

Bu kafa, yoksa başı örtülüleri bildirgede tanımlanan şekliyle ‘herkes’ (insan) saymıyor mu?

Bu kafaya göre İngiltere tarihinde hiç adaletli karar verilmemiştir. Zira oradaki hâkimler (erkekler de) uzun peruk takarlar. Yani başları açık değildir.

Zift dolu bu kafa, asıl kendi derdine yansın: Zira şapka kanununa göre erkeklerin başları açık olarak sokağa çıkmaları, dolaşmaları yasaktır. Neden bunu dillerine dolamıyorlar? Çünkü kendileri de aynı suçu işliyorlar.

Üstelik Atatürk, erkeklere şapkayı zorunlu kılarken kadınlara herhangi bir zorunluluk getirmemiştir. Kadınları, giyim ve kuşamları konusunda serbest bırakmıştır. Dileyen başını açar, dileyen kapatır.

Haberin Devamı

Nitekim Atatürk’ün annesi de hanımı da başları kapalı (başörtülü) hanımlardı.

Atatürk, 1930’lu yıllarda kadınlara seçme ve seçilme hakkını tanıdı lakin kraldan ziyade kralcı geçinenler (sözde Atatürkçüler), bundan yarım asır sonra seçilen başörtülü bir hanımı TBMM’den kovdular.

Yapılan düzenlemelerle tüm bu saçmalıklara son verilmiş, kadınlarımıza yapılan bu zulüm ortadan kaldırılmıştır.

Bundan böyle başörtüsünü-türbanı dillerine dolayanların maksatları başkadır ve asla başörtüsü-türban değildir.

Bu kafa, Milli Mücadele’nin kadın kahramanlarının resimlerine bakınca ne düşünüyor acaba?

Yoksa utancından başını kaldırıp bakamıyor mu?

Yazarın Tüm Yazıları