"Fuat Bol" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Fuat Bol" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Fuat Bol

NATO kafa, NATO mermer!..

2. DÜNYA Savaşı’nın galipleri dünyanın kurallarını belirledi. İki kutup eksenli olarak parsellenen dünyada aslan payı, ABD ile Sovyetler’e bırakıldı.

Kızıl sömürü düzeni 1990’a kadar sürdü. 1990’larda Sovyet imparatorluğu dağılınca, tek kutuplu kalan dünyanın jandarması ABD kaldı.

Rakipsiz kalan ABD, tüm dünyayı köpeksiz köy olarak gördü ve tabir caizse, zücaciye dükkânına fil gibi daldı. Elindeki gücü, sömürü ve zulüm aracı olarak kullandı ve kullanmaya devam ediyor.

Uluslararası askeri bir pakt olan NATO’yu da adeta ABD’nin ‘özel’ ordusu gördü ve bu şekilde kullandı ve kullanmaya devam ediyor.

ABD, NATO’yla, üye olan bir kısım ülkelerle güvenlik işbirliği yaparken, diğer bir kısmını da kontrol ediyor. Türkiye de ikinci kategoride yani kontrol edilen ülkeler arasında bulunuyor.

Nitekim Türkiye, haklı olarak, “Ben, NATO’daki tüm yükümlülüklerimi yerine getirdim ve getiriyorum ama NATO bana yardım etmediği gibi, beni yalnız bırakıyor ve hatta NATO’nun ipini elinde tutan ABD, terör örgütleriyle el ele verip benim üzerime geliyor” diyor ama lafını kimseye dinletemiyor.

Düşünebiliyor musunuz, kırmızı bültenle aranan terör örgütü militanları, başta ABD olmak üzere NATO’ya dahil tüm AB ülkelerinde ellerini kollarını sallayarak geziyor ve hatta lüks içinde yaşatılıyorlar.

Türkiye’nin önünde iki yol vardı, birincisi statükonun devamıydı. Yani eskiden olduğu gibi tüm bu yapılanlara seyirci kalacak, Suriye’nin kuzeyinde yeni bir Kürt devleti (gerçekte terör devleti) kuruluşuna ve kendi ülkesinin parçalanmasına göz yumacaktı.

Ya da yetti gayri diyerek, kendi göbeğini kendisi kesecekti.

İşte, sınır ötesinde yapılan harekâtlar, emperyalistlerin bu oyununu bozmaya yönelikti. Üçüncüsü olan Barış Pınarı harekâtında, pabucun ne denli pahalı olduğunu gören tüm şer güçler tutuştular.

Türkiye, ABD ve Rusya ile yaptığı sınır güvenliği anlaşmalarıyla, yüz yıl sonra yeniden hortlatılan emperyalist planları tarihin çöplüğüne attı.

NATO zirvesinden hemen önce ise Türkiye, Libya ile ‘Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılmasına İlişkin Mutabakat Muhtırası’nı imzalayarak, Doğu Akdeniz’deki siyasi gücünü perçinledi.

İşte Londra’da gerçekleştirilen NATO zirvesi bu hengâmede yapıldı ve hiçbir sonuç elde edilemeden bitti.

Ne hazindir ki NATO’ya üye ülkeler, daha terör ve terörist tanımlarında bile anlaşabilmiş değiller. Gerçi NATO’nun sonuç bildirgesinde, “Her türlü terörist örgütle mücadele kararı alındı” deniyor denmesine de, bu kararın kuvveden fiile çıkabileceğine kimse inanmıyor.

Zira görünen köy kılavuz istemez.

ABD, kendi ülkesindeki terör saldırısını bahane edip, “Ya yanımdasınız, ya karşımdasınız!” diyerek bir ülkeyi işgal edebiliyor ama 40 yıldır terörist eylemlere maruz kalan Türkiye’yi sadece yalnız bırakmakla kalmıyor, Türkiye’nin mücadele ettiği YPG’ye terör örgütü bile diyemiyor.

Üstelik diğer NATO ülkeleri ve hatta içimizdeki ‘İrlandalılar’ da YPG’ye terör örgütü demiyor, diyemiyor.

NATO kafa NATO mermer!

Nato kafa, nato mermer!

Bu kafa ve bu NATO’yla nereye kadar?

X
YAZARIN DİĞER YAZILARI