"Fuat Bol" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Fuat Bol" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Fuat Bol

Hac ve kurban (1)

NOT: Aşağıdaki yazı Muhyiddin ibn Arabi’nin ‘Fütuhat-ı Mekkiyye’ kitabından derlenmiştir.

 

Öncelikle sevgili okuyucularımın Kurban Bayramını kutluyorum; Arafat’ta vakfe yapıp Kâbe’yi ziyaret eden milyonlarca hacımızı da tebrik ediyor, hac ve kurban ibadetlerinin makbul ve hayırlara vesile olmasını diliyorum.

Allahü Teâla dostu Hz. İbrahim’e hitap derken “Evimi, kendisini tavaf ve secde edenler için temizle!” (el-Hac, 26. ayet meali) diyerek (Kâbe anlamındaki) Evi kendisine ait yapmış, ardından o evin insanlar için yapılmış ilk ibadethane olduğunu bildirerek şöyle buyurmuştur: “İnsanlar için yapılmış ilk mescit, mübarek Mekke’dedir. Orası insanlar için hidayet kaynağıdır. Orada apaçık ayetler (deliller) ve İbrahim’in makamı vardır. Oraya giren kimse güvendedir. İnsanların, evini ziyaret etmeleri Allah’ın onların üzerindeki hakkıdır.” (Al-i İmran, 96 ve 97. ayet mealleri)

Bu nedenle Allahü Teâla onu arşın benzeri ve örneği yaptığı gibi, onu tavaf eden insanları da (ayette açıklandığı gibi) ‘arşın etrafında dönerek O’nu öven’ (ez-Zümer, 75. ayet meali) meleklere benzetmiştir...

Allahü Teâla mümin kulunun kalbini saygın bir ev ve büyük bir harem yapmış, gök ve yer kendisini sığdıramazken bu kalbin Allah’ı sığdırabildiğini belirtmiştir. Buradan, müminin kalbinin bu evden (Kâbe) kesin olarak daha üstün olduğunu anladık. Bundan dolayı da buyurulmuştur ki müminin kalbini kırmak Kâbe’yi yıkmaktan daha büyük günahtır.

Allah’ın evi, mümin kulunun kalbidir. Ev, O’nun isminin evidir...

Hac, bu evin belirli bir zamanda sürekli ziyaret edilmesi anlamına geldiği gibi kalp de belirli bir halde ilahi isimlere ulaşmak ister. Çünkü her ismin kendisine özgü özel bir hali vardır. Söz konusu hal her ne vakit kuldan ortaya çıksa, kendisine ait ilahi ismi aradığı gibi o isim de bu hali arar.

Bu nedenle ilahi isimler kalp evini ‘hacceder’ (sürekli ziyaret eder)...

Kâbe’ye yönelmek, Allah’a değil, Allah’tan dolayı olduğuna göre, O’na kendiliğinden değil Rabbinle yönelmeye çalışmalısın ki Hak kaynaklı bir niyet sahibi olabilesin. Çünkü Allah, başka bir evi değil, bu evi amaçlamış, kullarından özel bir nitelikle ona yönelmelerini istemiştir. Bu özel nitelik, ihram giymek ve haccın bütün fiilleridir.

Malum, haccın başlangıcı da sonucu da tavaftır. Allah sana kendisine değil, evine yönelmeyi emretmiştir. Zira Allah onu maddi bir yönelme yaptı. Bu yönelişte en yakını Mekke’de bulunan ev ile Kâbe arasındaki yer olan bir mesafenin aşılması gerekmektedir. Halbuki Allah “her nerede olursan ol” seninle beraberdir. Dolayısıyla maddi bir yürüyüşle seninle birlikte olana ulaşman mümkün değildir.

Böylece Allah her daim seninle beraber olduğunu sana bildirmiştir.

Yine bu büyük âlimin (İbn Arabi) aynı eserinde Cenab-ı Hakk’ın kalbine ilham ettiği bir sırrını bayram müjdesi olarak vermek isteriz. Şöyle ki: “Kullarıma kendileri için belirlediğim cömertliğimi göster. İyilik on ile yedi yüz katıyla ödüllendirilecektir, günah ise benzeriyle. Günahın fiili, günah olduğuna inanmanın karşısında direnemez. Benim kullarım rahmetimden nasıl ümit keser! Rahmeti her şeyi kuşatmıştır. Ben ise kullarımın zannına göreyim. Öyleyse benim hakkımda iyi zanda bulunsunlar.” (Muhyiddin ibn Arabi, Fütuhat-ı Mekkiyye, 5. Cilt, Litera Yayıncılık, İstanbul)

Allah cümlemizi her daim kendisiyle beraber olduğumuz şuuruna erdirsin.

X
YAZARIN DİĞER YAZILARI