"Fuat Bol" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Fuat Bol" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Fuat Bol

Güçlünün hukuku

İnsanlık tarihi boyunca hak ve hukuk kendine zemin aradı. Bugün hâlâ hukukun üstünlüğü mü, üstünlerin hukuku mu diye tartışıyor ve kantarın topuzunu kaçırıyorsak yandığımızın resmidir.

Zira Marcus Aurelius’un evrensel kabul gören vecizesinde ifade ettiği gibi, “Yasalar örümcek ağına benzer; küçük sinekler ağa takılır kalır, büyük sinekler ağı deler geçer”.

Hele uluslararası arenada hukuk, güçlü ülkelerin elinde kuşa çevrilip tek kelimeyle ‘guguk’ yapılmıştır.

Öyle ki ülkelerin güçleri oranında hukuksuzlukları ve zulümleri artıyor. Üstelik bu ülkeler küstah olmalarının yanında pervasız da.

Nitekim vaktiyle alay-ı vâlâ ile kurulan ve kendi konularında uluslararası hukuku sağlayacak tüm kurum ve kuruluşlar çöktü. Yalnızca adları var, kendileri yok.

Bunların başında da BM ve NATO gelmektedir. BM’de 196 ülkenin kara dediğine, tek bir ülke, sadece ABD ak dese, ak olarak kabul görür. Dolayısıyla güçlü zalimlerin yaptıklarının yanlarında kâr kaldığı ve altta kalanların canlarının çıktığı bir dünyada yaşıyoruz.

ABD dünyanın öbür ucundan Irak’a gelip neden işgal etmişti? Sözde gerekçesi neydi?

Bozacının şahidi şıracı kabilinden İngiltere’yi yalanına ortak ederek “Saddam’ın kimyasal silahı var” deyip gelip işgal etti. Sonunda yalancı ortağıyla birlikte itiraf ettiler, kimyasal silah olmadığını söylediler.

Bir ülke liderine iftira edip ülkesine gireceksin, ülkeyi yangın yerine çevireceksin (ki Irak hâlâ yanıyor), yüz binlerce insanın ölümüne sebep olacaksın, sonunda da petrol kuyularını ele geçirip, çekip gideceksin.

Giderken de içeride döşediğin dinamitlerin fitillerini ateşleyip gideceksin. (İran’a endeksli Şii yönetimi ve DAEŞ terör örgütü yapılandırılması)

Bütün bu kepazelikler yetmezmiş gibi bir de Irak sınırını DAEŞ’ten korumak bahanesiyle gelip Suriye’ye girecek, oradaki terör örgütlerini silahlandıracak ve bu kez de Suriye’nin kuzeydoğusundaki petrole konacaksın.

Irak’a Saddam’ın sahip olduğu kimyasal silahlar yalanını bahane edip girdin, peki Suriye’ye giriş bahanen ne? DAEŞ mi? DAEŞ’i kurup geliştiren sensin. DAEŞ militanları Rakka’da ablukaya alındığında, silahlarıyla birlikte oradan çekip gitmelerine göz yuman da sensin.

Şimdi de kalkmış, göstermelik olarak liderini öldürüyor ve bunu dünyaya bir başarı gibi sunuyorsun.  Mekkeli müşrikler gibi, önce putu yapıyor ve tapınıyorsun, ardından acıkınca o putu yiyip yerine başka bir put dikiyorsun!

Trump aklımızla alay edercesine Obama’yı suçluyor ve PKK’ya destek verdiğini söylüyor. Bunu söylerken de aynı PKK’nın Suriye’deki uzantılarına (YPG/PYD) 30 bin TIR dolusu silah ve mühimmatı vermekten geri kalmıyor.

ABD dün olduğu gibi bugün de bölgemizi üstünlerin hukukuna göre dizayn etmek istedi.

Türkiye’nin onca ikazlarına aldırış etmedi ve gözümüzün içine baka baka sınırımızda bir terör devleti kurulmasını teşvik etti.

Türkiye, nefsi müdafaa kabilinden yaptığı askeri harekâtla ilk defa ABD’nin sahip olduğu ‘güçlü hukuku’nu alt edip hukukun üstünlüğünü sergiledi.

Türkiye’nin bu tavrı, dileriz hem ders hem ibret ve hatta örnek olur.

X
YAZARIN DİĞER YAZILARI